X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Yeni düşünce dergisi Lacivert'in ilk sayısı çıktı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Yeni düşünce dergisi Lacivert'in ilk sayısı çıktı

  • Giriş Tarihi: 22.5.2014 15:43 Güncelleme Tarihi: 22.5.2014 15:55

Yayın hayatına yeni başlayan düşünce dergisi Lacivert’in genel yayın yönetmeni Meryem İlayda Atlas sabah.com.tr’nin sorularını yanıtladı.

-Öncelikle bize Lacivert Dergi'nin hikâyesini anlatabilir misiniz? Nasıl yola çıktınız? Lacivert nasıl kuruldu?
-Lacivert Dergi için bir grup arkadaş beraber yola çıktık ve beraber tasarladık. Türkiye'de tasarımı ile, içeriği ile bir ana akım bir fikir dergisine ihtiyaç olduğunu düşünüyorduk. Malum, biliyorsunuz Türkiye'de fikir dünyasında dergicilik çok önemli bir yer tutuyor. Bizler hem bu mirası devam ettirmek hem de yeni bir soluk getirmek istedik.

-Lacivert daha erkeksi bir renktir. Ama dergi yazı işleri müdürünüz hariç kadınlardan oluşuyor. Derginin isminin bir hikâyesi vardır illaki?
-Renklere erkeksi veya kadınsı gibi roller yüklemek, biçilmiş toplumsal rollerle alakalı. Bizce Lacivert samimiyetin ve ciddiyetin rengi. Dergi sloganımız da 'Hayatı Ciddiye Alan Dergi'. Ciddiyetin ise cinsiyeti var mı, orası biraz meçhul. Bir yandan da bu toplumsal rollerin altını çizmek istedik. Ayrıca, Lacivert ismi ayrıca çok akılda kalıcı bir isim.



-Türkiye'de dergicilik sektörü gün geçtikçe kan kaybederken yeni bir dergi ortaya çıkarmak cesaret ister ve bunu gösterdiniz, ne dersiniz?
-Şöyle söyleyebilirim, evet, kan kaybediyor doğru. Ama bu dijitalin kâğıdı yendiği anlamına gelmez. Dergicilik tüm dünyada 90'larda zirve dönemlerini yaşadı. Dergiler hem haber alma kaynakları hem de aktüel tartışma alanı idi. Dijitalin yükselişi, TV kanallarının artması, teknolojik imkânlarla dergicilik geri planda kaldı. Bugün, 90'lardaki tirajları beklemek, evet çok hatalı olacaktır. Lakin dergiciliği de 90'lardaki tarzından değiştirmek, dönüştürmek yeni bir tarz ortaya koymak gerekir. Yeni doğan ihtiyaçlara da cevap verdiğinizde, dergiciliğin bütünüyle bittiğinden bahsetmek zor. Bunu hala dünyada çok satan New Yorker gibi dergilere bakarak söylüyorum.

-Hele hele dijitalleşme kültürü alıp başını giderken basılı bir dergi… Entegreli mi olacak online kısımla da derginiz?
-Evet, az evvel dediğim, yeni ihtiyaçlara cevap vermek zaten işin online kısmını göz ardı etmemekten geçiyor. Biz Lacivert Dergi'yi lacivertdergi.com'la beraber aynı gün okuyucumuzla buluşturduk. Dergimizin önümüzdeki günlerde ipad, iphone uygulamaları da devreye girecek. Ayrıca şu anda lansman döneminde olduğumuz için dergimize internetten bütünüyle ulaşmak mümkün.

-Köklü dergicilik faaliyeti gösteren Türkiye'de ve Batı'da takip ettiğiniz düşün dergileri var mı? Beslendikleriniz v.b?
-Lacivert ekibi olarak Intelligent Life, Monocole ve New Yorker dergilerini çok yakından takip ediyoruz. Bu dergiler, dünyada yukarıda bahsettiğimiz dergiciliğin zorluklarına rağmen, çok geniş bir kitleye ulaşıyorlar.

-Dosya konuları öne çıkıyor Lacivert'te. İlk sayıda muhafazakârlık ve devrimciliği tartışıyorsunuz. Bu konunun dergiye girişinin hikâyesini dinlemek isteriz sizden, öncelikle?
-"Muhafazakârlık nedir?" sorusu Türkiye'nin siyasi ikliminde uzun zamandır var. Genellikle yaşam tarzı üzerinden algılanıyor. Aklımızda ilk çağrışımları ise statükoculuk, tutuculuk gibi kavramlar oluyor. Biz dosyada muhafazakârlık denildiğinde aslında ne anlaşıldığının ve gerçekte ne olduğunun ayrımını yapmak istedik. Devrimcilik kavramına yüklenen anlamlar Türkiye muhafazakârları için kullanılabilir. Bu iki kelime adeta anlam alışverişi içinde… Buna karşılık devrimcilik, Türkiye bağlamında her zaman aşkın bir yeni arayışı olmaktan öte statükonun devamı gibi bir zemine de oturabiliyor.

