X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Şaban ARSLAN: Gençliğimin şehri Samsun'a çok şey borçluyum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Şaban ARSLAN: Gençliğimin şehri Samsun'a çok şey borçluyum

  • Giriş Tarihi: 18.6.2013

B
en, 80 kilometre öteden, Ünye'denim. Fatsa sınırında bir köyde geçti çocukluk yıllarım.
Sonra Ünye Lisesi'nde okudum.
19 Mayıs'tan dolayı gençlik şehridir ya Samsun, benim için de öyle olmuştur...
Samsun'la ilk, 1985 yılında lise son sınıftayken tanıştım.
Bizim zamanımızda Ünye'de dershane yoktu. Samsun'da Ar ve Sakarya dershaneleri vardı. Ar Dershanesi'nin Ellialtılar'daki şubesinde iki sene üst üste hızlandırılmış üniversite hazırlık kursuna katıldım, köyden arkadaşım Adem'le birlikte. O öğretmen oldu, ben gazeteci...

***

Bizim için tam anlamıyla bir "Köyden indim şehre" durumu söz konusuydu.
Kültür şoku yaşıyorduk. Ünye neymiş ki... Yeni tanıştığımız Samsun acayip bir şehirdi bizim için...
Liseyi bitirmişim, hayatımda hiç trafik lambası görmemişim mesela biliyor musunuz. Bir gün Çiftlik'in girişinde, DSİ'nin oradaki trafik ışıklarında karşıdan karşıya geçiyorum, ortalığı inleten bir düdük sesi. Arabaların ortasında genç bir adam yürüyor. Trafik polisi koşarak yanıma geliyor ve "Sen ne yapıyorsun evladım. Sana ceza yazayım mı şimdi. Görmüyor musun yayalara kırmızı ışık yanıyor" diye bağırıyor...
Ne yayası, ne ışığı polis amca, bizim köyde hiç trafik ışığı yoktu ki... Hey gidi günler...
Tepede, Kadıköy Mahallesi'nde bir bekâr evinde kalıyoruz, 7-8 arkadaş. 5 kilometre yolu her gün yürüyerek gidip geliyoruz. Ne servisi, ne otobüsü...
Çiftlik Caddesi... Allahım burası nasıl bir yer böyle! Gece yarılarına kadar canlı. Çalıkuşu dönercisi... Hâlâduruyor sanıyorum. Hayatımda ilk kez döner yiyorum orada. Şehir hayatının nimetleriyle tanışıyoruz.
***

Hiç unutmadığım günlerden biridir.
Nedense çok da komik gelir hâlâ bana.
Dershaneden bir kızla tanıştım. İlk kez buluşuyoruz. Bir kız arkadaşıyla gelmiş.
Benim yanımda da bir arkadaşım var. "Hadi bizi Divan Pastanesi'ne götürün" diyorlar. Bilmiyoruz ki Divan Pastanesi neresi. Gittik ki acayip lüks bir yer, Cumhuriyet Meydanı'nda, Atatürk heykelinin karşısında. Cepte var üç kuruş... O günlerde Laura Branigan'ın 'On the night' şarkısı yakıp kavuruyor ortalığı. Divan Pastanesi'nin bahçesinden giriyoruz ki yıkılıyor orası, "On the night... You take my self, my self kontroool..."
Yemekler, pastalar, çaylar derken...
Bizim fakir bütçeye göre son derece kabarık olan hesabı ödeyip çıkıyoruz mecbur... Ev arkadaşlarımıza anlatıyoruz, bir kızın elini tutmak uğruna yediğimiz kazığı. "Döndürüp döndürüp On the night"ı çaldılar, sonra da kazık gibi hesap diye... Allahım nasıl dalga geçiyorlar bizimle. Günlerce, hatta aylarca...
***

Ders, sınav, dershane kimin umurunda...
Hele o zamanlar Samsun Fuarı var ki dillere destan... Her akşam oradayız, saatlerce. Üniversite sınavından sonra bir parti vardı ki fuarın içindeki diskoda, sormayın...
O yıl kazanamadık tabii ki üniversiteyi.
Sonraki yıl yine geldim hızlandırılmış kursa. Bu sefer pabuç pahalıydı, işi daha ciddiye aldık. O zamanlar Ünye'de üniversite sınavı bile yapılmıyordu.
Üniversiteyi, 19 Mayıs Eğitim Fakültesi dersliğinde girdiğim sınavda kazandım. Samsun'da evlendim, 30 sene boyunca Samsun'da güldüm, Samsun'da ağladım. Ailemin bir bölümü burada yaşıyor.
Tabii ki en büyük hayalim, emekli olunca yine Samsun'a dönmek. Bir de Atakum'da bahçeli bir ev... Ve de hafta sonları Ünye'deki köyüme gitmek...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.