X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bayramdan bayrama hatırlanan gelenekler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bayramdan bayrama hatırlanan gelenekler

  • Giriş Tarihi: 8.8.2013 12:12

İlginç kültürlerin ve geleneklerin binlerce yıldır aynı topraklarda yoğrularak iç içe geçtiği Anadolu'da, dini ve milli bayramlar da şenlik havasında yaşanıyor. Kaynaşmanın yanı sıra toplumdaki birlik ve beraberlik duygusunu pekiştirmeyi de amaçlayan gelenekler, kısmen de olsa günümüzde de sürdürülmeye çalışılıyor.

İlginç kültürlerin ve geleneklerin binlerce yıldır aynı topraklarda yoğrularak iç içe geçtiği Anadolu'da, dini ve milli bayramlar da şenlik havasında yaşanıyor.AA muhabirinin derlediği bilgiye göre, bayramlara özgü türküler,tekerleme ve maniler, kalıplaşmış sözler, oyunlar, sözlü kültürün kuşaktan kuşağa aktarılarak kendi doğal ortamında ne denli ilginç, zengin ve tarihten süzülüp gelen örneklerle yaşadığını gösteriyor.

Kaynaşmanın yanı sıra toplumdaki birlik ve beraberlik duygusunu pekiştirmeyi de amaçlayan gelenekler, kısmen de olsa günümüzde de sürdürülmeye
çalışılıyor. Zengin kültürel mirasın yansımasını ortaya koyan, çoğu mitolojik veya dini bir kökene dayanan Ramazan Bayramı kutlamalarından bazıları ise şöyle:

Bayram çıkarma geleneği
Geleneğe göre Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde, Ramazan ve Kurban bayramlarında çevre köylerden gelen misafirlerle dolar. Bayram namazından çıkan cemaat cami avlusunda halka olarak birbiriyle bayramlaşır. Çevre köylerden bayram namazına gelenleri, Kızılcaören köylüleri ikişer, üçer kişilik gruplarla kendi evlerine götürür. Çevre köyden gelen insanlarla kahvaltı yaparlar. Öğle namazına gidilirken, evde kadınların hazırladığı yemekler cami avlusuna götürülür. Bu yemekler arasında en yaygın olan kavurmadır. Bütün köylü o avluya toplanır, çevre köylerden gelen misafirlerle yemekler yenir, salıncaklar tahterevalliler kurulur, eğlenilip hoşça vakit geçirilir. Daha sonra misafirler kendi köylerine gider ve köy halkı da evlerine dağılır.

Bayram konatı geleneği (Bartın)

Bartın'da, üzerinde çeşitli yemekler bulunan siniye 'konat' adı verilir. Bayram günü, bayram namazı kılındıktan sonra cami hoparlöründen konat
yapılacağı köy halkına duyurulur. Bayram namazını kıldıktan sonra eve giden köyün erkekleri, eşlerine konat yapılacağını ve konat götürme saatini söyler.Her hanede kadınlar belirlenen saate kadar çeşitli yemekler hazırlar ve konat sinisine koyar. Konatlar, soğuk ve yağışlı havalarda köyün camisinin misafirhanesine götürülür. Konat yemekleri genelde yöreye özgü yemeklerdir. Ayrıca hazırlayan ailenin maddi durumuna göre değişiklik arz edebilir.

Hazırlanan bu yemekler, öğle namazının kılınmasından sonra hep birlikte yenir. Konat yapılmayan köylerin halkı, konat yapılan köylere gider. Böylece 'konat geleneği' adı altında hısım akraba bayramlaşır. Konat bittikten sonra sohbet başlar, sohbetin ardından konat olan başka köylere gidilir. Bu
gelenek sayesinde yöre köylerinin tamamı birbiriyle bayramlaşmış olur.

Ebebiş
Ankara Kzılcahamam'da bayram namazından önce veya sonra çocuklar kendi aralarında gruplar oluşturur. Grubun idarecisi olacak olan bir ebe seçilir. Ebe grubun ziyaret edeceği evleri belirler. Ebe önderliğinde bayram namazından önce veya sonra çocuklar bütün mahalleyi kapı kapı dolaşır. Büyüklerin ellerinden öpüp, karşılığında yemiş, şeker veya harçlık alır. Topladıkları bu yemiş, şeker veya paralara "ebebiş" denir. Çocuklar bayramlaşma için kapısını çaldıkları evin önünde "ebebiş ebebiş, vermeyen çürük diş" tekerlemesini söyler.

