X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bu filmde hiç kimse için mutlu son yok
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bu filmde hiç kimse için mutlu son yok

  • Giriş Tarihi: 21.3.2013

Binlerce kişinin donarak öldüğü Sarıkamış Harekatı'nı konu alan 'Eve Dönüş: Sarıkamış 1915'in yıldızları Nergis Öztürk ve Uğur Polat filmi anlattı: Bu, ezber bir film değil; hiç kimse için mutlu son yok. Çekimlerde çok üşüdük, çok ıslandık ama buna değdi...

Önceki hafta vizyona giren 'Eve Dönüş: Sarıkamış 1915'; 1. Dünya Savaşı'ndaki Sarıkamış Harekatı döneminde, farklı yerlerden gelip aynı köyde, zorlu şartlarda mahsur kalan sekiz kişinin yaşam mücadelesini anlatıyor. Filmin başrol oyuncuları Nergis Öztürk ve Uğur Polat, Vogue dergisinden Ebru Çapa'ya; hem Sivas'ta son 40 yılın en soğuk kışında çekilen filmi, hem de tiyatro ve sinemaya bakışlarını anlattı..

UĞUR POLAT (SACİ BEY)
SAVAŞTA MERMİ SIKILMAMIŞ AMA FİLMDE SIKTIK
Bu, ezber bir film değil; hiç kimse için mutlu son yok. Sarıkamış Harekatı'nda 90 bin kişi cepheye gitmiş, tek kurşun atmadan donarak ölmüşler. Bizim filmde bir silah patlıyor. Savaşta hiç sıkılmamış ama bizim filmde mermi sıkılıyor.
Terk edilmiş bir köyde çektik filmi. Zamanında Ermeniler yaşamış; içinde freskler, cumbalı evler vardı. Çok güzeldi... Mekan zaten 1-0 önde başlıyor filme. O mekan olmasa bu film olmazmış; sonradan anladım.
Konakladığımız yerle setin arası 1.5 saat uzaklıktaydı, o yüzden güne çok erken başlıyorduk. Çok soğuktu, çok ıslandık, çok üşüdük ama filme yarayan zorluklardı bunlar. Hayat öylesine müşküllerle geçmiş ki 1915'te; biz böyle el bebek gül bebek yaşayıp da riya yapamazdık.

HER HAFTA BİR FİLM ÇEKİLİYOR
İlk sinema filmim 'Sis'i 1988'de çektim ben. Kısa süre sonra da televizyonla tanıştım ama benim için değişen bir şey yoktu. O zamanki diziler; 35'lik negatifle, sinema formatında çekiliyordu. Tamam, bugün televizyon için çok bereketli bir ortam denilebilir, her gün her kanalda ikiüç dizi var ama tüketim de o oranda hızlı. Her hafta sinema filmi uzunluğunda bir şey çekip yetiştirmek zorundasınız.
Ekranda rekabet kızışmış durumda. Kanal sayısı, oyuncu sayısı çok fazla. Hele ki, oyuncu olmayıp da bu işi yapan insan sayısı çok fazla. Reyting sisteminin güvenilir olmayışı defalarca teyit edildi ama bu konuda hiçbir şey yapılamıyor.
Mimar Sinan'da tiyatro okurken, Müşfik Bey'le (Kenter) tam bir usta-çırak ilişkisi yaşadık. Beni tiyatrosuna aldı. Tek kişilik oyunlarında yanındaydım, onunla turnelere gittim. Şanslıydım ben...

BANA 'OUTDOOR UĞUR' DERLER

Artık daha çok sinema yapmak, hayatı kısa ve acısız yaşamak istiyorum. Kendime yatırım yapmaya başladım. Her yıl bir dönem uzaklaşıyorum İstanbul'dan; giderek daha uzun zaman harcamaya başladım uzaklarda. Kaş'ta daha huzurlu ve dinginim. Ufku görüyorum, orası daha güneşli, daha ılıman, insanları daha doğru dürüst. Suyun altı, üstü, orman, ağaç derken... 'Outdoor Uğur' derler bana...

SETTE STAR KAPRİSİ YOKTU
UĞUR POLAT: Yönetmenimiz Alphan Eşeli ilk filmini çekiyordu, bunun avantajları ve dezavantajları vardı tabii... Çok plan çekmek istiyordu montajda rahat etmek için haklı olarak; hepimiz de bunun zahmetini yaşadık. Allah'tan ekibimiz güzeldi. O şartlarda bir de kaprisli oyuncu hiç çekilmezdi! Oyuncunun küçük kaprisleri mutlaka olur ama bir star kaprisi yoktu.

NERGİS ÖZTÜRK (GÜL HANIM)
OYNADIĞIM ROLLERDE HEP BİR HÜZÜN VAR
Okuldan mezun olduğumdan beri tiyatroyu hiç bırakmadım. Kasılarak söylemiyorum bunu. Sinema, dizi; bunların her birinin bir kuralı var, her işin bir patronu var. Tiyatrodaki patron, oyuncunun kendisidir. Oradaki özgürlüğü çok seviyorum.
Ben birlikte mezun olduğum arkadaşlarıma göre şanslı başladım ve öyle ilerledim. Mesela 'Barda' filminde rol aldım, 'Barda'nın seçmelerini Tomris (Giritlioğlu) seyretti, bu sayede 'Hatırla Sevgili'de oynadım. Sonra Tomris beni 'Karayılan'a çağırdı ve Zeki (Demirkubuz) beni orada buldu. Böyle sarmal bir şekilde devam etti.

SOKAKTAKİ ALGI TUHAF
Televizyonda çok kolay harcanabiliyorsunuz. Sokaktaki algı bir tuhaf; annem bile bana "Kızım o lafları niye söylüyorsun?" diyor. Sanki diziyi ben yazıyorum, ben çekiyorum... Kimseye derdini anlatamıyorsun.
Bir yandan TRT'deki 'Böyle Bitmesin'de rol alıyorum, bir yandan da tiyatroyla ruhumu yüceltiyorum. Hep hüzünlü kadınları oynasam da, sürekli hüzünlü biri değilimdir...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.