X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bu hayatta herkesin bir 'Kuçu Kuçu'su vardır
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bu hayatta herkesin bir 'Kuçu Kuçu'su vardır

  • Giriş Tarihi: 16.2.2013

'Sevdim Seni Bir Kere' ve 'İkinci Bahar' gibi unutulmaz şarkılarda imzası bulunan Özdemir Erdoğan'ın; 1990'lı yıllarda çıkardığı ve o dönem 40 bin adet satan 'Hayatım Şarkılarda' adlı albümünde yer alan parçalardan biridir 'Kuçu Kuçu'. Şarkıda üstat, şu dizeleri söyler: "Gel kuçu kuçu, gel kuçu kuçu/ Sahibini bekliyorsun uslu uslu/ Güvenlik ne güzel şey yapayalnızken dünyada/ Bir de boynundaki tasma ve zincirler olmasa/ Bana göre değil senin mesleğin/ Aslında bu günlerde çok geçerlisin/ İyi hizmet edersen yükseleceksin/ Ben tutkunum özgürlüğe, sen ise köpeksin..."

SİLİK KIZ 'MELİHA'
Erdoğan'ın bu hiciv niteliğindeki şarkısıyla aynı adı taşıyan bir oyun oynanıyor şu sıralar.
Aysa Prodüksiyon tarafından sahneye konan 'Kuçu Kuçu'yu, sadece şarkıyla arasındaki isim benzerliğiyle değerlendirmemek gerek. Nitekim, şarkının sözleri ile oyunun hikayesi birbiriyle kısmen örtüşüyor.
Fransız yazar Fabrice Loger Lacan'ın yazdığı, Kerem Ayan'ın uyarlayıp yönettiği oyun; çocukken birbirlerine "Gel kuçu kuçu" diye seslenen ve birbirlerine köle gibi davrandıkları bir oyun oynayan iki kızın, yıllar sonra karşılaşıp yüzleşmesini anlatıyor.
Oyun, bu hikaye çerçevesinde sistemin insanları ne hale getirdiğini de gösteriyor.
Selen Uçer ile Özgü Namal'ın rol aldığı tek perdelik oyunda her şey; zengin işadamı 'Kudret Bey'in, hafta sonunu geçirmek üzere gözde çalışanı 'Ragıp' ile eşi 'Melis'i adadaki villasına çağırmasıyla başlıyor.
Kocasından önce adaya gelen 'Melis'i, 'Kudret Bey'in karısı 'Melda' karşılar. İki kadın, sohbet ederek kocalarının gelmesini beklemeye başlar. Zaman ilerledikçe sohbetin rengi değişir; iki kadının geçmişlerindeki sırlar ortaya dökülmeye başlar ve iş çığrından çıkar.
Bu şekilde özetleyebileceğimiz oyun; aslında bundan çok daha fazlasını barındırıyor.
Uçer; yaşadığı trajedi sonrası 'Meliha' olan adını 'Melda' olarak değiştiren, kompleksli, kocasının gücünden yararlanarak etrafındakilere hava atan, hiç büyümemiş bir kadını oynuyor.
Namal ise 'Melda' ile karşılaşana kadar geçmişinin üstüne set çeken, savunma mekanizmasıyla hareket eden, kontrollü ve hayatını düzene sokmuş bir matematik öğretmeni olarak çıkıyor izleyici karşısına.

GÜÇ SAVAŞI VE STATÜLER
Hayatlarını kocalarına göre ayarlamış iki kadının çatışmasını, kavgasını ve hatta yerlerde yuvarlanmasını izlediğimiz oyunu, sadece iki kadının hikayesi olarak algılamamak gerek.
Kadının iç dünyasını ve iki kadın arasındaki gerçek çatışmayı yansıtan, onları kavga ederken görebileceğimiz çok fazla örnek olmadığı için; bu algının oluşması normal.
Ancak oyun; cinsiyet farkı gözetmeden, tamamen bir güç savaşını anlatıyor.
Statülerin insanları nasıl ve ne ölçüde değiştirdiğine ve geçmişine saplanıp kalan insanların acizliğine şahit oluyorsunuz oyunda.

İYİ KÖTÜ YOK!
Dekor ve kostüm tasarımı Gamze Kuş'a ait olan oyunda, hangi karakterle özdeşleşeceğinizi şaşırıyorsunuz çünkü bu oyunda haklı, haksız, iyi veya kötü yok.
Sadece olağanüstü iki performans var ve siz "En çok hangisini alkışlasam?" diyerek kararsız kalıyorsunuz.
Başladığı günden bu yana kapalı gişe yoluna devam eden 75 dakikalık oyunda Uçer ve Namal; müthiş performanslarıyla birbirleriyle yarışıyor.
Selen Uçer, hayatının yalan olduğunu bilerek kendisiyle yüzleşmeyi başaran ancak çocukken oynadıkları oyunun etkisinden hayatı boyunca kurtulamamış, kendisine bir 'sahip' arayan 'Melda'yı başarıyla canlandırıyor.
Altı yıl aradan sonra bu oyunla sahneye dönen Özgü Namal ise bunca yıl ara vermenin handikabını zaman zaman yaşasa da, yeteneklerini göstermekten geri kalmıyor.
İkilinin 'Hanımın Çiftliği' dizisiyle başlayan arkadaşlığı, bu oyunla iyice pekişmiş.
Uçer ve Namal, öyle güzel bir uyum içinde rol kesiyor ki; birbirlerinin bir sonraki adımını tahmin edecek düzeydeler. Onların bu samimiyeti, seyirciyi de ikna ediyor.
Oyunla ilgili yapılacak tek eleştiri; oyuncuların çok hareketli olması... Sahnede bir taraftan diğer tarafa sürekli hareket halinde olmaları, seyir keyfini bozuyor.
İnsanın kendisiyle ve geçmişiyle yüzleşmesi gerektiğinin altını çizen, arkadaşlık kavramını sorgulatan oyundan çıkarken; Özge Fışkın'ın duru sesinden, Bülent Ortaçgil'in sanki bu oyun için yazdığı 'Benimle Oynar mısın?' adlı şarkısı uğurluyor sizi.

İLİŞKİLİ HABERLER

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.