X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Her yaşta mükemmel erkekler
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Her yaşta mükemmel erkekler

  • Giriş Tarihi: 3.10.2013

Onur Saylak, Hamdi Koç ve Kerim Kerimol; Harper's Bazaar dergisine huzurlu hayatlarını anlattı. Üçü de başarının kendileri için amaç değil sonuç olduğunu söylüyor

BABA OLMAKTAN GURUR DUYUYORUM

ONUR SAYLAK
(OYUNCU)
Benim için eğitim süreci maceralarla doluydu. Önce Orta Doğu Teknik Üniversitesi Fizik Bölümü'ne girdim ama oradan ayrılıp Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde kamu yönetimi okumaya başladım. Okulun tiyatro kulübünde oyunculukla tanışınca Bilkent Üniversitesi Tiyatro Bölümü'ne başladım. 13 yıl profesyonel öğrencilik yaşadım.
Okuldan mezun olduğumda 30 yaşındaydım. Kuşadası'nda doğup büyüdüm, Ankara'da okudum; İstanbul'a hiç gelmemiştim. Dolayısıyla buraya ilk geldiğimde bir 'duvara çarpma' hissi yaşadım.
Bence Dot çok özel bir tiyatro topluluğu. Ancak yeni projelerinde ben yer almayacağım, şimdilik projelerimizi durdurduk.
Sinema oyunculuğunu da çok seviyorum. Bugüne kadar 'Denizden Gelen', 'Güz Sancısı' ve 'Sonbahar' isimli filmlerde rol aldım.
En son rol aldığım 'Mavi Dalga' adlı sinema filminin Altın Portakal Film Festivali'nde gösterime girmesi beni çok mutlu etti.
Çocuklardan sonra iş ikinci plana düşüyor, hayatın anlamı, öncelikleriniz değişiyor. Baba olmaktan gurur duyuyorum.
Bu sene Tuba (Büyüküstün) da, ben de dizi oyunculuğu yapmayacağız. Kızlarımız Toprak ve Maya'yla daha çok vakit geçirmek istiyoruz. Çok çabuk büyüyorlar. O vakitleri kaçırırsan bir daha geri gelme şansı yok.
Bana iyi hissettiren, yüzünde bir anlam olan, hayata pozitif bakan ve kendine değer veren, kendi değerini kendi biçen kadın benim için güzel kadındır.
Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nden mezun olan Tuba, tüm markaların koleksiyonlarını tanır. İkimiz de modayı seviyoruz ama ama trendlerden uzağız.

HER ANIM YAZIP OKUYARAK GEÇİYOR

HAMDİ KOÇ (Yazar )
Benim büyük yazarlarım, bana yazmayı öğreten yazarlardır. Bunlar 17-18 yaşında da aşık olduğum yazarlardı, hâlâ onlara aşığım. James Joyce'un 'Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi', bana 'Bir gün mutlaka yazar olacağım' dedirten kitaptır. 'Ulysses'yi İngilizce okuyabildiğimde ise artık iyice geri dönülmez bir noktaya gelmiştim. Proust ve Samuel Becket'ı hiçbir şeye değişmem; onlar iPad'imde, sırt çantamda hep kitapları olan yazarlar. 18 yaşımdan beri bu kitaplarla yaşıyorum. İçimdeki edebiyat ateşini çakan şey, bu yazarlar oldu. Bu saydığım yazarların hepsinde ortak bir nokta var; mizah.
Kendi yazdıklarıma yazarken de, okurken de gülüyorum. Okurken gülenler olduğunu görünce de çok hoşuma gidiyor
Beşiktaş Çarşı'sında gezip esnafla sohbet etmeyi seviyorum. İş hanlarının girişinde esnafla çay içerim.
Herkes kendi hikayesini anlamaya ve anlatmaya hazır olsun. Ne kadar geçmişe giderse gitsin; hikayemizi takip edelim, bulalım ve tamamlayalım.
Güzel kadın bana göre; şık ve kendine iyi bakan kadın demek. Güzel kadın oluşu benim için bir anlam ifade etmeye başlıyorsa; akıllı şeyler söyleyen kadın demektir. Ama en önemlisi kendine saygı duyması. Bu bütün anlamları bünyesinde barındırması lazım. Konuyu daha fazla açmayalım, büyüsü gitmesin.

PARA İÇİN DEĞİL İŞ HAZZIYLA ÇALIŞILMALI

KERİM KERİMOL (İŞADAMı)
İskoçya'da Scottish Wollen Technical College'da tekstil mühendisliği eğitimi aldım. Türkiye'ye döndüğümde yollarımız Osman Boyner ile kesişti. Altınyıldız markasını birlikte yarattık. Sonra da Beymen firmasını kurduk.
Hareketli bir yapım var, sporu çok severim. Briç, dalış sporları ve futbol; en sevdiğim spor dallarından. Özellikle öğrencilik yıllarımda futbol benim için bir tutkuya dönüşmüştü. İstanbulspor'da bir yıl süreyle profesyonel futbol oynadım. Ancak babam bu durumdan hoşnut değildi. Onun itirazları sonucu, futbolla sadece hobi olarak ilgilenmeye başladım. n Çalışmak çok önemlidir. Para kazanmak için değil, iş yapabilmenin hazzıyla çalışmalısınız. Başarının nasılsa maddi getirisi de olacaktır
1976-1980 yılları arasında Uluslararası Moda Konseyi Başkanı, 1977-1980 seneleri arasında ise Türkiye Moda Konseyi Başkanı oldum. Tüm bunlar benim için büyük gurur kaynağıydı ancak kendi işlerim de çok yoğundu. Uluslararası Moda Konseyi, deyim yerindeyse tam dört sene peşimi bırakmamıştı!
O dönemde her ay düzenli yurt dışı seyahatlerim oluyordu. Bu nedenle iş ve aile hayatımdan uzak kalmıştım. Tam da o günlerde Angelo Zegna bana şirketi Ermenegildo Zegna firmasına geçiş yapmam konusunda ısrar ediyordu. Ben de açmayı planladıkları gömlek fabrikasını Türkiye'de açabiliceklerini söyledim ve birlikte çalışmaya başladık.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.