X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Türk Mûsikîsi'nin tarihi bu romanda
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Türk Mûsikîsi'nin tarihi bu romanda

  • Giriş Tarihi: 3.9.2014 11:57

Kendini müziğe adamış bir yazar Günay Günaydın. Aynı zamanda Günaydın bir etnomüzikolog. Şimdi yeni romanı Nağme-i Cihân’ı yayınladı. Bu yeni romanında Günaydın, Türk Fasıl Mûsikîsi'nin büyük şarkı bestecisi Hacı Ârif Bey’in hayatından yola çıkarak 19. Yüzyıl Osmanlı musiki tarihine de bir ışık tutuyor. Günaydın’la yeni kitabı üzerine konuştuk.

-Müzik eğitimi ve ardından müzik eğitmenliği derken… Edebiyata dahil oluş sürecinizle başlayalım isterseniz?
-Yanıt olarak öncelikle birbirini besleyen iki ayrı süreç demeliyim. İlk süreçten başlayalım. Çocukluktan beri müziğe ve yazmaya karşı ilgiliydim. Şarkı söylemeyi çok severdim ve minik öyküler yazardım. Hayal gücüm kendimi bildiğimden beri çok geniştir. Bir şeyi başarmaya karşı olan yoğun istek ve hırs, bu ilk sürecin itici gücü oldu mutlaka. Sürecin ikinci ayağı, Gazi Üniversitesi, Gazi Eğitim Fakültesi, Müzik Eğitimi Bölümü, Şan Anasanat Dalı'ndan 1988 yılında mezun olduktan sonra başladı. 1986 yılında kurulan Hacettepe Ünversitesi, Ankara Devlet Konservatuvarı, Müzikoloji Bölümü'nün 1988 yılında açtığı sınavı kazanarak bölümün ilk öğrencisi oldum ve ikinci üniversite öğrenimime başladım.. Bölümün ilk mezunu ve ilk asistanıyım. Osmanlıca ve Osmanlı Paleografyası derslerimi Eski Türk Edebiyatı uzmanı rahmetli hocam Halil Erdoğan Cengiz ile yaptım. Onu tanımam ne büyük şans, ne büyük onurdu benim için. Umarım huzur içerisinde uyuyordur. Halil hocamdan çok şey öğrendim. Osmanlıcayı, yani eski yazıyı öğrenip, eski kaynaklara ulaştıkça, müzikoloji için tarih ve edebiyatın ne kadar önemli olduğunu anladım. Böylece müzik dışında, tarih ve edebiyata da ilgim hızla artmaya başladı. Edebiyata dahil oluşumun ve yazarlığa başlamamın ilk basamağıdır bu ikinci süreç.



-Bu iki sanat dalı birbirini besledi mi?
-Beslememesi mümkün mü? Aslında az önce kısmen de olsa yanıtını vermiş oldum bu sorunuzun. Fasıl Müziği'mizin ve halk türkülerimizin güftelerini/şiirlerini edebiyat bilgim olmadan inceleyemezdim. Üstelik yazarlık yaşamımda kendime çizdiğim yol, Fasıl Müziği bestecilerimizin hayatlarını ve eserlerini araştırıp, bilimsel bilgiyi roman atmosferinde okura sunmaktı. Hem akademisyenlik hem de yazarlık yaşamımda daima müziği, edebiyatı ve hatta tarihi harmanlamak durumunda kaldım. Bu bir zorunluluktu çünkü. Bundan kaçınırsam eksik iş yapmış olurdum ki kendime yakıştıramazdım.

-Peki neden tarihi roman?
-Ben etnomüzikoloğum. Yıllardır bölümümde verdiğim dersler arasında Geleneksel Türk Müzikleri Tarihi dersi de var. Az önce söylediğim gibi bir yazar olarak kendime çizdiğim yol, Fasıl Müziği bestecilerimizin hayatlarını ve eserlerini araştırmak, edindiğim bilimsel bilgileri, roman atmosferinde okura sıkmadan sunmak. Çalıştıkça ve yazdıkça anlıyorum ki Fasıl Müziği bestecilerimizin hayatlarına bilimsel anlamda hiç kimse hakkıyla eğilmemiş. Bir elin parmaklarını geçmeyen kaynaklarda hep aynı şeyler, hatta hep aynı yanlışlar var. Bu alanda çalışanlar, ellerindeki kaynakların doğruluğunu sınamadan alıntı yapıp durmuşlar ve yanlışlar kuyruk olmuş uzamış. Uzatmayayım, neden tarihi roman diye sorduğunuz sorunun yanıtı şu: Çünkü öncelikle alanımla ilgili yazıyorum. Her kitabımda yenileniyor, tazeleniyor, yıllardan beri süregelen hataları düzeltiyorum. Araştırmalarımı roman kılıfında okuyucuya sunduğum için de okurlarım sıkılmak şöyle dursun, öğrenmenin, doğruyu bulmanın mutluluğunu yaşıyorlar. Mutluluklarını benimle paylaşıyor ve beni dinç tutuyorlar. Alışılmış sözler gibi gelse mutlaka söylemeliyim ki durup dinlenmeden çalışmamın gücünü okurlarımdan alıyorum.



-Yeni romanınız Nağme-i Cihan'ı yazma fikrinizi anlatır mısınız?
-Hacı Arif Bey denildiği zaman hemen herkesin aklına onun aşkları ve çapkınlığı gelir. Oysa Hacı Arif Bey'in Fasıl Müziği'ne olan katkıları saymakla bitmez. Kitabımda hem Hacı Arif Bey'in hayatını hem müziğimize olan katkılarını ele alırken onlarca yıldır yazılmış çizilmiş yalan yanlış bilgileri de düzeltmeye çalıştım. Benim hatalarım yok mu? Olabilir, vardır da. Şu var ki bilimin en güzel tarafı da bir hata düzeltme mekanizmasını bünyesinde taşıması. Bilimde ilerleme böyle sağlanmıyor mu?

-Sadece Hacı Ârif Bey'in hikayesi değil bu yeni kitap, bir Osmanlı musiki tarihinin incelemesi diyebilir misiniz? Anlatır mısınız?
-Nağme-i Cihan isimli kitabımda yalnızca Hacı Arif Bey'i ele almadım. Osmanlı'nın 19. Yüzyıl musiki tarihini de bulacak okurlar bu kitabımda. Başta Hacı Arif Bey ile aynı dönemde yaşamış diğer Fasıl Müziği bestecileri, ilk Türk konservatuvarı olarak kabul edebileceğimiz Muzıka-i Hümâyûn, Muzıka-i Hümâyûn'un Donizetti Paşa, Guatelli Paşa ve Necip Paşa gibi yerli ve yabancı yöneticileri, Sultan Abdülmecit ve kardeşi Sultan Abdülaziz'in hem Avrupa hem de Fasıl Müziği'ne olan ilgileri, üst düzeydeki bestecilik yönleri ve daha niceleri.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.