Bayram yeri
Kocaeli'nin Kandıra ilçesine bağlı birçok köyde Ramazan ve Kurban bayramlarında, çeşitli eğlence ve oyunlar yaşatılıyor. Bayram günü köy meydanına toplanan gençler hem kendi aralarında hem de diğer komşu köylerden gelenlerle bayramlaşır ve çeşitli oyunlar oynar. Bayramlaşma ve hoş vakit geçirip eğlenme amaçlı oynanan oyunlar bir anlamda genç kızların görücüye çıktığı yer olarak da kabul edilir. Genç kızlar ve erkekler hep birarada oyunlar oynar, birlikte eğlenir. Oyunlar oynamanın yanında, kol kola girip şarkılar söyler, evlere ziyarete gidip beraber yemek yer. Bayram Yeri geleneğinin uygulandığı köylerde oynanan oyunlar tavşan kaç tazı tut, salıncağa binme, şık şık oyunu ve çarçap oyunudur. Bu oyunlar sayesinde genç kızlar ve erkekler birbirlerini tanır, sosyalleşir ve ileriye dönük kararlar alır, hayatlarını birleştirecekleri eşlerini seçer.

Çocuk sevindirme
Elazığ'ın Maden ilçesinde ramazan ve kurban bayramının arife günlerinde mezarlık ziyaretiyle hazırlanan şekerlemeler çocuklara dağıtılır. Geceden hazırlanan çörekler ve erkekler tarafından önceden alınan şekerlemelerle arife sabahı mezarlığa gidilir. Mezarın başında dualar okunduktan sonra getirilen çörek ve şekerler mezarların başına konur. Büyükler gittikten sonra gelen çocuklar şekerleri alır.

Bırakılan şekerlerin dışında çocuklara mezarlık dışında da şeker dağıtılır. Mezarlıkta bayramlaşma da gerçekleştirildikten sonra herkes kendi dost
ve akrabasını ziyaret eder, aile büyüklerinin yanına gider. Aileler getirdikleri şekerleri mezarların başına koyarak ölen kişilerin ruhlarının sevineceğine,
çocukların bu şekerleri yemesiyle de ruhların sevap kazanacağına inanır.

Helesa
Sinop'ta, 'helesa' geleneğinin ortaya çıkışı konusunda yaygın bir efsane anlatılmaktadır. Efsaneye göre, kış mevsiminde Karadeniz'de yelken açan
gemiler sığınacak üç liman bulurmuş. Bu limanlar, Temmuz, Ağustos ve Sinop imiş. Fakat Temmuz ve Ağustos limanları fırtınalı zamanlarda dalgaları engelleyemediği için gemiler Sinop limanına yanaşırmış. Böyle fırtınalı günlerin birinde bir gemi Sinop limanına yanaşmış. Haftalarca limanda kalmış ve gemicilerin kumanyaları bitmiş. Gemiciler de karaya çıkıp insanlardan yiyecek dilenmek istemezmiş. Kaptanın aklına bir fikir gelmiş eline feneri alıp ev ev mani söyleyerek dolaşıp yiyecek ve içecek toplamış.

Bugünden sonra bu uygulama Sinop'ta gelenek halini almış ve her ramazan ayının on beşinden başlayarak her akşam helesaya çıkılmaya devam edilmiş.Yörenin gençleri, fenerlerle, mumlarla süsledikleri kayıklarıyla kıyıya çıkıp, akşam iftardan sonra bu kayıkları dörder beşer kişi omuzlarına alıp
mahalleye gelir. Kayığı her evden görülecek şekilde açık bir alana koyar ve her evin kapısının önünde helesa manisinden parçalar söyleyerek bahşiş toplar. Evlerden helesacılara bahşişler atılır ve bu bahşişler bir mendilin içine koyulup, düştüğü yer görülsün diye mendilin ucu yakılır. Bugünlerde toplanan bahşişler ise bir hayır kurumuna bağışlanır. Helesa geleneği uygulaması tam bir şenlik havasında geçer ve halen Sinop'ta bütün canlılığıyla yaşatılmaktadır.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.