ARKADAŞINA GÖNDER Başlangıçta sadece 'Su' vardı!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başlangıçta sadece 'Su' vardı!

  • Giriş Tarihi: 18.6.2012 13:25 Güncelleme Tarihi: 18.6.2012 14:56

Ceren Öner / Sabah İnternet

"SU vardı. Başlangıçta sadece SU vardı."

Buket Uzuner'in son kitabı, baş kahraman Defne Kaman'ın maceralarının ilk sayısı gibi görünüyor ve okuyucuyu belli ki bir dizi macera bekliyor. İlk kitabın SU üzerine olmasının altında yatan sebepse "Suyun Gizli Mesajı" ile ilgili olsa gerek. Yakın zamanda tamamen bir 'rastlantı' sonucu ardı sıra elime geçen bu iki kitap öylesine birbirini besledi ki; kendimi de kendi yolculuğumda bir 'kahraman'a dönüştürdü hissettiklerim. Hafiye misali, satırlar arasındaki saklı ama bir o kadar da 'şeffaf' mesajı ararken buldum kendimi, Defne Kaman'ın maceralarını da adeta 'su gibi' okurken.

İlk elime geçen kitap, uzun zamandır duyduğum, hakkında okuduğum ama yazarın kaleminden direkt okumayı bir türlü başaramadığım, Tükçe çevirisi "Suyun Gizli Mesajı" olan, Japon bilim adamı Masaru Emoto'nun bu kitabıydı. Kitap, 'yepyeni bir tarih biçimlendirme imkânı' sunan ve aslında herşeyin başlangıcından beri olanın apaçık mesajının dillenmesiydi, su anlatıyordu, biz ise dinlemeliydik. Japon bilimadamının uzun soluklu araştırmalarına göre, su her şeyi 'bilendi' ve hiçbir teşbihe sığmayan bir 'hafıza'ya sahipti.

Dr. Emoto su üzerine yaptığı araştırmalara, buz kristallerini inceleyerek başlamış, oldukça zor koşullarda, buzu fotoğraflamaya çalışırken, buldukları sahiden de bir 'derya'ya kapılarını açmış. Bu deryayı satırlara sığdırmak elbette çok kolay değil, bununla beraber özünde; suya ne verirseniz 'kopyalama' ve 'hafızasında tutma' özelliğine sahip olduğu görülmüş. 'Aptal' bulunan ve bu ifade edilen su kristalleri şekilsiz olurken, 'teşekkür' edilen, sevgi sunulanlar ise gözalıcı şekilde özenli kristallere dönüşmüş. Buradan hareketle, sadece sözlü olarak değil, yazılı iletişimle de yani, suya bu ifadeleri kağıda yazıp sararak gösterdiklerinde bile, bu oluşuma tanıklık etmişler. Bunun gibi, müzik ve fotoğraf ve resimlerle de bu deneyleri gerçekleştirmişler. Kitap tüm bu tespitlerin fotoğraflarıyla dolu bu nedenle de okuyanı oldukça etkiliyor. Tüm bunlar da aslında, özünde her şeyin 'titreşim'le var olduğunu ortaya koyuyor. Dalgalar yayılıyor, adeta okyanusa akan damlanın harelerle genişlemesi gibi, mevcut bu okyanusta frekanslarla, titreşim olarak yayılıyor. Elbette, bu mesajın 'evren'i; insanı değiştirme sihri de okuyucu da bitiyor, bilimsel olarak, yüzde 70'inden fazlası su olanda. Düşünün ki suya ettiğiniz teşekkür ya da hakaret bu kadar belirgin bir şekilde mevcut birimi gözle görünür şekilde değiştiriyorsa, yani geleni hafızasına alıp yansıtabiliyorsa, bizden biz'e dönen ya da bize göre 'karşımızdaki'ne gide nelere kadir ! İşte belki de tam bu nedenle Dr.Emoto, adeta hatırlatıcı olarak, defaten satırlarında "İnsan kurallara sığmaz!" diyor.

Buket Uzuner'in Defne Kaman'ın maceralarının ilk dizisini anlattığı SU kitabında ise, Doğu Asya'dan biraz daha yakına geliyor, Orta Asya'dan 'Kaman / Şaman'lık üzerinden SU'yun mesajını Yusuf Has Hacib'e bolca verdiği referanslarla, Kutadgu Bilig Kitabı üzerinden okuyucuya iletiyor. Defne Kaman, topluma; toplumun içinde yaşadığı doğaya ve doğadakilere dair yazan popülerlik peşinde olmayan ve bir gün ansızın, Barış Manço vapuru ile Kadıköy'den Beşiktaş'a geçerken ortadan kaybolan kitabın başkahramanı. Onun peşine düşen Soyadaşı komiser Ümit Kaman ise içinde ikinci yılını doldurmuş aşk acısıyla bir diğer ana karakter, denebilir. Bununla beraber, kitabın yan karakterleri de oldukça güçlü, Ümit Kaman'ın yol göstericisi Sahaf Semahat, Defne Kaman'ın 'iyi öğretmeni' Umay Nine bunlardan en kendinden söz ettirenleri. Hikâyenin, olay örgüsü ve SU ile ilettiği güncel mesajları oldukça sürükleyici ve bir yandan da düşündürücü. Kadının toplumsal yeri, aile içi şiddet, hayvan hakları, doğanın haykırışları iletilen mesajlardan birkaçı. Bir İstanbul sakini olarak, adeta Kadıköy'de can bulan romanı okumak ve yine bir Uzuner okuyucusu olarak, diğer kitaplardaki karakterlere satır aralarında rastlamak da keyifli okumayı perçinleyen diğer unsurlardandı. Hikâye tüm bu polisiye dizini içinde SU ile yüzyıllar öncesinden ilettiği 'şamanizm' mesajlarını, anlatıcısının da varlığı ile açık bir dille iletirken, okuyanı da ayrıca günümüz pratiklerine bakıp, nasıl da 'atalarımızın' torunları olduğumuzu adeta kanıtlıyor; benim de elimi boynumdaki nazar boncuğuna götürmem bile bunu farketmeye yetiyor.

SU kitabı, belli ki 'başlangıç' noktası, "nefes nefese bir macera" oluşuyla hızlıca okunan, zamanla yaşamda sindirilecek 'şeffaf' mesajlarla ve 'uyarılarla' dolu bir kitap. Mesajları duymak ise içinizdeki sesi, SU'yun sesini dinlemekten geçiyor, bu gerçek ne yöne dönersek yüzümüzü karşımıza çıkıyor, ister Japonya'ya, ister Sibirya'ya, en çokta içimizdeki SU'ya düşen aksimizde !

Keyifli 'oku'malar !

DAHA FAZLA CEREN ÖNER YAZISI İÇİN TIKLAYIN!

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.