X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Başbakan'a mahallede Beckenbauer derlerdi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Başbakan'a mahallede Beckenbauer derlerdi

  • Giriş Tarihi: 22.4.2013

Dönem dönem Başbakan'a yakın olmakla eleştirildi. Bunu hiçbir zaman inkar etmedi. Mahallelisine büyük sempatisi olduğunu her seferinde söyledi. Ama ortak mevzularının mahalle, eskiler ve futboldan ibaret olduğunun altını çizerek...

Bitirimlerin arasında büyüyünce, insanın hayatı daha mı köşeli, daha mı inişli çıkışlı oluyor?
Çok virajlı bir hayatı vardır oraların. İki teker havada dolaşırsın hep. Çok zevkli olduğu kadar çok tehlikeli yanları da vardır. Kasımpaşa çocuğuyum; aklına gelecek veya gelmeyecek her türlü fırlamalığı bilirim. Bilirim ama yapmam. Önemli olan da budur zaten. Deli olmak marifet değil, zırva bilmek marifettir. Bizimki de o hesap.

YAŞADIKÇA YAZARSIN

İyi bir gözlemci misin yoksa kendi anılarını iyi anlatan bir adam mı?
Bir insan sadece gözlemlediği şeylerle mizah yapmaya kalkarsa, eline yüzüne bulaştırır. İnsan bedeni kayıt yapan bir varlık. Sen yaşadıkça, içinde bulundukça kaydediyorsun aslında. Sonra o kaydettiklerin bir dost meclisinde sohbette veya eline kağıt kalem alıp yazmaya başladığında açığa çıkıyor. Sahnede veya televizyonda anlattığında insanlara komik geliyor. Önemli olan anı biriktiricisi olmak değil; o mizah halet-i ruhiyesine sahip olmaktır. Beni mizah kıyafeti içine sokan, bana bunları yaptıran bir güç var. Sadece bakmakla, izlemekle olmaz bu işler...
Zaman makinen olsa, hayatının hangi dönemine gitmek isterdin? Bir sene öncesine dönüp bazı şeylere müdahale etmek ister miydin? Zaman makinem olsa hemen kırardım. Ben bulunduğum zamandan memnunum. Her şeyin yerinde ve zamanında olması daha güzel. Hayata müdahale etmek iyi bir şey değil. Zamanın genleriyle oynamayacaksın. O zaman hayat GDO'lu olur...

EDEPLİ OLACAKSIN!

Hayatta en çok neyi özlüyorsun?
Neşe. Neşeli olmayı özlüyorsun. Bir neşesizlik hâkim etrafa. Neşe ve fırlamalığı zaman zaman çok özlüyorum. Eskiden berberi, manavı, kasabı bile metaforla konuşurdu; ayrı bir neşeye, ayrı bir zekaya sahipti. Şimdi onlardan hiçbiri kalmadı.
Bu yaşına kadar, hayattan neyi öğrendin?
Çok şey yaşamışımdır, çok insanı mutlu etmiş; belki bir o kadarını üzmüşümdür ama günün sonunda çizgiyi çektiğimde, bu hayatta insanı ayakta tutan şeyin edep olduğunu öğrendim. Edep, içinde o kadar çok şeyi barındırıyor ki... Uslu durmaktan değil; bir yaşam biçiminden bahsediyorum. Dünyanın en fırlama adamı olursun ama aynı zamanda edeplisindir de... Edep başta gelir; bir de haddini bilmek. O olmadan da olmuyor hayat.

BEN BAŞBAKAN'LA HİÇ İŞ KONUŞMADIM
Başbakan'ın top oynadığı dönemi hatırlıyor musun?
Biraz Mehmet Topal'ın, biraz Oğuz Çetin'in, biraz da Alpaslan Eratlı'nın stilini karıştır; öyle bir topçuydu Başbakan. Zaten mahallede 'Beckenbauer' derlerdi. Bizden birkaç yaş büyüktü. Çok izlemişliğim var maçlarını.
İyi oynar mıydı?
İyi oynamayan adamı kaptan yaparlar mı! Oynardı. O futbolculuk zamanından elde ettiklerinin şimdiki başarısında çok payı olduğunu düşünüyorum. Kasımpaşa'da, o ortamda yetişen adam; söylediği sözün nereye gideceğini, insan ilişkilerini çok iyi bilir, karşısındakinin niyetini gözünden çözer.

SEVİYORUM, SUÇ MU!

Dönem dönem Başbakan'la çok yakın olduğun eleştirileri de yapılıyor...
Biz aynı mahalleliyiz. Ben Başbakan'la ayda yılda bir karşılaştığımda ne iş konuşurum, ne siyaset. Hem anlamam, hem benim haddime değil. Bizim mevzumuz mahalle. İşte; Nuran Usta ne yapıyor, hâlâ top oynuyor mu?.. Bizimki insani meseleler. Bunu söylediğimiz zaman da 'yandaş' diyorlar. Başkasını sevdiğimi söylesem onun yandaşı mı olacağım? Akılla değerlendirmek başka, gönülle sevmek başka şey. Biz sevgimizi menfaate dayandırmayız. O yüzden çıkar, rahatlıkla söyleriz. Bugüne kadar bir liralık akçeli ilişkim olmamış ki; neyden çekineceğim. Kemal Kılıçdaroğlu'nu sevmiyor muyum; onu da seviyorum. Ama Başbakan'ı sevdiğim kadar sevmiyorum. Ne yapayım, suç mu!

ESKİDEN REKABETTİ ŞİMDİKİ DÜŞMANLIK
O zamanlar futbol daha mı güzeldi?
Ezeli rekabet her zaman vardı ama son 20 yılda bu şiddet ortamına geldik biz. Gençliğimde hep beraber maç izlemeye giderdik. Zaten doğrusu da buydu. Düşünsene Cemil Turan'ı, Engin Verel'i izlemek için Fenerbahçe maçına; Yasin'i, Fatih Terim'i izlemek için Galatasaray maçına gidilmez mi? Bizim zamanımızda öyleydi. O zaman rekabet vardı, şimdi düşmanlık çıktı.

SADECE TESPİT YAPIYORUM

Çok mu bozulduk peki?
Ben sorunun daha eskilerde olduğunu düşünüyorum. Siyasi tarafından konuşmuyorum sadece tespit yapıyorum. Cumhuriyetle birlikte bu memleketin insanına yeni bir yüz, yeni bir elbise verildi. Ama bu milletin birçoğu o yeniliği kabul edemedi. Çünkü ne kadar kültürel temeli varsa, altından çektin aldın. Adam çıplak kaldı. Sonra üzerine frak verdin; olmadı tabii... Bir de "Ayı gibi" diyerek adamla dalga geçtin. Bu adamlar daha yeni yeni iki ayak üzerinde durmaya başlıyor. Adam tüm kültürünü kaybetmiş; sen ondan nasıl kibarlık, ilim-irfan, nezaket bekleyeceksin

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.