X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Murat Arın: Piyasalar farklı telden çalıyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Murat Arın: Piyasalar farklı telden çalıyor

  • Giriş Tarihi: 31.3.2013 08:30

Avrupa geçen haftayı mevduatların ne kadar güvende olduğunu tartışarak geçirdi. ABD'de merkez bankasının (Fed'in) parasal genişlemeye devam edeceği beklentisi borsayı rekor seviyelerde dolaştırdı. Başta Çin, Rusya ve Hindistan başta olmak üzere birçok gelişen ülke borsasında satış eğilimi devam etti. İçeride ise Merkez Bankası'nın faiz kararı ve ardından gelen S&P'nin geç kalmış not artırımı etkili oldu ve İMKB yükselirken döviz kurları geriledi. Geçen haftaki yazımın başlığı "Avrupa'da para güvende mi?" idi. Güney Kıbrıs'ta yapılanlar, Avrupa'nın para için güvenli liman olmadığının işaretlerini vermişti. Avrupalı politikacılar, bu işaretlerin doğru olduğunu teyit etti ve herhangi bir ülke iflasa sürüklendiği zaman, özellikle devlet güvencesi kapsamında olmayan mevduata el konabileceğini doğruladı. Bu durumda 100 bin euronun üzerindeki mevduat en azından şu ülkelerde güvence altında değil: Yunanistan, Portekiz, İrlanda, Portekiz, Slovenya, İspanya, İtalya ve hatta Fransa. Örneğin Yunanistan ve İrlanda'da bankalar iflas etti ama mevduatlara el konulmadı. İspanya'da bugüne kadar gerçekleşen banka iflaslarında da mevduat güvence altında kaldı. Euro Bölgesi'nin zengin ülkeleri, para toplayıp iflas eden ülkelere aktardı ve vergi ödeyenlerin cebinden çıkan bu yardımların önemli bir kısmı bankaların sermayelendirilmesi için kullanıldı. Avrupalı politikacıların Güney Kıbrıs'taki şaşırtıcı uygulamalarından ve açıklamalarından anlaşılan o ki bundan sonra bankalar kurtarılmayacak, iflas süreci işleyecek. Bu durumda önce banka hissedarları, daha sonra banka tahvillerini satın almış olanlar ve son olarak da bankaya mevduat yatırmış olanlar bu iflas sürecinden para kaybıyla çıkacak. Avrupa'nın borç batağındaki ülkelerinin çoğunda işsizlik oranları yüzde 20'lerde, gençler arasındaki işsizlik oranı yüzde 50'nin üzerinde seyrediyor. Durumu görece iyileşen İrlanda'yı hariç tutarsak bu ülkeler ne kadar kemer sıkarsa sıksın bir işe yaramıyor: Hem ekonomiler daralıyor, işsizlik artıyor hem de borç stokları büyüyor. Bu işin sonunda iflasların, el koymaların gelmesi kaçınılmaz. Avrupa Birliği bu gerçeğe yıllarca direndi ama krizi çözme konusunda ilerleme sağlayamadığı gibi bataklar daha da büyüdü. Bu açıdan, politikacıların "kriz bitiyor" söyleminden vazgeçip "herkes iflaslara hazırlıklı olsun"a geçmesi çok daha gerçekçi bir yaklaşım. Kaçış hızlanabilir Avrupa Birliği politikacıları ve bürokratları, kendilerine, halklarına ve dünyaya yalan söyleyerek krizi geçiştirmeye, sonu ileri atmaya çalışıyordu. Bugün söylemin değişmesi, borç batağındaki ülkelerin durumu biraz daha idare etme çabalarını sona erdirebilir. Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) bankalara bir trilyon euro vermesiyle oluşan iyimserlik hızla dağılabilir ve zordaki ülkelerin bankalarından mevduat kaçışları yeniden hızlanabilir. Güney Kıbrıs'ta yaşananlardan sonra Avrupa bankacılık sisteminin kaybettiği güveni yeniden kazanması imkansıza yakın derecede zor. ABD borsaları da kendi yalanlarını yaşıyor. Avrupa'da işler iyi gitmezken ABD borsaları yeni rekor seviyelere ulaştı. ABD ekonomisi yüzde sıfır ile iki arasında giden gelen bir büyümeye sıkışmış durumda. ABD şirketlerinin en çok faaliyet gösterdikleri bölge olan Avrupa küçülüyor ama Fed'in para basma desteğiyle borsalar yükselişi sürdürüyor. Fed'in tahvil alımları yoluyla bastığı para o kadar büyüdü ki bu noktadan sonra bu politikadan geri dönüş de mümkün değil. Fed'in tahvil alımlarını durdurması, piyasanın ekonominin gerçekleriyle yüzleşmesine neden olacak. Para basma politikaları devam etse bile bu, istikrarlı büyüme olarak geri dönmediği için, bir noktadan sonra anlamını yitirerek borsalardan kaçış yaşanabilir. Gelişen ülke borsaları genelde zayıf bir performans gösterirken İMKB kredi notu artırımları ve teröre çözüm sürecinin etkisinde çok hızlı bir yükseliş yaşadı. İMKB-100 Endeksi, Brezilya Bovespa Endeksi'ni genelde 8 bin puan kadar geriden takip ediyordu. İMKB öne geçtiği gibi Bovespa'ya yaklaşık 30 bin puan da fark attı. Dışardan gelen sıcak para ve kısa vadeli borç girişleri bu yükselişi sürükledi ama ekonominin içinde temel bir sorun olan döviz riskini de büyüttü. Bakalım dünya piyasaları daha ne kadar farklı telden çalmaya devam edecek.