X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Herkesin hayatında bir 'sürpriz' vardır
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Herkesin hayatında bir 'sürpriz' vardır

  • Giriş Tarihi: 22.6.2013

Tiyatro dünyasının her geçen gün adından biraz daha fazla bahsettiren genç yeteneği Sami Berat Marçalı, boş durmuyor. 1987 doğumlu sanatçı, sezon biterken yeni bir oyun daha sahneye koydu. Marçalı'nın yazıp yönettiği 'Sürpriz' adlı oyunda; Seda Türkmen, Aziz Caner İnan, Iraz Yöntem ve Defne Halman rol alıyor. 4 Mayıs'tan beri İkincikat'ta sahnelenen oyun; kendi benliğiyle yüzleşen ve var olma mücadelesi veren bir kızın sürprizli hikayesini sahneye taşıyor. Marçalı, oyun için önce yıllardır görüşmeyen bir baba ile kızını karşılaştırma motivasyonuyla yola çıkmış ama hikaye daha sonra bir var olma serüvenine dönüşmüş.

BİR YILDIZ DOĞUYOR
90 dakika süren bu serüven izleyiciyi hayaller âlemine götürürken, aile kavramının gerçekliğiyle de yüzleştiriyor. Oyun bazen güldürüyor, bazen de düşündürüyor. 'Sürpriz'de öyle bir oyuncu öne çıkıyor ki, yakın gelecekte adından sıkça bahsettireceğine eminim... 1986 doğumlu Seda Türkmen, oyundaki performansıyla önümüzdeki yıl yapılacak ödül törenleri için jüriye göz kırpıyor! Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Lisesi mezunu olan oyuncu, daha önce 'Papatyam' dizisinde ve ekran macerası uzun sürmeyen 'Annem Uyurken'de boy göstermişti. Oyunda erkek arkadaşı 'Semih' (Aziz Caner İnan) ile sorunlar yaşayan 'Müge' karakterini canlandıran Türkmen'in, özellikle şizofren haldeki mimikleri çok inandırıcı. Babası 'Mehmet'in izinde, sevgiyi arayan 'Müge', hemen yanıbaşında beliren hayali karakterle diyaloğa giriyor. Onunla konuşuyor, tartışıyor, çocukluğunu ve kimliğini arıyor.

PERİ KIZI GİBİ
Hayali karakter 'Nejla'yı ise Defne Halman oynuyor. Deneyimli oyuncu, oyunda adeta bir peri kızı gibi. Giydiği renkli kıyafetler gibi rengarenk ve etkileyici bir oyunculuk sergiliyor. Oyundaki durağanlık Halman'ın devreye girmesiyle yerini dinamizme bırakıyor. 'Müge' ile 'Nejla'nın karşılıklı sahneleri o kadar hareketli ki, seyirci onların hızına yetişmekte zorlanıyor. İkili zıplıyor, yerde yuvarlanıyor, taklalar atıyor... O küçük alanda öylesine büyük işler yapıyorlar ki; yarattıkları hareketlilik küçücük salona sığmıyor, taşıyor adeta... Iraz Yöntem de bir dergide yazılar yazan, stresli, hırslı ve 'giderli' 'Özge' karakteriyle dikkat çekmeyi başarıyor. Yöntem ile Türkmen'in bir bar sahnesi var ki, anlatılmaz yaşanır! 'Kendileriyle ve geçmişleriyle sorunları olan iki kızın yüzleşmesi' şeklinde özetleyebileceğim bu sahnede, iki oyuncu da performanslarının doruğuna çıkıyor. Sami Berat Marçalı'nın her oyununda oyunculuklar ön plana çıkıyor. Genç sanatçıya bunu nasıl sağladığını sorduğumda; şu yanıtı verdi: "Oyunu yazan ya da yöneten kişi gibi davranmıyorum. Oynayan kişilerle birlikte o karakteri anlamaya gayret ediyorum. Onlara tamamen güveniyorum ve kendilerini oynadıkları karakter içinde kaybetmelerine fırsat veriyorum. Yazdığım ve yönettiğim oyunlarda oynayan insanların iş disiplini ve oyuna olan inancı, benim için oldukça önemli. Tanıdığım insanlarla çalışmak oldukça rahatlatıcı. Bu özellikleri bulabileceğim kişilere ulaşmaya çalışıyorum. Bu da ortaya iyi performanslar çıkmasını sağlıyor."

100 KİŞİYLE GÖRÜŞTÜ
Öğrendim ki, Marçalı bu oyunun kadrosunu oluşturmakta çok zorlanmış. Özellikle baş karakter 'Müge' için 100'e yakın oyuncuyla görüşmüş. İki ay süren oyuncu seçmeleri sonucunda Seda Türkmen'de ve mevcut oyuncu kadrosunda karar kılmış. Marçalı, tamamen güvenebileceği bir oyuncu kadrosu kurmakta zorlandığı için, Ocak ayında çıkması gereken oyunu ancak Mayıs'ta çıkarabilmiş.

BU OYUNLA YAZDIĞIM ŞEYİN ÖTESİNE GEÇTİM
'Sürpriz'; Sami Berat Marçalı'nın kariyerinde farklı bir yere oturuyor. Marçalı; yazdığı dördüncü, yönettiği yedinci oyun olan 'Sürpriz' hakkında şunları söylüyor: "Bir yönetmen olarak yazdığım şeyin ötesine geçebilmeyi becerebildiğim ilk oyunum. Kendimi en serbest hissettiğim, yaptığım en olgun iş..." Oyun yazmayı şizofrenik bir durum olarak nitelendiren genç yönetmen, şunları söylüyor: "Oyun yazmak, hayal gücünüzle sınırlı, şizofrenik bir durum. Bütün karakterler sizin bedeninizde can bulmak zorunda. Bütün hayatlar, sizin içinizden geçmek zorunda. Tüm bu süreçte sizinle beraber kafa patlatacak biri olmuyor genelde. Bu sebeple de çok sıkıcı! Sıkılgan biri olduğum için o kadar çok oyun yazamıyorum." Oyun yönetmenin yazmaktan daha eğlenceli olduğunu dile getiren Marçalı, "Yönetmek daha aktif bir yaratım süreci. Oyuncular ve sahne arkası çalışanlarıyla birlikte koca bir orkestra gibisiniz. En önemli göreviniz, elinizdeki metni en iyi şekilde sahneye aktarmak" diyor. Genç yönetmen, oyun öncesi en az iki ay boyunca sıkıntılı bir süreç geçirdiklerini belirtiyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.