X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ermenek Maden Faciası Davası
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ermenek Maden Faciası Davası

  • Giriş Tarihi: 17.6.2015 12:28 Güncelleme Tarihi: 17.6.2015 12:30

’ın Ermenek ilçesinde 18 maden işçisinin ölümüyle sonuçlanan maden faciası davasında, mağdur madenci yakınlarının dinlenmesi tamamlandı. Duruşmada söz alan bir madencinin annesi, "Siz evlat acısı yaşadınız mı? Bizim ciğerlerimiz yandı" dedi.
Ermenek davasının üçüncü günü madende hayatını kaybeden işçilerin ailelerinin dinlenmesine devam edildi. Madende ölen Mehmet Tokat’ın eşi ve Uğur İlhan’ın ablası Zeynep Tokat, “Suçluların hepsinden şikayetçiyim. Patronlar bizi tehdit ederek işe başlattı. Bu işi bırakırsanız başka bir yerde de başlatmayız, engel oluruz, tazminatınızı alamazsınız demişler. Üç ay maaşımızı yatırmadılar. Bunlar zevk sefa sürerken eşlerimizin cebinde sigara parası yoktu. Şimdi gelmişler davadan vazgeçin, para teklif ediyorlar. Madem paraları vardı o zaman verecekleri bin liraydı, niye vermediler? Kömür karasının içinde yemek yedirttiler. Bizim canlarımızı ne tuvalete, ne yemeğe çıkarırlarmış, nefes bile aldırmadılar. Bunların hepsi suçlu. Patronlar size soruyorum neden cevap vermiyorsunuz? Ben size yapılan bütün yardımları vereyim, hatta eşimin kömürden kazanıp yaptırdığı evi vereyim, siz de bize canlarımızı verin, gücünüz yeter mi? Gelen ekmeğin içinden kömür karası çıkıyordu, biliyor musunuz?” dedi.
Hayatını kaybeden işçilerden Tezcan Gökçe’nin eşi ve Hüseyin Gültekin’in ablası Ayşe Gökçe de, “Neden bu kumarı oynadınız bize? Neden bir tas çorbayı dışarı vermediler? Benim kardeşim param parça oldu. Emiş Bahar, Saffet Uyar’ın oğluyla gelip neden bizi ikna etmeye çalıştı. Bana para teklif etti madenci karısı. Ben de dedim ki senin kocanla hiç hatıran yok mu dedim." Devletten şikayetçi olduğunu anlatan Gökçe, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bize bakmadılar. Recep Gökçe’ye sağdan soldan para geldi bize ne verdiler. Türkiye’nin her yeri benim olsa gözümde yok. İki canım gitti. Bunlar ütülü ütülü gelmiş. Benim kocam da bilirdi ütülü ütülü giyinmeyi, bak biz ne halde geldik. Sen beni arasaydın alırdım o aleti sana. Benim kocam bakkala olan borcu yüzünden önünden geçemezdi. Sizler 3 ay maaş almazsanız yaşayabilir misiniz? Canlarımızı bile bile ölüme attılar. Benim çocuklarım kime baba diyecek şimdi? Hepsinden şikayetçiyim.”
Zeynep Tokat ve Ayşe Gökçe’nin bağırarak ve hakaret içeren şekilde konuşmaları üzerine Saffet Uyar’ın avukatı Şeref Han, mahkeme başkanından müdahale etmesini isteyerek, “Lütfen yargılama hukuka uygun, adil şekilde yapılsın” diye itiraz etti.
"BİZİM CİĞERİMİZ YANDI"
Madenci İsmail Gürses’in annesi Ayşe Gürses de, “Ah bir konuşabilsem, siz evlat acısı yaşadınız mı? Bizim ciğerlerimiz yandı. Allah kimselere vermesin bu acıyı, bu acıyı siz de görün. Neden oldu? Neden yemeklerini içeride yedirdiler? Su patladıktan sonra oğlum nasıl kaçacaktı. Bunlar ütülü elbiseleriyle masada yemek yerken bizim evlatlarımız kömürün içinde yiyorlardı. Torba yasadan sonra devlet neden arkamızda durmadı. Hakim bey bu evlat acısı başka bir şey. Ben bunların hepsinden şikayetçiyim” dedi.
