Murat Arın: Yeterince altın var mı?

Giriş Tarihi: 1.12.2013 06:30
ABD'de Şükran Günü tatili olunca küresel piyasalar geçen haftayı sakin geçirdi. Avrupa'nın ne kadar iyi durumda ama aynı zamanda ne kadar kötü durumda olduğuna yönelik haberler ağırlıktaydı. Euro Bölgesi'nde ve Japonya'da fiyat artış endeksleri açıklanırken ekonomistler nafile enflasyon izleri aradı. Trilyonlarca euro ve yen para basılmış olmasına karşın yıllık fiyat artışları yüzde 1'i bile bulmuyor, bu da deflasyon kaygılarının sürmesine yol açıyor. ABD'de politikacıların 13 aralığa kadar bütçe konusunda uzlaşmaları umuluyor ama son üç yıldır kadar olduğu gibi Cumhuriyetçiler ile Demokratlar arasında herhangi bir uzlaşma işareti yok. ABD'de yılbaşından itibaren otomatik bütçe kesintilerinin devreye gireceği görülüyor. Ocak ayının ortasında ise federal hükümetin kapanması konusu yeniden gündeme yerleşebilir. ABD ve dünya ekonomisinin durumu ancak kurtarmasına karşın, küresel piyasalar Fed'in tahvil alımlarını azaltacağı beklentisiyle hareket ediyor, önümüzdeki cuma günü ABD'de açıklanacak işsizlik verileri iyi gelirse aralık ayında azaltım yönünde bir karar çıkması tahminleri ağır basacak. Soru şu: Fed Başkanı Ben Bernanke borsalarda oluşturduğu balonu giderayak patlatacak mı yoksa saatli bombayı kendisinden sonra gelecek Janet Yellen'e mi hediye edecek? Bernanke "ben çıkarttım ben düşürürüm" demek istemiyorsa yeni bir karar almadan görevi bırakmayı tercih edecektir. Bu şekilde tarihte Fed'i rekor seviyelere taşıyarak zirvede bırakmış başkan olarak anılabilir. Alternatif tarih ise "maestro" Alan Greenspan için olduğu gibi Bernanke için de iyi notlar düşmeyecek. Batı satıyor, doğu emiyor ABD'li yatırım bankalarının öncülüğünde altın fiyatları düştü ve düştüğü yerde kaldı. Bu düşüşte başta Goldman Sachs olmak üzere ABD bankalarının raporları ve satışları etkili oldu. Bunun sonucunda özellikle altına dayalı yatırım fonlarından ciddi çıkışlar gerçekleşti. Bu yıl fonlardan yaşanan çıkış, dünyadaki bir yıllık altın üretiminin yüzde 40'ına yaklaştı. Bununla birlikte fiziksel altın batıdan doğuya taşınıyor, batıdaki altın depoları boşalırken, Asya'da yeni depolar açılıyor. Çin her ay biraz daha fazla altın çekiyor. Hindistan'da hükümetin altın alımlarını kısıtlamak için koyduğu vergilere karşın talep pek azalmadı, üstelik komşu ülkelerden, özellikle Tayland'dan kaçak girişlerde patlama yaşanıyor. Türkiye ve Rusya'da da altın talebi sürüyor. Çin, Hindistan ve Türkiye dünyadaki altın üretiminin nerdeyse yüzde 90'ını satın alıyor. Bu yıl 2750 ton altın üretimi öngörülüyor. Bu üç ülkenin toplam altın talebi ise 2450 ton civarında olacak (Türkiye'nin ithalatının 250 ton civarında olması bekleniyor). Toplam altın talebinin ise 4100 düzeyinde olması hesaplanıyor. Kabaca üretimin yüzde 50 üzerinde bir talep var ama bu talep fonlardan satışlarla ve mücevherlerin geri dönüşümüyle karşılanıyor. 3,7 trilyon dolar rezervi olan Çin Merkez Bankası, 1,3 trilyon dolar düzeyinde olan ABD tahvil pozisyonunu azaltmayı planladığını açıkladı. Tahvillerin tamamını istese bile hemen altına dönüştürmesi mümkün değil çünkü bir yılda çıkartılan altının toplam değeri 110 milyar dolar. Yerin altında bilinen altın rezervlerinin toplam değeri bile 2 trilyon doları ancak buluyor. Dünyadaki çıkarılmış toplam altın rezervi ise 7 trilyon dolar civarında hesaplanıyor. ABD ve Avrupa merkez bankalarının trilyonlarca dolar para basması nedeniyle gidişi iyi görmeyenler için altın iyi bir sigorta işlevi görüyor. Spekülatörler altın satarken, geleneksel yatırımcılar ve merkez bankaları altın alımlarını sürdürüyor. Altın fiyatlarındaki düşüş arz talep dengesinin doğal bir sonucu mu bunu görmek için biraz daha beklemek gerekecek.
ARKADAŞINA GÖNDER
Murat Arın: Yeterince altın var mı?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz