X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gördüğüm an 'işte çocuğumun babası' dedim
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gördüğüm an 'işte çocuğumun babası' dedim

  • Giriş Tarihi: 1.3.2013

'Kayıp Şehir' dizisindeki oyunculuğuyla dikkat çeken Nazan Kesal, kendisi gibi oyuncu olan eşi Ercan Kesal'ı ilk gördüğü anda 'Çocuğumun babası olacak adamı buldum' diye düşündüğünü söylüyor

Nuri Bilge Ceylan'ın filmleri için yazdığı senaryolardan ve canlandırdığı karakterlerden tanıdığımız Ercan Kesal ile kendisi gibi oyuncu eşi Nazan Kesal; Türkiye'nin son dönemdeki en yetenekli çiftlerinden... Peki, bu başarılı çift nerede karşılaşmışlar? Hayatla ve meslekleriyle ilgili düşünceleri neler? Kesal çifti; Aktüel dergisinden Neslihan Perker'in sorularını yanıtladı...

Birbirinizi ilk olarak nerede gördünüz?
ERCAN KESAL:
Nazan'la ilk olarak bir psikiyatri merkezinin, sinema başlığı altında düzenlediği cumartesi söyleşilerinden birinde tanıştık. Kendisi oraya dinleyici olarak gelmişti.
NAZAN KESAL: Ortak müzisyen bir arkadaşımız üç ay boyunca bana Ercan'dan bahsetmişti. Onu artık tanır gibi olmuştum, karşı karşıya gelmek ise tamamlayıcı oldu.

7 YAŞINDA BİR OĞLUMUZ VAR

Ne hissettiniz tanıştıktan sonra?
N.K.:
"Çocuğumun babası olacak adamı buldum" dedim.

Bir çocuğunuz var, değil mi?
N.K.:
Evet, bir erkek çocuğumuz var; 7 yaşında, Poyraz'ımız... Çocuk çok istediğim bir şeydi, milat bir kadın için. Elbette sorumluluğu var ama zor dönemler geçince keyifli bir süreç başlıyor, arkadaş gibi oluyorsunuz.

Daha mı endişeli oldunuz peki?
N.K.:
Çok sevdiğim bir insan var karşımda ve çocuk ikimize ait bir şey... Ağır gelmiyor; hayat zaten zor, bebek ise güzellik katıyor bu yaşama. Kalıcı olan, geriye bırakabileceğiniz tek şey.
E.K.: Çocuk aileyi tamamlayan bir şey. Ne zaman bir çocuğunuz oluyor, o zaman aile oluyorsunuz. İki kişinin çocuksuz olarak yaşaması 'birliktelik'... 'Aile' kavramı çocuktan sonra oluşan bir süreç. Dünyayla olan varoluş sorusuna cevap bulmuş oluyorsunuz; onunla tamamlanıyor. Ölüm korkunuz ortadan kalkıyor, onun için daha çok yaşamak istiyorsunuz.

Genellikle oyunculuk için "Belli bir yaşta yapmaya başlarsan olur, aksi türlü olmaz" denir. Siz bu inanışı yıkan bir örneksiniz. Tıp eğitimi aldınız, belli bir yaştan sonra senaryo yazmaya başladınız ve beyaz perdede göründünüz... Konservatuvarlarda bile 22 yaşından büyükleri sınava almıyorlar...
E.K.:
Tiyatro oyuncuları için bu gerekli evet ancak sinema oyunculuğunda tam tersi, dezavantaj bile olabilir. Tiyatro sahnesinde tek başınasınız ve oyun süresi ne kadar ise o zaman içinde performans sergilemeniz gerekiyor ama sinemada yönetmen tarafından oynatılıyorsunuz.

ASİ VE ŞIMARIK BİR ÇOCUKTUM

Nazan Hanım, nerede büyüdünüz?
N.K.:
Köprübaşı, Manisa... Salihli Ticaret Lisesi'ni bitirdim, aileme baktığımda babamın yapamadığı şeyi yapıyorum aslında. İki tane amcam opera sanatçısı. Babam evin en büyüğü; dedeme de bir kurban lazımmış, o da babam olmuş. Babam şimdi çok iyi bir esnaf.

Asi miydiniz?
N.K.:
Çok dışavurumcu bir çocuktum, asiydim, yer yer şımarıktım. Her zaman kendini gösterme, gülme, insanları güldürme dürtüsüne sahiptim.

İlk gençlik yıllarınızda babanızla çok ters düştüğünüz durumlar yaşadınız mı?
N.K.:
Ben kasaba kızıyım. Kızlar üzerinde anlaşılmaz bir baskı vardır kasabalarda... Üzerimde çok hissettim bu baskıyı; çarşıya gitmek yasak, çünkü orası sadece erkeklerin oturduğu bir meydandır. Babam benim için çok özeldir; konservatuvarı kazandığımı söylediğimde boynuma sarılarak ağlamıştı... Çok mutlu, hâlâ en büyük kritikçimdir kendisi.

Ercan Bey sizin şu sıralar üzerine çalıştığınız bir senaryo var mı?
E.K.:
Bu aralar bir gazeteye köşe yazıları yazıyorum, üzerine çalıştığım bir senaryom var. Ayrıca bir özel hastanenin işletmecisi ve yöneticisiyim. En fazla zaman ayırdığım yer de orası.

DOKTORLAR TOPLUMUN HER KESİMİNDEN İNSANI TANIR
Senaryo yazıyorsunuz, çok da iyi bir oyuncusunuz. Peki neden tıp eğitimi aldınız?
E.K.:
Bilinçli bir seçim değildi; babamın yönlendirmesiyle oldu. Üçüncü okulum aslında tıp fakültesi; ilk olarak siyasalda okudum, eski Mülkiyeli'yim. Ama o yıllarda var olan kavga ortamının içinden İzmir'e gittim ve orada tıp fakültesinde okudum. Tüm dünyada hekimlerden, farklı alanlarda başarılı olan pek çok insan çıkmıştır... Che Guevara, Anton Çehov doktordur, İstanbul'un belediyecilik tarihinde çok önemli isimlerden biri olan Cemil Topuzlu doktordur. Sebebi insanla kurulan ilişkidir; herkes kendi hikayesiyle gelir ve sadece dinlemekle kalmaz, o insanın yanında da yer alırsınız. Diğer mesleklerdeki insanlar doktorlar kadar toplumun her türünden insanla birlikte olmaz. Dolayısıyla çok iyi gözlemlediğim için oynuyorum, yazıyorum.

NAZAN ÇOK ŞEFKATLİ VE FEDAKÂRDIR
Nazan Kesal'ı diğer kadınlardan ayıran nedir? O sizi gördükten sonra "İşte çocuğumun babası olacak adam" demiş. Siz de aynı şeyi hissetiniz mi?
E.K.:
O anda olmadı... Erkekler daha dışa dönük yaşıyorlar. Benim ikinci evliliğim ve deneyimim vardı bu konuda. Biraz da uzaktım bu konuya aslında. Çok şefkatli ve fedakâr bir kişiliği vardır Nazan'ın... Yanında rahat hissettim kendimi; ardından önce aile olmaya karar verdik ve 2005'te evlendik.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.