X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Anadolu'da Yılmaz Güney resimleri evlere girmişti
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Anadolu'da Yılmaz Güney resimleri evlere girmişti

  • Giriş Tarihi: 28.3.2013

Usta oyuncu Halil Ergün, "Yılmaz Güney gerçek bir yıldız" dedi ve ekledi: Mustafa Kemal, Anadolu'daki köy evlerine poster olarak girmemişti; ben o evlerde bir Yılmaz Güney'in, bir de Ecevit'in fotoğrafını görüyordum

Ünlü oyuncu Halil Ergün; Film Arası dergisinin son sayısına konuştu. Ergün, derginin hazırladığı Kürt Sineması Özel Sayısı'nda, Yılmaz Güney'le ilgili düşüncelerini de paylaştı:
Yılmaz'ın 60'larda çektiği filmler, daha çok 'çirkin krallığını' besleyen ticari filmlerdi. Güçlü bir adamın, köyleri dolaşması gibi kahramanlık hikayeleriydi. Ama hepsinin içinde birer slogan vardır.
Bu filmler yapısı itibariyle toplumsal içerik sinemasıydı. Yılmaz Güney ancak 70'lere geldiğimizde, Lütfü Akad'dan sonra Türk sinemasına imzasını attı.

ÇOCUK OYUNCAĞI DEĞİL!
Yılmaz Güney gerçek bir yıldız. Ama o dönemde Yılmaz; Kürt filmlerinde Kürt meselesini tartışmıyordu. Hatta Doğu'daki gerçekler Türkiye'deki sol tarafından bile tartışılmıyordu. 12 Mart'ta Doğu-Kültür Ocakları'yla birlikte 'Doğu sorunu' diye bir şey olduğu tartışılmaya başlandı. O dönemde, geniş toplumsal ayrımlar yoktu. Mesela filmlerde 'Keko' ismini kullanmak doğaldı.
Yılmaz getirdiği yeni kahraman tipiyle; Anadolu'nun o yanık toprağının, kavruk tarihimizin, ezik insanımızın hikayesini anlattı. Kadınlar ve erkekler onu kabullendi. Mesela Mustafa Kemal'in resimleri dağ köylerinde evlerde yoktur. Mustafa Kemal, evlere afiş olarak girmemişti; resmi kurumlarda, okullarda, derneklerde vardı fotoğrafı. Ben dağ köylerinde bir Yılmaz Güney, bir de Ecevit'in posterini görüyordum.
Yılmaz, çocuk oyuncağı falan değil. O gerçekten bu toprağın çok önemli evlatlarından biri. Hem sosyolojik vaka olarak, hem de sinema adamı olarak çok mühim biri bence.

ŞİMDİKİ KÜRT FİLMLERİ 5'NCİ SINIF
Kürt sorununu dile getiren filmler çekmek başka bir şey. Bu yüzden bence Yılmaz Güney'e 'Kürt sinemasının başlangıcı' diyemeyiz. Kürt sorununu, Kürt insanının ilişkilerini şu an bile tam anlatamadık, halen yasaklar var. Şimdiki Kürt filmleri beşinci sınıf. Küçük hikâyeler anlatılıyor ama olay çok daha büyük. Kan ve gözyaşının bu kadar 30 binlere vardığı bir ülkede, böyle Kürt sineması mı olur?

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.