-Türkiye 12 yıldır muhafazakâr demokrat bir parti tarafından yönetiliyor. Bunun Türkiye'deki dönüşümü nasıl oldu, kısaca konuşmak isteriz?
-Çok kısaca şunu söyleyebilirim, aslında en devrimci olan şey, bugün 'devlet' aygıtının hiç konuşulmadığı kadar çok konuşuluyor olması. Ermenilere taziye dile geliyor, Kürt meselesi masaya yatırılıyor. Bunları 10 sene öncesinin Türkiye'sinde konuşmak mümkün değildi. Mesela, Kürt meselesi yıllarca 'askerî' bir mevzu olarak kabul edildi ve terörle mücadele kapsamında değerlendirildi. Son yıllarda Kürt siyasetçilerin birer aktör olarak kabul edilmesi, meselenin sosyal ve siyasal bir konu olarak ele alınması devletin kadim reflekslerini de değiştirdi. Mor Gabriel Manatsır arazisinin iadesi, ve pek çok gayrimüslim vakıf mallarının iadesi, ayrımcılıkla ilgili çıkarılan yasalar, artık pek çok konunun net ve açıktan konuşuluyor olması, bütün bunlar, son on yılda kendisini muhafazakar demokrat bir parti olarak konumlandıran bir partinin eli ile oldu.

-Peki, Batı'daki muhafazakârlık algısıyla Türkiye'deki muhafazakârlık algısı aynı noktalarda kesişiyor mu, kesişmeye başladı mı, ne dersiniz?
-Batı'da doğmuş ve siyaset biliminin konusu olan muhafazakârlık Türkiye'den bambaşka bir yerde durmakta. Lacivert'de bu ayrımı da yaptık. Muhafazakârlar, devrimcilerden farklı olarak zaman içinde bir değişim öngörürler. Ayrıca 'akıl' meselesine bakış açıları da farklıdır. Lacivert Dergi'de bu ayrımlara ve meselenin özüne ışık tutan bir sözlüğe de yer verdik. Ama hem devrimciliğin hem muhafazakârlığın Türkiye'deki algılanma şekli tamamen kendi bağlamı içinde değerlendirilmesi gerekir. İşin lügatına pek uymuyor.

-Bir de tabii, Türkiye'de devrimci bir akım/algı kaldı mı dersiniz?
-Hiçbir zaman hiçbir şey bütünüyle kalmadı diyemeyiz. Ama devrimcilik de lügattaki anlamından bir hayli fay kaymasına uğradı. Devrimcilik denince net bir kesim tanımı da yok elbette karşımızda. Sol devrimcilik, Kemalist devrimcilik gibi kavramlar var. Kısaca söylemek gerekirse mesela her ikisi de toplumun ana akımını belirleyen, toplumun dertlerini yüzeye çıkaran ve bunun için mücadele eden bir dil geliştiremedi. Onun yerine öteleyen ve hak arama söylemi içinde kavga eden bir dil kullanmayı tercih etti.

-Lacivert'in okur profili nasıl olacak? Hedef kitleniz kimler?
-Fikir dergisi çıkardığınız zaman okur profilini netleştirmek zor. Çünkü fikir işçiliğinin yaşı, okulu, sertifikası yok. Bizler Cemil Meriç'in deyimi ile 'bütün fikir işçilerine' hitap ediyoruz. Tabii dergimizin içeriğinde gençleri düşünerek tasarladığımız bölümler var. Bunlardan birisi twitter bölümü. Gençlere ulaşmak için sosyal medyadan biz de uzak kalmadık.

-Mesela, dergiyi kim(ler) okusa şaşırır ve hoşunuza gider?
-Lise öğrencileri okursa çok şaşırır ve sevinirim. Bizler lise öğrencilerini bir miktar, ellerinde ipadleri, sosyal medyada geliştirdikleri dilleri, whats up muhabbetleri içinde kaybolmuş gibi algılıyoruz. Beni yanlışlayacak lise öğrencisi okurlarım varsa çok sevinirim.

-İlk sayının tepkileri gelmeye başlamıştır. Neler geliyor?
Şu ana kadar çok olumlu tepkiler aldık. Bütün Lacivert Dergi okurlarına çok teşekkür ederim.

-Son olarak yeni sayı hazırlıklarınızdan bahsedebilir misiniz?
Yeni sayımızda da yine etraflıca incelenecek bir dosya konumuz olacak. Sinema, popüler kültür, ajanda ve dizi içeriği ile dolu dolu bir ikinci sayı ile yine okurumuzun karşısında olacağız.



kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.