İşçilerden Uğur İlhan’ın babası ve Mehmet Tokat’ın kayınpederi Hasan İlhan da, “Sayın savcım, sayın hakimim, 38 gün harita aradınız. Bu harita nereden çıktı size soruyorum, orada harita çizdirdiniz, bu harita nereden çıktı?” şeklinde konuştu. Bunun üzerine hakim, “Devam et” dedi. Hasan İlhan’ın tekrar, “Sizden cevap bekliyorum” demesi üzerine hakim, “Burada sorgulama makamı biziz, devam edin” diye cevap verdi. Konuşmasına devam eden İlhan, Çavuş Mustafa Elibol’dan şikayetçi olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Yüzde yüz patlayacak demiş. Acaba nereye gitti bu adam? Parayla mı susturdular acaba? O zaman konuşuyorlardı, şimdi niye susuyorlar? Yavrularımı vagonlar parçalamış. 700 metre yol giderdi, ayağında çizme yoktu, dizine kadar ıslak gelirdi yavrum.”
Madencilerden Kamil Yaman’ın eşi Aysun Yaman da, “Kocam derdi ki, ‘teftiş olacağı zaman tehlikeli yerleri kapatıyorlardı.’ Yemeği dışarıda yeselerdi kurtulabilirlerdi, şikayetçiyim hepsinden” dedi.
Hayatını kaybeden madencilerden Osman Çoksöyler’in annesi Zeynep Çoksöyler de, “Bizim çocuklarımızı iki ay işsiz bıraktılar sonra çağırdılar. Bizim çocuklarımızı yemek yerken çıkarmadılar dışarı, var mı kanunda böyle birşey? Yazık değil mi çocuklara, karılarına, bize. Hepsinden davacıyım, onların çocukları cezaevine görüşe gidecek, biz mezara gideceğiz” şeklinde konuştu.
Madencilerden Kamil Yaman’ın annesi Havva Yaman da, “Madem bu ocak tehlikeliydi, niye kattılar çocuklarımızı. Üç çocuğuyla ortada kaldı benim gelinim, hepsinden şikayetçiyim” derken, Kamil Yaman’ın babası Mehmet Yaman da, “Oğlum 9 ay vagonculuk yaptı. Her gün 150-200 vagon kömür çıkarıyoruz derdi. Bu paralar nereye gitti. Üç torunuma ben nasıl bakayım, hepsinden şikayetçiyim. Gerçek suçlu çavuşla mühendis” diye konuştu.
Madencilerden İsa Gözbaşı’nın annesi Nazmiye Gözbaşı da, “O kadar sıkmışlar ki, bir kişiden 22 vagon kömür isterlermiş. Madem sondaj makinesi yoktu, paraları yoktu, bizim evlatlarımıza deselerdi; birer maaşınızdan vazgeçin makineyi alalım deselerdi de, onlar da kurtulsaydı, bunlar yanmasaydı. Hepsinden şikayetçiyim. Bizim çocuklarımız şehit gitti, onlara kefen bile nasip olmasın” ifadelerini kullandı.
Madencilerden Mehmet Tokat’ın ablası Şefika Aktaş da, “Hepsinden intikamımızı alın, hepsinden şikayetçiyim. Kazandığınız para da tat var mı? Acı var acı” şeklinde konuştu.
Madenci Uğur İlhan’ın ablası Mümine Eren de, “Üç ay maaş vermediler. Kardeşimizin her gün sigara parasını ben verirdim. Kardeşim, ‘abla ocağın durumu hiç iyi değil, bu gidişim ölümümü getirecek’ derdi. Hepsinden şikayetçiyim” diye konuştu.
Duruşmada, madenci yakınlarının konuşmaları tamamlandı.