X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Savaşı görmezden gelen herkes penetratördür
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Savaşı görmezden gelen herkes penetratördür

  • Giriş Tarihi: 27.4.2013

'Alan' ve 'Max', aynı evde kalan iki arkadaş... 'Alan'; biraz efemine, alıngan ve kırılgan.
'Max' de bir o kadar kaba, dünya meselelerinden uzak, ağzından küfür eksik olmayan, sigara üstüne sigara içen, porno dergiler karıştıran bir adam.
Bir televizyon, sehpa ve tek çekyattan oluşan odadaki iki erkek arkadaşın sıradan, basit ve tekdüze hayatları; hiç beklemedikleri bir anda eski arkadaşlarının gelmesiyle değişiyor.
'Dick', orduda karanlık odalarda işkence görmüş, taciz ve tecavüze uğramış; haliyle psikolojisi oldukça bozuk biri. 'Dick'in eve gelmesiyle kapanan defterler açılıyor ve gerçekler ortaya çıkıyor; algılar alt üst oluyor ve itiraflar peşi sıra birbirini izliyor.

ALMANYA'DAN ÖDÜL ALDI
Seyirciyi bu üç arkadaşın hikayesine ortak eden oyunun adı; 'Penetratör'...
Bu; içine girmek, arasından geçmek, iç yüzünü anlamak, nüfuz etmek anlamına gelen 'Penetrate' fiilinin isim hali yani içine giren, arasından geçen, nüfuz eden anlamına geliyor. Oyun, geçtiğimiz yıl kurulan İn'takt Tiyatro'nun ilk projesi.
Aralık'tan beri sahnelenen oyun; geçtiğimiz ay Stuttgart'ta yapılan 'Made in Stuttgart Typisch Türkisch Kültür ve Sanat Festivali'nde 'En İyi Reji' ve 'En İyi Oyun' ödüllerini aldı. Ben de oyunu merak ettim ve Taksim'deki 40 kişilik Şermola Performans Sahnesi'nde izledim.

GERÇEK BİR OLAY!
Oyunun yazarı, İstanbul seyircisinin 'Disosya Harikalar Ülkesinde' ve 'Sansürcü' oyunlarından aşina olduğu Anthony Neilson. İlk olarak 1993 yılında sahnelenen oyunda Neilson; 'Max' rolünü canlandırmış.
Gerçek bir olayı temel almasının yanı sıra Neilson'ın kendisi ve çok yakın iki arkadaşı için yazılmış oyunu; Türkçe'ye Kamer Kartalbaş ve oyunun yönetmenliğini de üstlenen Muzaffer Aksoy çevirmiş. Oyunda Eser Karabil, Uğur Uzunel ve Can Esendal rol alıyor.

SADDAM'LA BAŞLIYOR
Amerika Başkanı George Bush ve Saddam görüntüleriyle başlayan oyun; 'In-your-face' (yüzünüze karşı) akımının iyi bir örneği. Oyuncularla seyirci arasındaki mesafe o kadar az ki, tansiyonun en çok yükseldiği bazı şiddet sahnelerinde oyun; önde oturan seyircinin ayaklarının dibine kadar taşınıyor.
Belden aşağı küfürlerin havada uçuştuğu, sevişme demenin masum kaldığı sahnelerle dolu, argonun dibine vurulduğu oyun; özellikle kadın izleyicileri rahatsız edebilir ama beni daha çok rahatsız eden şey yani sigara burada da karşıma çıktı. Küçücük salonda sahne gereği de olsa sigaraların ardı ardına içilmesi, ortalığı duman kaplamasına sebep oluyor.
Oyunu izlerken 'İlle sigara içmek gerekli mi ya da içiliyorsa da elektronik sigara kullanılamaz mı?' sorusu aklıma geldi. Eğer sigaradan vazgeçemiyorlarsa, bunu afişte "Bu oyunda sigara içiliyor" ibaresiyle belirtmek gerekmez mi?

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.