X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Birbirimizi ne kadar anlıyoruz?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Birbirimizi ne kadar anlıyoruz?

  • Giriş Tarihi: 23.2.2013

'Kaset', 'Kayıp' ve 'Uğrak Yeri' gibi oyunlarla tiyatroseverlerin ilgisini çeken Craft Tiyatro, repertuvarına bir oyun daha ekledi. Çağ Çalışkur yönetmenliğinde hayata geçirilen 'Kabin' adlı oyun, bir karşılaşmanın hikayesini anlatıyor. Şu sıralar 'Yalan Dünya' dizisinde rol alan Gonca Vuslateri ve halen gösterimde olan 'Taş Mektep' filmiyle adından söz ettiren genç oyuncu Bora Akkaş'ın oynadığı oyun; bir şişme bebeğin yer aldığı afişiyle ilk bakışta merak uyandırıyor. Oyunun tanıtım metni ise biraz karışık... Özetle oyunda; 'Ramazan' isimli bir girişimcinin Amsterdam'da gördüğü ve Türkiye'ye getirip illegal olarak işlettiği bir kabinde yaşananlar anlatılıyor.

SEVİŞMEK ÇÖZÜM DEĞİL
Burada bahsi geçen kabin; bir seks kabini. Tabii ki ülkemizde böyle bir uygulama yok! Ama oyunu askerdeyken yazan Kemal Hamamcıoğlu, "Böyle bir uygulama ülkemizde olursa ne olur?" sorusuna odaklanıp rahatça güldürü çıkarabileceği bu oyunda, kadın- erkek ilişkisi üzerinden bireylerin birbirlerini anlama noktasına vurgu yapıyor. Oyun; 18 yaş sınırıyla sahneleniyor. Ancak bu durum, seyircilerin erotik sahneler veya pornografik diyaloglarla karşılaşacağı anlamına gelmiyor. Hamamcıoğlu, oyunda esas olarak vurgulamak istediği şeyi şöyle açıklıyor: "Oyun her ne kadar erotik gibi algılansa da, aslında hiç pornografik yanı yok. Tam tersine; insan olarak birbirimizi ne kadar anladığımız üzerine bir oyun. Günümüz insanının en büyük sorunu iletişimsizlik ve birbirini anlayamama. Her şey sevişme üzerine kurulu ama sevişmek çözüm değil! '+18' olması sadece bir ölçü. Çünkü biz cinselliği hâlâ tabu olarak görüyoruz. Oyunda bu da konuşuluyor." Yönetmen Çağ Çalışkur da 'Kabin'i şöyle tanımlıyor: "Birbirimizin hayatına, bilmeden veya farkında olmadan ne kadar çok etki ettiğimizle alakalı bir oyun. İnsanın yalnız olduğunu, bu yalnızlığın içinde debelenip durduğunu ve bir şekilde var olup hayatta kalabilme mücadelesini anlatıyoruz."

DUVAR YIKILIYOR
Oyunda, yan yana iki kabinde birbirleriyle konuşan iki kişiyi izliyoruz. 80 metrekare büyüklüğündeki, 40 kişilik tiyatro salonunda, oyuncuların girdiği 2.5 metrekarelik kabin, izleyicide ister istemez bir yabancılaşma hissi yaratıyor. İzleyici, kabinin iki yanına ayrılmış şekilde oturuyor. Oyunda; taraf olmak yerine, iki kişinin hikayesine tanık oluyorsunuz. Birbirini tanımayan iki kişi, 80 dakika boyunca bir kabinde birbirlerini tanımaya çalışıyor. Yemekten, askerlik anılarından aşktan, seksten ve bağlılıktan konuşuyor. İki kabinin kesişme yerinde, yuvarlak bir delik var ve o delikten birbirlerine dokunabiliyorlar. Onlar konuştukça ve birbirlerine dokundukça, cinselliğe bakış açılarının ne kadar farklı olduğu ortaya çıkıyor. Fiziksel olarak bir birleşme ve boşalma olmasa da, ruhsal bir boşalma yaşanıyor. İki insan, dört duvar içinde konuşup anlaşmaya çalışırken, sembolik olarak bu duvarlar yıkılıyor. Onlar birbirlerinin terapisti oluyor ve sevişmek için girdikleri kabinde, birbirini anlamanın sevişmekten daha önemli olduğunun farkına varıyorlar.

GÖZ GÖZE OYNAMIYORLAR
Oyunu tek nefeste izlenir kılan oyuncuların performansı, alkışı hak ediyor. İsmi olmayan karakterler, sadece kadın ve erkek olarak orada. Zaten oyunda, isimlerin ve cinsiyetin de bir önemi yok çünkü kadın ve erkek olmaktan çok, bir birey olarak fikirlerinin arkasında ne kadar durdukları ve karşısındakini ne kadar anladıkları daha önemli. Oyunda erkeklerden nefret eden, umutsuz bir kadına hayat veren Gonca Vuslateri, 'uygunsuz' diye tabir edilebilecek sahnelerin çok rahat üstesinden geliyor. Erkek karaktere hayat veren Bora Akkaş da, 15 aylık vatani görevinden yeni dönmüş, 20'li yaşların başında bir genci çok doğal oynuyor. Birbirlerini ilk kez bu oyunla tanıyan iki genç oyuncu; oyunun konsepti gereği göz göze oynayamama handikapını seyirciye hiç yansıtmıyor. İzlerken, duvarlara konuşan insanlar gibi görünüyorlar ama bir süre sonra onların dünyasına girmek hiç de zor olmuyor. Oyunculuk performansının ön planda olduğu oyunun Cem Yılmazer imzalı dekoru ve ışık tasarımını da göz ardı etmemek gerek. Rıza Kocaoğlu'nun süpervizörlüğünü üstlendiği oyunun sürprizi ise Can Bonomo... Oyunun müziklerini yapan Bonomo, bestelediği şarkıyı o kadar beğenmiş ki; yakında çıkaracağı yeni albümüne koymayı düşünüyormuş.

BU OYUN BİR PROPAGANDA NİTELİĞİNDE
Daha önce tiyatroda Ayşenil Şamlıoğlu ve Murat Daltaban gibi yönetmenlerle çalışan Gonca Vuslateri; Çağ Çalışkur'un bir oyununda yer almayı büyük bir şans olarak görüyor. Vuslateri, sezonun en iddialı oyunlarından biri olarak gösterilen 'Kabin'i 'içinde bulunduğumuz durumun bir propogandası' olarak niteliyor.

EN FARKLI VE EN CESUR ROL
Çalışkur' un "Onu bize Tanrı gönderdi" dediği Bora Akkaş ise henüz askerlik tecrübesi olmamasına rağmen oyunda canlandırdığı 'askerden dönen genç' rolüyle empati kurabildiğini söylüyor. Genç oyuncu, rolünü yaş ve duyarlılık açısından kendisine yakın bulduğunu ifade ediyor. İki genç oyuncu, karakterleri için "Şimdiye kadar içinde yer aldığımız en farklı ve en cesur roller" diyor.

KÖPEKLERİNE İTHAF ETTİ
İlk kez bir tiyatro oyunu kaleme alan Kemal Hamamcıoğlu, oyunu üç köpeğe ithaf ettiğini söylüyor: "Askerlik döneminde baktığım üç köpek vardı; Arap, Şımarık ve Safiye... 159 günümü onlarla geçirdim. Onlar olmasa yazmaya ve yaralarımı sevmeye cesaret edemezdim."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.