X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Zamanımı planlarım hiçbir yere gecikmem
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Zamanımı planlarım hiçbir yere gecikmem

  • Giriş Tarihi: 4.6.2013

Günlük hayatta sürekli bir koşuşturma içinde olan 'Bir Fikrin mi Var?' programının jüri üyesi ünlü işkadını Leyla Alaton, "Zamanımı çok iyi planlar, ajandayla çalışırım. Hiçbir yere geç kalmam" diyor

Oünlü bir işkadını, sıkı bir koleksiyoner... Türkiye'nin yenilikçi fikirlere destek veren ilk girişimcilik yarışması 'Bir Fikrin mi Var?' programının jüri üyesi Leyla Alaton; evinin kapılarını açtı ve özel hayatıyla ilgili bilinmeyenleri anlattı:

BENİM ÖNCELİĞİM ÇOCUKLARIM
İnanılmaz bir koşuşturma içindeyim ve halimden çok memnunum. Verimli bir insanım çünkü zamanımı çok iyi planlar, ajandayla çalışırım. Günlük ve haftalık planımı yaparım. Hiçbir yere geç kalmam. Bu sayede hayatın hiçbir anını kaçırmam.
Çocuklarımla geçirdiğim zaman günün en değer verdiğim anları... İki oğlum var; Eros 14 yaşında, Atlas ise 12. Sabahları çoğunlukla onları ben uyandırır, her sabah onlarla kahvaltı ederim.
İki erkek çocuğu yetiştiren bekar bir anneyim. Onların sporuna da, okuluna da yetişiyorum ve yatağa girdiklerinde yanlarında olmayı çok önemsiyorum. Önceliğim bu. İnsanlar önceliklerini bilirlerse hayat çok kolay olur.

HİÇBİR ŞEYİ DİKTE ETMİYORUM

Şu an hayattaki en önemli sorumluluğum ve tutkum; bildiklerimi çocuklarıma aktarabilmek... 'Keşke onlara daha çok şey öğrete bilsem'in derdindeyim her gün. Bunu yaparken de onları sıkmamaya, fikirlerimi dikte etmemeye özen gösteriyorum.
Sanat eserleri ile iç içe büyümelerinin sanat ile olan ilişkilerini şekillendireceğini düşünüyorum.
Koleksiyonuma kattığım yeni bir eseri eve getirdiğimde, Eros ve Atlas'a ne düşündüklerini soruyorum. Bazen aynı sanatçının iki eseri arasında karar veremiyor olabiliyorum. O zaman onlara "Hangisiyle beraber yaşamayı tercih edersiniz?" diye soruyorum.

AVRUPA'DA SANAT LÜKS DEĞİL KEŞKE BİZDE DE ÖYLE OLSA!
Hintli koleksiyonerlerin sanata olan bağlılıkları beni çok etkiliyor. Şimdilerde eserleri servet değerindeki sanatçıları, kariyerlerinin başından itibaren desteklemişler. Gerçekten severek, inanarak toplamışlar. Hakiki birer sanat hamisi olmuşlar, sanatçıların üreterek yaşamaları için ellerinden geleni yapmışlar.

SANAT LÜKS OLMAMALI

Bence sanat bir lüks olmamalı. Avrupa'da genç aileler; hafta sonu bir galeri gezisine çıktıklarında, evleri için ufak tefek bir eser alıp onun zevkine varabiliyorlar ya da yılbaşında, yaş günlerinde birbirlerine sanat eseri hediye ediyorlar. Bazen birkaç arkadaş toplanıp hediye alıyorlar. Keşke sanat eseri tercih etseler.
Keşfettiğim sanatçıları ve onu heyecanlandıran eserleri; arkadaşlarıma ve çevreme tanıtmaktan, onları evime çağırmaktan zevk alıyorum. Kötü anlamda bir sahipleniciliğim yoktur sanatçı ve esere karşı. Tam aksine; daha çok insanın beğendiği bir sanatçının eserlerine sahip olmak beni motive eder.

POLİTİK ESERLERİ SEVERİM AMA ALMAM!
Estetiğin ve güzelliğin peşine düşüyorum. Politik ve sert söylemleri olan sanat eserlerini takdir ediyor ama evimde tercih etmiyorum.

Danışma kurulunda yer aldığım Contemporary İstanbul'un düzenlediği partide galeri sahiplerini, yabancı konukları ve koleksiyonerleri bir araya getiriyorum. Herkesin çok eğlendiği, rahat olduğu, müthiş bağlantılar kurduğu çok rahat bir ortam oluyor. Türk usulü döner dürüm ve bol içki oluyor, herkes dört gözle bekliyor. (Harper's Bazaar dergisi)

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.