X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Murat Arın: Borsaların acelesi niye?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Murat Arın: Borsaların acelesi niye?

  • Giriş Tarihi: 10.3.2013 10:30

Küresel piyasalar olumlu bir haftayı daha geride bıraktı. Dow Jones Sanayi Endeksi 2007 yılındaki rekorunu yenilerken İMKB son iki haftadır girdiği hızlı yükseliş temposunu sürdürdü. Küresel piyasalarda, dünya ekonomisindeki sorunlar gözardı edilirken, ekonomilerin merkez bankalarının saçtığı likiditeyle düze çıkacağı umudu korunuyor.
Oysa Avrupa, ABD ve Japonya durgunluktan çıkamıyor. Euro Bölgesi'nde borç sorunları olan ülkelerden sonra durgunluk Almanya'yı da vurmaya başladı. Almanya'da fabrika siparişlerinin ocak ayında yüzde 1.9 düştüğü açıklandı, siparişler 2012'yi de sert düşüşle kapatmıştı. Avrupa Merkez Bankası (ECB), Euro Bölgesi için daralma beklentisini yüzde 0.5'e çıkardı. İtalya'da seçimlerde oyların çoğunun kemer sıkma politikalarına karşı olan partilere gitmesinin ardından sıkı bütçe politikalarını savunan Merkez Sol da çark etti ve ekonomiyi büyütmeye yönelik önlemlere ağırlık vereceklerini açıkladı. Bu durumda kurulacak herhangi bir hükümetin kemer sıkma politikalarından taviz vereceği kesinleşti. İtalya'da siyaset artık AB ve ECB'nin istekleri değil, halkın talebi doğrultusunda yapılacak. Bu nedenle dünyanın en borçlu üçüncü ülkesi olan İtalya'yı zor bir dönem bekliyor, dolayısıyla alacaklı konumdaki Avrupa bankalarını ve küresel piyasaları da.

Draghi'nin tehdidi boş

yazdan bu yana piyasaların istikrar kazanmasında önemli rol oynayan ECB Başkanı Mario Draghi ise "sınırsız tahvil almaları"nın yolunun hükümetlerin elinde olduğu koşulunu tekrarladı. Üstelik bir gazetecinin sorusu üzerine ECB'nin tahvil satın alımları konusunda hiçbir yasal düzenleme yapmadığı ortaya çıktı. ECB, eylül ayındaki toplantısında ülkelerin destek istemesi durumunda tahvil alımı yapacaklarını, bununla ilgili yasal düzenlemenin kısa sürede çıkacağını açıklamıştı. Draghi'nin "sınırsız tahvil alacağız" sözü şu anda arkası boş bir laf. Avrupa yazdan bu yana geçen süreyi boşa harcadı. Banka birliği ve mali birlik konusunda ilerleme sağlanamadı. Batık bankaların, ülkeler tarafından değil, kurtarma fonu ESM tarafından sermayelendirilmesi konusunda da hiçbir gelişme yok. Ve ECB'nin sınırsız tahvil alacağı da şu anda boş bir tehdit. İtalya'daki çözümsüzlük, İspanya'da iktidardaki parti hakkında büyüyen yolsuzluk soruşturmaları Avrupa borç krizinin büyük bir patlamayla geri döneceğini işaret ediyor. Piyasalar iyimserliği bırakıp saldırıya geçtiği zaman Avrupa kağıttan bir kule gibi devrilecek.

Acelenin nedeni İran mı?

küresel borsalarda hızlı yükselişler yaşanırken piyasalardaki bu acelecilik neden kaynaklanıyor? Bunun nedeni, birkaç konuda birden geri sayımın hızlanması olabilir. Merkez bankalarının trilyonlarca dolar basmasına karşın dünya ekonomisi durgunluktan çıkamıyor ve borç yığınları giderek daha hızlı artıyor. Bu kısırdöngüden kurtuluş, yüksek büyümeden geçiyor ancak gelişmiş ekonomiler ABD, Avrupa ve Japonya, borç sorunlarını aşıp büyümeye dönemiyor. Çin'de ise sürekli teşvikle sağlanan büyüme sağdan soldan hava kaçırıyor ve başta emlak balonu olmak üzere sorunlar giderek kontrolden çıkabilir. Avrupa zaten saatli bomba. Önemli bir gerisayım daha var: İran. İran'ın nükleer silah elde etme çabaları, geçen yılki ABD başkanlık seçimi nedeniyle geçiştirilmişti. Geçen yıl İsrail'in İran'ın nükleer tesislerini vurmasına engel olan ABD, bu yıl inisiyatifi ele aldı. Seçimlerin ardından henüz hükümetsiz olan İsrail'in fazla sesi çıkmıyor ama Barack Obama'nın ikinci dönem yönetimi İran'ı tehdidin dozajını artırmaya başladı. ABD, başkanlık seçimleri öncesinde İran'a ekonomik yaptırımlar uygulamakla yetinmişti ve bunlardan bir sonuç elde edilemeyeceği biliniyordu. Artık durum değişti. ABD yönetimi, son birkaç haftadır İran nükleer tesisler konusunda taviz vermezse askeri seçeneklerin masada olduğunu vurguluyor. İran ise nükleer yatırımlarını giderek hızlandırıyor ve Birleşmiş Milletler raporlarına göre nükleer silah elde etmeye her geçen gün biraz daha yaklaşıyor. İran gerçekten 5-6 ay içinde nükleer silah yapacak konuma gelebilir mi? Irak hakkında yayınlanan raporlar akla gelince gerçekten ne olduğunu bilmek imkansız. Gerçek olan şu ki ABD için İran, kısa sürede çözülmesi gereken bir sorun haline dönüşmüş durumda ve gerisayım başladı.