Öyle bir seversin ki seks aşkın dansı olur

Giriş Tarihi: 19.3.2013

Yeni oyunu 'Altın Ejderha'da beş farklı karakteri canlandıran oyuncu Ece Dizdar: Müzikallerde neden şarkı söylerler? Duygu o kadar yoğunlaşır ki, konuşmak yetmez. Seks de onun gibi bir şey. Öyle bir seversin ki, seks aşkın dansı olur

DOT'un yeni sezon oyunu 'Altın Ejderha'da beş farklı karakteri canlandıran Ece Dizdar, sergilediği performansla adından söz ettiriyor. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi'ni bitirdikten sonra Londra'daki ARTSED isimli oyunculuk akademisinde burslu olarak oyunculuk eğitimi alan Dizdar; 'Esir Şehir' ve 'En Son Babalar Duyar' gibi dizilerde de oynamıştı. Ünlü oyuncu; Yeni Aktüel dergisinden Arda Uskan'a hem yeni oyununu, hem de hakkında merak edilenleri anlattı...
DOT hep değişik, şaşırtan işler yapıyor, 'Altın Ejderha' da bunların son halkası. Önce oyundan söz edelim istersen...
'Altın Ejderha', Roland Schimmelpfenning adlı bir Alman yazarın oyunu... Tür olarak, 'Açık biçim benzetmeci' diyebiliriz.
Bunu açıklayabilir misin lütfen?
Yani seyirci ile göz göze konuşup onlara bir hikaye anlatıyoruz. Beş oyuncu, 16 değişik karakterin hikayesini aktarıyor.
Kendini de oynuyorsun galiba...
Evet, biri Ece Dizdar... Diğeri anlatıcı kişiliğim, bunların dışında canlandırdığım üç karakter daha var. Yönetmenimiz Serkan Salihoğlu. O da Almanya'dan geldi...
Sen de yarı İngiliz'sin zaten... Londralı'yım, evet... Burada büyüdüm, orada okudum. Çifte vatandaşlığım var.
Seyirci karıştırmıyor mu oynadığın karakterleri?
Dramatik olarak bakarsan, ben bu fiziğimle; makyaj ya da kıyafet yardımı olmadan bir erkeği canlandıramam. O yüzden gerçek bir erkeği oynamaya çalışmıyorum. Seyirciye, "Bu şimdi bir erkek" deyip küçücük değişiklerle ve mimiklerle devam ediyorum.

AYIP OLMASIN DİYE OKUL BİTİRDİM

DOT'la tanışman nasıl oldu?
Londra'da master'ımı 'In your face' alanında yaptım.
Aynı dilden konuşabilir miyiz?
'In your face', DOT'un takip ettiği tiyatro türü. İngiltere'de 90'ların sonuna doğru başlayan bir akım. Yani DOT'un yolu, benim master'ını yaptığım alan. Onun için Türkiye'ye dönünce Murat Daltaban ile tanıştım ve birlikte çalışmaya başladık.
Londra'ya ne zaman gittin?
17 Ağustos depreminden sonra Marmara Üniversitesi'ne girdim ama aklım tiyatrodaydı. Bir depremzede sayıldığım için çok ilgilendiler benimle. Ben de ayıp olmasın diye okulu bitirdim.
Sonra tiyatro okumak için İngiltere'nin yolunu tuttun.
İngilizcem iyiydi ama param yoktu. Sınavı kazandıktan sonra burs buldum, beş ayrı firma eğitim masraflarımı karşıladı.
Londra'ya dönersek; okulu bitirdikten sonra...
Pek çok işte çalıştım; çocuk bakıcılığı, kafelerde garsonluk yaptım... BBC'nin radyo oyunlarında oynadım. Bunlar benim politik görüşümü de yansıtan oyunlardı. Sonra Türkiye'de çalışmak istedim. Kariyerim için daha iyi olacağını düşündüm.

HİNDİSTAN'DA MANASTIRA KAPANDIM

"Aidiyet, kurtulmaya çalıştığım bir duygu. Bir ülkeye, eşyaya, kişiye, futbol takımına, bir statüye bağlı olmak istemiyorum" demişsin... Neden istemiyorsun?
Depremden sonra kendi içimde büyük bir arayışa girdim. Bu arada müthiş bir migren baş gösterdi bende. Bunu aşabilmek için Londra'da nefes terapilerine başladım. Derken spiritüel arayışlara girdim, meditasyon ve yoga kurslarına katıldım. Güney Hindistan'da yaşayan bir gurum vardı.
"Sonra Hindistan'a gittim" deme... Derim, gittim çünkü. Kendimi Ashram'a (bir tür manastır) kapatıp altı ay yaşadım.
Aşka bakışın nasıl? Sevdiğin her şey, kendi varoluşuna duyduğun özentiden ortaya çıkıyor. Aşık olduğum birinde zaten Allah'ın suretini görüyorum... Eğer kişi aidiyet duygusu taşımıyorsa, "Benimsin" diyebilecek kadar egosantrik bir sahiplenme duymuyor.
Peki ya seksi bu tablonun neresine koyuyorsun? Müzikallerde neden şarkı söylerler? Duygu o kadar yoğunlaşır ki konuşmak yetmez. Bu da onun gibi bir şey. Öyle bir seversin ki, seks aşkın dansı olur.

YEMEZLER!
Kadına şiddet konusunda ne düşünüyorsun?
Mesela daha yeni Ali Sürmeli, bir arkadaşımıza yumurta ile birlikte yumruk attı.
"Ben bu hareketi oyunu protesto etmek için yaptım" diyor...
Yemezler! O yumurta durup dururken arkadaşımızın yüzünü bulmadı herhalde. Ali Sürmeli büyüğümüzdür, hocamızdır ama hiçbir şey ona, bir kadına şiddet uygulama hakkını vermez. Oyunu protesto ettiyse yumurta mı atması gerekirdi? Çok kızgınız ona...
"Kızgınız" derken çoğul konuşuyorsun...
Tiyatrocular adına söylüyorum. Kadına şiddet gösterenlerin yüzüne bile bakılmamalı ki, böyle ilkel bir davranışı bir daha yapamasınlar.

YAPTIĞIM İŞ EĞLENCE ARACI DEĞİL
Politik görüşünden söz ettin. Nedir bu konudaki düşüncen?
Daha insancıl bir bakış açısı... Irkçılığa, kadına şiddete prim veren hiçbir işin içinde olmam. Benim için yaptığım iş, bir eğlence aracı değil. Mutlaka toplumu bir adım ileri götürmeli; bu çok net...
Ya diziler... Diziler para demek ama dizide de bahsettiğim şekilde bir karakteri oynamam. Yaptığım işin topluma bir hizmet vermesi gerektiğine inanıyorum.
Bu söylediğin tiyatro için geçerli ama toplumu ileri götürsün diye dizi yapıldığını sanmıyorum...
İnşallah bir gün... Fakat dizi yapmayı da, dublaj yapmayı da çok seviyorum. Bunların toplumu ileri götürecek bir hali yok, sonuçta kapitalizme hizmet ediyorsun.
Her şey kapitalizme hizmet ediyor...
Evet, ama ben kendimi kurtarmaya çalışıyorum. Bir yıldır şu gözlük hariç kendime hiçbir şey satın almadım...

Nasıl yani; bir etek, bir telefon? Hiç, hiçbir şey...
"Bendeki bana yeter" dedim...

ARKADAŞINA GÖNDER
Öyle bir seversin ki seks aşkın dansı olur
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz