X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Restoranları sanat bastı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Restoranları sanat bastı

  • Giriş Tarihi: 10.2.2016 15:43 Güncelleme Tarihi: 10.2.2016 17:12
Restoranları sanat bastı
Restoranları sanat bastı

Çağdaş sanat artık galerilerden kafe ve restoran duvarlarına taşmaya başladı. Artık günümüzde genç sanatçıları destekleyen, eserler sergileyen mekanlar daha ‘hip’ algısı yaratılıyor.

Sanat ve yemek arasında ilginç bir bağ var. Leonardo Da Vinci'nin Son Akşam Yemeği tablosuna bakın örneğin... Pablo Picasso, Norman Rockwell, Pierre Aguste Renoir gibi sanatçılar da eserlerinde ekmek temasını yer verirdi.


Sadece sanat yemekten esinlenmedi elbette. Bellini, Carpaccio gibi sanatçıların isimlerini alan ve dünyada klasikleşen yemek ve kokteyller de yok değil. Örneğin özellikle kadınların rağbet gösterdiği, tabağa incecik çiğ et, roka ve parmesan konarak süslenen carpaccio yemeği adını Rönesans dönemi İtalyan ressamı Vittore Carpaccio'dan alıyor. Yemeğin yaratıcısı İstanbul ve Bodrum'da da birer şubesi olan Cipriani restoranlarının kurucusu Giuseppe Cipriani. Gastronomi sektörünün dahisi Giuseppe aynı zamanda adını yine bir İtalyan ressam Bellini'den alan kokteylin de yaratıcısı. Beyaz şeftali püresi ve İtalyan köpüklü şarabıyla hazırlanan bu kokteyl son yıllarda dünyanın en trendi içkileri arasındaki yerini koruyor.


Uzun lafı kısası sanat ve yemek uzun yıllardır birbirinden besleniyor, esinleniyor. O halde günümüzde popüler ve hit restoranların birer sanat galerisini andırmasına şaşırmamalı.


SANAT İÇEREN MEKANLAR 'IN' OLUYOR

Aslında sanatla yemeğin yakın tarihteki ilk buluşmaları müzelerde oldu. Örneğin Moma'nın içindeki The Modern restoranı bir Michelin yıldızlı şef tarafından yönetiliyor. Müzenin bahçesinde Alexander Calder, Rodin heykellerine karşı yemek keyfi yapıyorsunuz. Türkiye'de de durum aynı paralelde ilerledi. İstanbul Modern, Sakıp Sabancı Müzesi, sergileri ve kalıcı koleksiyonları kadar iddialı restoranlarıyla da fark yaratmaya başladı. Miro sergisinden sonra Sakıp Sabancı Müzesi'ndeki müzedechanga'da sergiye özel üretilen yemekleri tatmak birçok kişi için cazip bir fikir oldu.


DOSTLAR SERGİDE GÖRSÜN

Zaten artık tüm dünyada kapılarını sanata açan, sergilere ya da sanat fuarlarının partilerine ev sahipliği yapan mekânlar moda deyimiyle artık "in". Bu trendin İstanbul'daki en güzel örneğinin Karaköy olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Gastronomi-sanat paralelinde gelişen semt, son günlerde İstanbul'un en popüler eğlence merkezi haline dönüştü. Karaköy'de açılan galerilerin yanı sıra kafe ve oteller de birer sergi alanı görevi üstleniyor.


PR MALZEMESİ OLARAK KULLANILIYOR

Bugün artık birçok mekan pr çalışmaları kapsamında sergilere yer veriyor. Çünkü sergiye ev sahipliği yapan mekan sanatseverlerin ilgisini çektiği için kısa sürede 'in' oluyor.


SON ÖRNEĞİ HUDSON

Arnavutköy'de iki ay önce kapılarını açan HUDSON da BuBiProje ile ortaklaşa gerçekleştirdiği 'Building Art Wall' projesi kapsamında genç sanatçılara görünürlük kazandıracağı sergilere imza atıyor. Mekanın sahibi Uğur Karabayır genç sanatçılara duvarlarının açık olduğunu anlatıyor. 'Shade' adını taşıyan ilk sergi ise 9 Şubat-6 Mart tarihleri arasında Ozan Uzun'un kağıda yeni bir form kazandırarak üçüncü boyuta taşıdığı işlerinden meydana geliyor.



Ozan Uzun, 'Shade' adını taşıyan sergisinde dokuz eserle izleyicinin karşısına çıkıyor. Geleneksel kağıt katlama tekniklerini yeniden yorumlayıp bugüne dair bir dil geliştiren Uzun, yüzeyi parçalıyor ve yeni yüzeyler yaratmayı başarıyor. Cut-out tekniği devreye girdiğinde ise sanatçının sembolik anlatımda yalınlığı tercih ettiğini görüyoruz. Kullanılan formlar tamamen köşeli yapılardan oluşuyor, bu keskin yapılar düzenli bir durum oluştururken; ışıkla, ışığın şiddeti ve yönüyle meydana gelen gölgeler, aynı renkte olmasına rağmen farklı açılarda duran yüzeylerden yansıyan ışıkla oluşan tonların bir arada yarattığı atmosfer, sergiye adını veriyor; 'Shade'... Uzun'un oluşturduğu üç boyutlu yüzeyler üzerinde beliren imgeler, bazen bir insan figürü, bazen nesne ve harflerin sadece bir bölümü olarak karşımıza çıkıyor.
Sergi, 6 Mart'a kadar HUDSON Arnavutköy'de görülebilir.

Dünyadan örnekler

Sketch, Londra

Londra'nın en sanatsal restoranlarından biri. Sketch.london adresini ziyaret ederseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Sık sık sergilere ve film gösterimlerine ev sahipliği yapıyor. Alt katındaki dev ekranlarda farklı enstalasyonları seyredebilirsiniz.

Lucio's, Sidney

Burası bir İtalyan restoranı. Yemekleri zaten müthiş. Ama içeri adım atar atmaz kendinizi müzede hissediyorsunuz. Oturduğunuz masaların hemen yanında Avustralya'nın Sidney Nolan ve Charles Blackman gibi en önemli sanatçılarına ait eserler asılı. Yaklaşık 500 eser var. Peçetelerde ise yine sanatçılara ait skeçler yer alıyor.

Rivington Grill, Londra

Londra'da çağdaş sanatla yemeğin birleştiği bir başka mekan da Rivington Grill. Tracey Emin işlerine bakarken yemek keyfi yaşayabileceğiniz bir yer burası. Bir de fish and chips'i şehirde en iyi yapan yerlerden biri.

Four Seasons, New York

New York'taki Four Seasons'ta eserler sergilenenler ve satılanlar olarak ikiye ayrılıyor. Örneğin Picasso'nun Le Tricone isimli eseri sergilenenler arasında. Lobide ise satışta olan eserler bulunuyor.

La Colombe d'Or, Provence

Leger ve Braque ait freskler, Miro ve Picasso tablolarıyla burada kendinizi define bulmuş gibi hissediyorsunuz.

Akbank Private Banking ana sponsorluğunda bu yıl dokuzuncu düzenlenen Contemporary İstanbul fuarının çarşamba günkü ön izlemesinde iğne atsanız yere düşmez bir kalabalık vardı. Birçok koleksiyonerin yanı sara modacılar, cemiyet hayatından aşikar olduğumuz simalar da açılıştaydı. Bu da günümüzde 'sanatın' ne kadar prim yaptığının bir kanıtı gibiydi

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.