X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Evlenmek bir manyağın kontrolüne girmektir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Evlenmek bir manyağın kontrolüne girmektir

  • Giriş Tarihi: 12.5.2013

Bir proje için çeşitli illerdeki kuaför salonlarında kadınları fotoğraflayan ünlü şovmen Okan Bayülgen, kendisinin de yıllardır kadın kuaförlerine gidip saçlarına dip boya yaptırdığını söylüyor: Market boyasıyla ya da eve adam çağırıp boyatmıyorum saçlarımı; bunu da yıllardır rahatça söylüyorum

Kendine has bir tarzı var, hiçbir etki ve tepki bu duruşu bozamıyor. Hayatın bir kenarına ilişip seyretmek yok onun kitabında. Ya çivileri söküyor ya da okkalı çiviler çakıyor hayatın duvarlarına. Sonra da onları bir güzel fotoğraflıyor. Durmuş zamanları gelecek zamana taşıyor. Sosyal sorumluluk projelerinde harç niyetine kullanıyor çektiği fotoğrafları. Cümleleri aykırı olsa da, hayatı belgesel tadında yaşıyor. Zamanı katlayıp cebine koyduğuna bakmayın; onun ruhunda yaylım ateşlerde bile yıkanmak var.

Kuaför salonlarındaki kadınları fotoğraflamak... Bu projeyi yapmanızın nedeni sadece para değildir sanırım...
Sadece para... Çünkü fotoğrafçı olarak kendi ismimi alt etmek gibi bir derdim var. Hiçbir dijital kolaylıktan yararlanmamam, işi büyük formatlı analog makinelerle sürdürmem, hâlâ o sistemle çalışmam açısından masraflı bir fotoğrafçıyım. Yurt dışına çekime gittiğinde asistanlarını business class'ta seyahat ettiren havalı bir fotoğrafçıyım aynı zamanda. Bunlar, karşılığında bir gelir icap ettirir. Dolayısıyla bunun nedeni sadece paradır.

KADINLARLA İLGİLİ BİR SIR VAR

Peki bu projenin amacı nedir?
Biz erkeklere kuaför salonlarında 10 dakikada afakanlar basar ama kadınlar bütün bir öğleden sonralarını orada harcayabiliyor; biz bunu anlamıyoruz. Kadınlarla; kuaför, manikürcü, makyöz ya da föncü arasında geçen bir şey var; bunu anlamam gerekiyordu. Kuaför salonu demek; birbirine yansıyan aynalardan geçen kıskanç, hain, mutluluk verici bakışlar demek. Bunları yakalamak gerekiyordu.
Çekimler nerede yapıldı?
Genelde İstanbul, Bursa, Mersin, Ankara ve Edirne gibi illerdeki Eczacıbaşı Schwarzkopf müşterisi kuaförlerde yaptık çekimleri. Hiç model kullanmadık; kuaförlerin kendi müşterilerini çektik. Ne kadar sunilik ya da mizansen var diye sorarsan; hiç yok yani.
Kadınlar fotoğraflarının çekilmesini nasıl karşıladı?
Bir izin belgesi imzalamaları gerekiyordu; ben "At şuna bir imza" deyince canı gönülden kabul ettiler.
Bu projede sizi en çok ne şaşırttı?
Kuaför salonlarında kadınların ne yaptığını biraz anlayacağımı sanıyordum, yine anlayamadım. Bence orada kadınlarla ilgili bir sır var. O sırrı objektifin de anlamadığını fark ettim.
Bu proje için çekimleri bitirdikten sonra "Kadınlar hakkında bir şey daha öğrendim" dediniz mi?
Kadınlarla ilgili eski bilgi; fazla yaklaşmamak gerektiğiydi bende. Evlenmek bu açıdan iyidir; bir manyağın kontrolüne girersin ve hayatındaki başka manyaklardan seni korur. Bu çekimden sonra da bu manyaklara bulaşılmaması gerektiğini anladım.
Kuaförde harcanan zamanı gereksiz görüyor musunuz?
Ben çok uzun yıllardır saçlarımı boyatıyorum. Bir ara beyaz bıraktım; "Kim bu dede?" diye fotoğraflarda kendime bakıyordum. Tekrar boyatmaya başladım. Ama boyama işlemi 10 dakikayı geçince ben kurdeşen döküyorum. Bir süre önce saçlarımı boyatmak için kadın kuaförlerine gitmeye başladım. Orada hem afakanlar basıyor beni, hem de "Başka bir dünyadayım, birazdan bu canavarların hepsi bana saldıracak" diyorum. Benim için korku tüneli oralar...

"NE OLUYOR LAN?" DİYE BAĞIRIRIM
Sizin berberlerle aranız nasıl, ne sıklıkta gidersiniz?
Kadın kuaförüne dip boyam geldiğinde gidiyorum ve genelde kuaförü eve çağırmak gibi de bir huyum var. Birçok şöhretli insan ya marketten aldıkları şampuanla boyuyor saçlarını ya da eve kuaför çağırıyor. Ben saçımı boyattığım ilk günden itibaren söylüyorum bunu. Market boyasıyla ya da eve adam çağırıp bunu yaptırmama gerek yok.

Berberleri çoğu erkek çok keyifli bulur, özellikle de masaj bölümünü... Sizin için berbere gitmenin keyifli bir yanı var mı?
Herhangi bir berber bana ense ya da kafa masajı yapmaya başladığı anda ayağa fırlayıp "Ne oluyor lan?" diye bağırıyorum. Böyle şeyleri hiç sevmiyorum. Birkaç defa erkek masör tarafından masaja tabi olundum. Bunu da sevmediğimi anladım. Benim gibi tüylü bir adam; beni okşayıp duruyor. Bundan rahatsız oluyorum. Böyle, masaj falan gibi işlerle alakam yok.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.