X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Savcı Turgut'un zekasına hayranım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Savcı Turgut'un zekasına hayranım

  • Giriş Tarihi: 14.4.2013

'Karadayı'da envai çeşit planlarla millete hayatı dar eden Yurdaer Okur, nam-ı diğer 'Savcı Turgut'... Dizide 'Nazif Kara'nın kabusu olmaya devam ededursun; biz onu bir parça mutlulukla, ağaçla, kuşla, güneşle buluşturuyoruz. Rahatlasın, nefes alsın diye...

'Karadayı'nın 'Savcı Turgut'u o. An itibariyle televizyonlarımızın en popüler dizilerinden birinin birinci adamı değil. Hatta ikinci adamı bile değil ama performansıyla belki de en çok konuşulanı. Müthiş bir kadronun içinde, hayat verdiği karakterle o kadar fazla dikkat çekiyor ki... Barcelona'nın Iniesta'sı gibi. Aradan öyle güzel paslar dağıtıyor, oyunu öyle güzel açıyor ki; hayranlıkla izliyoruz. Zaten kısa sürede hem mimikleri, hem diyalogları, hem de oyunculuğuyla gündeme oturması bu yüzden. Psikopatın önde gideni bir savcıyı canlandırıyor; gündüz melek, gece şeytan... Yurdaer Okur ilk kez bu sayfalarda iyiliğin kollarına bırakıyor kendini. Çocukluk kahramanı Bob Ross olup mutluluğun resmini çiziyor...
'Savcı Turgut', bünyesinde her türlü psikopatlığı barındıran bir karekter. Sen de Karadenizlisin. Sizin oraların insanlarının kanı hızlı akar...
Babamın görevi dolayısıyla Rize'de doğdum ama aslen Ordulu'yum. O bahsettiğin anlamda Karadenizlilik var tabii ki. Tahammül sınırımız biraz farklı. Bizim oraların insanı güzeldir ama hayatı biraz hızlı yaşar. O da coğrafi koşulların etkisi. Bir anda yağmur yağar; elindeki işi acil bitirmen gerekir. Karadeniz'in dalgaları hırçındır mesela; vurdu mu ses getirir. Doğası engebelidir; bazen geçit vermez. Bu yüzden agresif olman, tuttuğunu koparman gerekir.

OYUNCULUK BİR ANDA OLDU

Turizm eğitimiyle başlayıp sahnelere taşınan bir gençlik dönemin olmuş...
Bu geçiş süreçleri çok ilginç oluyor. Bir nokta geliyor ki insan kendi kendine, "Ben mutlu olduğum işi yapmalıyım" diyor. Benimki de öyle aniden gelişti. Yoksa o güne kadar oyunculukla uzaktan yakından alakam olmamıştı. Bırakın sahneyi; oyuncu tanıdığım bile yoktu.
Nasıl oldu da aniden verdin bu kararı peki?
Akdeniz Üniversitesi'nde turizm okurken kitaplarla tanıştım. Stand açtım, kitap sattım. Her şeyin başlangıcı oydu aslında. Sonra şiirler ve şairlerle tanıştım. Okuldan birkaç arkadaşımla beraber şiir dinletisi yapalım istedik. Ben de dinleyici olarak orada bulunacaktım. Sonra bana "Senin sesin çok güzel, al şu şiiri oku" dediler. Sonra tiyatro yapmaya başladık ve ben o anda, bir daha sahneden hiç inmeme kararımı verdim. Elime Stanislavski'nin kitabını alıp tek başıma konservatuvar sınavına hazırlandım ve kazandım.

'TURGUT' DERTLİ BİR ADAM
'Savcı Turgut' bir fenomen oldu. Nasıl bu kadar gerçekçi oynayabiliyorsun?
Senaryoyu ilk okuduğumda acayip heyecanlandım. Gündüz melek, gece şeytan bir adam 'Savcı Turgut'. Böyle bir karakteri canlandırmak herkese nasip olmaz. Çok derinlikli bir karakter. İlk okuduktan sonra aklıma hemen nasıl konuşacağı, nasıl yürüyeceği, nasıl bakacağı geldi mesela. Hayatım boyunca bürokratları çok iyi gözlemlemiştim. Oradan bir avantajım da oldu. Ve tüm bu birikimlerle oynamaya başladım 'Savcı Turgut'u.
Sence nasıl bir adam bu 'Savcı Turgut'?
Çok dertli bir adam bir kere. Geçmişinde yaşadığı şeyler var ve biz bunları ilerleyen bölümlerde göreceğiz. Şu anda adama dair hiçbir şey ortaya çıkmadı daha. Ama büyük sorunları var. Bir insan bu kadar kötülüğü durduk yere yapmaz. Daha önceki hayatında yaşadığı travmalar, çok zor şartlar altında mutlaka başarılı olma gerekliliği; değişik bir hayat felsefesi yaratmasına yol açıyor. Amacına ulaşmak için her yolu mübah sayıyor. Sonra kötülükler kötülükleri doğurmaya başlıyor.
Hayran olunası bir tarafı var mı peki? Sonuçta kötü adamlar her zaman daha çekicidir...
Zekasına hayran olunabilir. Ben zaten karakterin bu zekasına vuruldum. İnsanın, doğru zekayla yapamayacağı iş olmadığını ispatlayan bir karakter. 'Savcı Turgut' zekasını bu alengirli işler yerine mesleğinin doğrularına adasaymış, belki de şu anda en fazla ihtiyacımız olan bürokrat tipi olurmuş.
'Savcı Turgut'u kıskandıracak zeka oyunların oldu mu gerçek hayatta?
Hayatta yalan söyleyemem. Oyunculukta her karaktere bürünürüm ama gerçek hayatta o esnekliğim yok maalesef. Hayatın bana şanslı davrandığı, beni bir basamak yukarı attığı dönemler olmuştur ama bunların hiçbirini strateji kullanarak elde etmedim. O açıdan 'Savcı Turgut'la hiç benzeşmiyoruz.
Dizinin sonunu yazmanı isteseler, ne yapardın?
'Savcı Turgut'u yaptıklarından dolayı pişman ederdim. Kolundan tutar hapishaneye atardım. Bu kadar basit... (Gülüyor)


kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.