X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Murat Arın: Kemerlerinizi sıkıca bağlayın
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Murat Arın: Kemerlerinizi sıkıca bağlayın

  • Giriş Tarihi: 1.9.2013 12:30

Geçen hafta gelişen ülke paralarından kaçış devam etti. Salı günü Hindistan ve Endonezya'dan başlayan dalga Türkiye dahil birçok ülkenin para birimine ve borsasına yansıdı. Gelişmeler bu dalgalanmaların en azından aylarca süreceğini gösteriyor. Daha yolun çok başındayız. Dünya ekonomisi açısından bunun temel iki nedeni bulunuyor. ABD ekonomisinde çok inandırıcı olmasa da hafif kıpırdanma belirtileri sürüyor, bununla birlikte gelişen ekonomiler, piyasalardaki dalgalanmalarla mücadele ederken giderek yavaşlıyor. Mayısta başlayan ve başta Asya ülkelerini etkileyen bu hareket dolaylı olarak bölgenin iki büyük ekonomisini de vuruyor yani Çin ve Japonya'yı. Hindistan'dan Tayland'a, Malezya'ya kadar birçok ülke döviz kurlarındaki istikrarsızlıkla boğuşurken hem ekonomileri yavaşlıyor hem de paraları Çin yuanı ve Japon yeni karşısında değer kaybediyor.

Büyük durgunluk tehlikesi

Japonya'nın Başbakan Shinzo Abe yönetiminde başlattığı para basıp yeni değer kaybettirme operasyonu mayıs ayından itibaren etkisini kaybetti. Dolar-yen, 22 mayısta 103'e çıktıktan sonra 94'e kadar indi ve son bir aydır 95-100 bandında seyrediyor. Çin yuanı ise aynı dönemde değer kazanarak dolar karşısında rekor seviyelere ulaştı. Bu iki ihracatçı ülkenin ticaretinde Asya ülkeleri önemli bir paya sahip ve şimdi Çin ve Japonya para birimleri birçok ülkenin paralarına karşı yüzde 15-25 arasında değer kazandı. Asya'nın gelişen ülkelerindeki yavaşlama, ekonomilerini ayakta tutmaya çalışan bu ikiliyi olumsuz etkileyecek. Çin yüzde 7'nin üzerinde büyümeye çalışıyor ancak ihracat pazarları duruldukça ve para birimi yuan değer kazandıkça bu giderek daha güçleşecek. Çin'in parasını devalüe etmeye kalkması ise dünya ekonomisinde yeni istikrarsızlıkların temelini oluşturabilir. Bu ortamda, iki yıl daralmadan sonra ancak yüzde 0,3 ile büyümeye dönen Avrupa'nın da bunu koruması zor gözüküyor. Bütün bu risklere karşın ABD parasal genişlemeden adım adım da olsa çıkmaya karar vermiş durumda. Eylülde tahvil alımlarında ilk azalma kararı gelecek gözüküyor. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Ben Bernanke'nin görevi bırakması ve yerine Lawrence Summers'ın atanmasıyla 2014'ün ilk aylarından itibaren bu süreç hızlanacak. Türkiye'nin döviz açığı da gelişmelerden en çok etkilenen ülkeler arasında, ilk grupta olmasa bile ikinci grupta yer almasını sağlıyor. En çok baskı altında olan Hindistan'da, Brezilya'da ya da Endonezya'da yükselen her dalga lirayı da vuruyor. Türkiye döviz açığı nedeniyle bu dalgalanmalardan doğrudan etkilenmeye devam edebilir. 2012'nin ilk aylarından itibaren, 15 ayda 100 milyar dolar sıcak para ve kısa vadeli borç girdi. Hem bu paranın girişine hem de bugün gördüğümüz gibi çıkışına karşı geçen yıl bir strateji oluşturmalı ve önlem alınmalıydı. Bir yıldır tekrarladığım görüşüm değişmedi, bu aşamadan sonra en iyisi kemerleri sıkıca bağlayıp türbülansa hazır beklemek.