Cem Sancar'ın yeni kitabı: Asmalımescit’te Cinayet

Giriş Tarihi: 6.12.2015 16:18 Güncelleme Tarihi: 6.12.2015 17:40
Cem Sancar'ın yeni kitabı: Asmalımescit’te Cinayet
Nehir roman türünde bir cumhuriyet eleştirisi, bir kara-ütopya olan İndiragandi adlı romanından sonra yazar, Asmalımescit'te Cinayet adlı polisiye türünde romanıyla tekrar karşımızda. Romanın kurgusu ilk bakışta kolay gibi görünse de arka plana kat kat birçok konu yerleştirilmiş. Benlik, idrak, korkular, aşk, şehir, zevk, Batılılaşma, tarikat meseleleri, ideolojiler, Beyaz Adam vb. bu konulardan bazılarıdır.

İlk romanda olduğu gibi Asmalımescit'te Cinayet'te de elbette gizli kahraman yine İstanbul şehridir. Yazar şehri bambaşka açılardan görselleştiriyor.

Gece hayatının tapınağından, sözde batıya açılan o "kapı gıcırtısından" Doğuya, ana kucağına, Eminönü'ne ricat edince başka maceralarım oldu. Yeni olaylara doğru yelken açtım.

DEDEKTİF KADİR, BALGIN'I BATAKLIKTAN KURTARAMADI


Ana karakter Kadir, Tanzimat'tan bu yana Batılılaşmanın merkezi olan Beyoğlu'ndan bu cümlelerle yüz çevirir. Beyoğlu'nun zevk ve sefa hayatından kurtulan Kadir, kayıp çocukların, evden kaçanların, esnafı dolandıranların peşine düşen ve her peşine düştüğünü bulan güvenilir bir dedektif olur. Dedektif Kadir, Sosyoloji bölümü son sınıf öğrencisi Balgın'ı içine düştüğü Beyoğlu bataklığından kurtarmak için işe koyulur. Cânice işlenen cinayetle Balgın'ı kaybeder ve onu kurtarmayı başaramaz. Dedektif cinayetin üzerindeki sır perdesini kaldırmak için uzun süre çabalar. Neyzen ve Dev Mor, bu süreçte Kadir'i destekleyen önemli karakterlerdir. Aralarındaki dostluk birbirlerini bütünleyen derin bir dostluktur. Bu sayede karakter psikolojik olarak güçlü kalmayı başarır.

Cem Sancar'ın yeni kitabı: Asmalımescit'te Cinayet



SAMİMİ BİR KARAKTER


Romanda anlatılanlar rüya âlemi ile gerçek âlem arasında; adeta bir berzah. Bu tercih daha çok okura bırakılmış. Roman, mimetik olanın yanında iç dünyalara yönelir; ruhsal tahliller ön plana çıkar. Ana kahraman Dedektif Kadir'in zihninden geçenler iç monolog tekniğiyle verilir ve bu sayede çok canlı ve samimi bir karakter çizilmiş, kahraman samimiyetiyle her düşüncesinde ve davranışında bunu dolu dolu yaşar ve yaşatır. Şeytanın vesveseleriyle, bunalımlarıyla, kendi dışında cereyan eden kötülükler karşısında bu özelliğiyle mücadele etmeyi ve en önemlisi ayakta kalmayı başarır.

Yazar Beyoğlu-Fatih ikilisinde günümüz hayatını tüm çarpıcılığıyla ortaya koyar. Mercan, Mahmutpaşa, Çakmakçılar yokuşu, Eminönü, Yeni Camii, Haliç, Galata köprüsü, Karaköy Parkı, Tünel metrosu, İstiklal, Ağa Camii, Taksim parkı, Kasımpaşa, Dolapdere... Olayların akışı içerisinde yer alan geniş mekân ve çevre tahlilleri dikkat çekicidir. Beyoğlu'nda eğlence gecelerine ev sahipliği yapan mekânlar, bu gecelerde yapılan eğlenceler, eğlencelere hangi tip insanların geldiğini tüm detaylarıyla bulabiliriz. Alışveriş merkezlerinin ortasında araçlar, Galata Köprüsü'ndeki balıkçılar, fotoğraf çeken turistler ve daha bir çoğu...

Roman aynı zamanda bir üslûp yansıması. Cem Sancar artık okunduğu hemen anlaşılacak bir tarzın yazarı olduğunu gösteriyor. Kendine özgü dil işçisi bir yazarla karşılaştığımız açık.

Yazar günümüz modern toplumunun içinde yer alan insan tiplerini yakın mercekle romana yansıtıyor. Karakterleri psiko-analitik, ruhsal yapılarının içinden sıcak bir kavrayışla, dil özelliklerine göre konuşturuyor.

Beyoğlu argosu, gençlik dili, sokak dili, enteller arasındaki dil, Eminönü esnaf dili bunlardandır. Kanka, baba, birader, reis, muhterem, ihvan gibi; diğer insanlardan farklılık yaratmaya çalışan bu konuşma tarzları eserde canlılığı sağlar. Tasavvufi kelimeler özellikle Neyzen karakterinde halk sadeliğiyle ortaya çıkar.

Romanda yer verilen şiirsel ve akıcı üslûp okuyucunun metinden aldığı tadı artırmaktadır. Haliç, alimünyum bir tepsi gibi uzanıyordu. Motorlu sandalla karşıdan karşıya geçen Kadir'in önünde mehtapta parlayan Haliç suları vardır. Galata'nın çatıları bir gecede saçlarını beyazlatmıştı. Bir gecede karın kapladığı beyaz çatılar sıkıntılara kederlere ortak olur. Alevinde İstanbul nasırlı elleriyle sırtımı sıvazladı. Bir hayat okulu olan İstanbul'da yaşamın zorlukları, güçlükler 'nasırlı eller' ifadesiyle canlandırılır. Adalara kadar serilmişti İstanbul. Işıktan kolyesini takmış sahile uzanmıştı. Kim bilir, ne sırlar gizliyordu şu şatafatının altında? İstanbul'un gece ışık hülyaları içindeki güzelliklerinin yanında, çeşitli sırları da gizlediğini vurgular. Cinayetin arkasında bulunan sır perdesine de atıf vardır. Buna benzer anlatımların bol olduğu eserde üslûp oldukça samimi ve canlıdır.

BİZE BİZİ ANLATMAKTA


Asmalımescit'te Cinayet romanı sağlam kurgusu ve anlatımıyla başarılı bir roman hüviyetinde. Dil enikonu samimi, canlı, sade ve aynı zamanda kurgu olarak her çevreden okuyucunun ilgisini çekebilecek olaylara yer veren roman, bize bizi anlatmakta; insan ilişkilerini ve günümüz insanının ruhsal ve maddi problemlerini büyük bir ustalıkla işlemektedir.

Stendhal "Roman sokağa tutulan aynadır demişti." demişti. Cem Sancar'ın samimiyetiyle parlattığı bu ayna İstanbul'un sokaklarında bundan böyle bize eşlik edecek. Bir gerçek var ki roman bittiğinde insan, bu romanı okumuş olmanın bilinciyle, kitapta anlatılan İstanbul'u, o insan manzaralarını tekrar görmek istiyor.

Kültürel iktidar meselelerinin çokça tartışıldığı bugünlerde, kim bilir belki de kendimizi ve şehri yeniden keşfetmede Asmalımescit'te Cinayet ve Cem Sancar bize arkadaş olur…

ARKADAŞINA GÖNDER
Cem Sancar'ın yeni kitabı: Asmalımescit’te Cinayet
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz