X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İşimde başarısız olma gibi bir ihtimal yok!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İşimde başarısız olma gibi bir ihtimal yok!

  • Giriş Tarihi: 13.2.2014

Hülya Koçyiğit'in büyük torunu Neslişah Alkoçlar, geçen yıl hayata geçirdiği organik gıda markasına tüm birikimini yatırdığını söylüyor: Bu iş yürümezse diye bir şey yok. Kendi paramı yatırdım bu işe; olacak, başka yolu yok!

Neslişah Alkoçlar, ilk gençliğinden beri her zaman göz önünde olan bir kadın. Türk sinemasının usta oyuncularından Hülya Koçyiğit'in torunu, ünlü işletmeciler Gülşah-Ender Alkoçlar çiftinin büyük kızları olan Neslişah Alkoçlar, ailesinin şöhreti nedeniyle hayatı boyunca hep dikkatleri üzerine topladı. Son olarak yakışıklı oyuncu Engin Altan Düzyatan'la yaşadığı ilişkiyle gündeme gelen genç kadın, aslında her şeyden çok varını yoğunu yatırdığı firması Raya Organik Gıda ile konuşulmak istiyor…

TÜM TÜRKİYE'Yİ GEZDİM

Organik sevdanız nasıl doğdu?
12 yıl İngiltere'de okudum, orada yaşadığım dönemde organik çok revaçtaydı. Ben de o dönemde bu konuyla çok içli dışlıydım, Londra dışındaki çiftliklere gidiyor, organik ürünlerin nasıl yetiştirildiğini öğreniyordum. Bu işi kurmadan önce sekiz aylık bir araştırma süreci geçirdim.

Nasıl geçti bu süreç?
Nerelerden neler alabilirim diye Antep'ten Kuşadası'na kadar tüm Türkiye'yi gezdim. Şu anda 76 kalem ürünüm var. Burada en zor iş, tedarik ağını kurmaktı. Şu an tüm Türkiye'den ürünlerimi toplayıp ülke genelindeki büyük marketlere ve butik mağazalara dağıtıyorum.

Bu ürünleri kendi internet sitenizde de satıyorsunuz, değil mi?
Evet, www.rayaorganik.com adresli internet sitemizden evlere servis yapıyoruz. Mesela tavuk sipariş verdiniz diyelim; tavuğu size özel olarak kestiriyoruz. Yumurtamız mesela, en çok satan ürünümüz. Kokusu olmayan bu yumurtaları sadece yurt dışına veren Konya'daki bir üreticiden alıyorum.

Peki, siz organik olmayan bir şeyi ağzınıza koymuyor musunuz?
Koymamaya çalışıyorum tabii ki; çünkü ne yersen osun. Artık her şey o kadar hormonlu ki; kanserin başlıca nedeni olarak bile yediklerimiz gösteriliyor.

Bu organik sevdası ve bilinci size kimden geçti?
Anneannem her zaman çok organik ve dikkatli besleniyordu. Zaten herhalde güzelliğini biraz da yediklerine borçlu. Ben organikle tanıştığımda 12 yaşındaydım; anneannem hep organik ürünlerle beslerdi beni. Sonra o kadar büyük bir alışkanlık oldu ki benim için, işim haline geldi işte…

Yeni ürünler keşfetmek için bir yere giderken zaman zaman yanınızda anneanneniz de oluyor; bu büyük bir avantajdır herhalde…
Evet, ne yalan söyleyeyim, öyle. Zaten anneannem hayatım boyunca bana hep artı katmıştır, ne yaparsam yapayım arkamda hep destek olmuştur. Aileme danışmadan hiçbir karar almıyorum zaten; ne özel hayatıma, ne de iş hayatıma dair… Ayrıca ben bu işi kendi biriktirdiğim parayla kurdum; o yüzden de gözbebeğim gibi.

Bütün paranızı bu işe mi yatırdınız, yoksa bir kenara biraz ayırdınız mı?
Hayır, tüm paramı yatırdım. İlk başta babamlar "Bu iş nasıl olur, yürür mü?" derken şimdi yatırım ortaklığı teklifinde bulunuyorlar bana. (Gülüyor)

BENİM DERDİM BABAMLA

Anne-babanız gibi turizmle, otelcilikle ilgilenmeyi hiç düşünmediniz mi?
Ben küçüklüğümden beri kendi ayaklarım üstünde durma ve kendimi kanıtlama derdindeyim. Aslına bakarsanız, ben hayat boyu hep kendimi babama kanıtlama derdindeyim. Şu an benimle gurur duyuyor.

Yine de "Bu iş olmazsa nasıl olsa arkamda ailem var" gibi bir güvenceniz var mı?
Olmazsa olur mu; kendi paramı yatırdım ben bu işe! Olacak, başka yolu yok!

Peki, sadece 'Hülya Koçyiğit'in torunu Neslişah' olarak bilinmemek için de kendinizi kanıtlamak istiyor olabilir misiniz?
Bir kere iyi ki anneannemin torunuyum; böyle bir gurur var mı ya! Yani hiç bu açıdan kendimi kanıtlama gibi bir derdim yok. Benim derdim babamla; babama kendimi göstermek istiyorum. Çünkü her kız çocuğu gibi ben de babama çok aşığım.

Hayatınıza giren erkekte de babanızı arıyor musunuz peki?
Babamın yerini hiç kimse tutamaz; müthiş bir adam o. Zaten öyle bir derdim de yok açıkçası. Dedemin yeri ayrı, babamın yeri ayrı, erkek arkadaşımın yeri ayrı… Tabii ki benzer yön arıyorsun ama…

ALTAN BENİ ÇOK GÜZEL KORUYOR
Mutlaka oyunculuk teklifleri geliyordur; hiç düşünmüyor musunuz?
Oyunculuk teklifi de geliyor, reklam teklifi de ama ben o dünyanın insanlarından değilim. Yaptığım iş ortada; işimle ilgili her şeye sonsuz açığım, mesela yakında Women's Health dergisi için yazmaya başlıyorum. Ama oyunculuk başka bir hayat ve hiçbir zaman da tercih etmedim. O kadar da göz önünde olmak hayatımı daha da kısıtlayacağı için… Yine kısıtlanıyor ama o derece değil.

OYUNCULUK NE HADDİME!

İyi ama o dünyadan bir erkek arkadaşınız var; kaçtığınız başınıza geldi yani…
Evet, biraz öyle oldu ama Altan beni çok güzel koruyor. Dikkat ediyoruz, daha az dışarı çıkıyoruz, basının olmadığı yerlere gitmeyi tercih ediyoruz.

Belki sizin oyunculuğa ısınmanızı sağlayabilir…
Ben oyunculuk eğitimi almadım ki… Bir de Hülya Koçyiğit'in torunu olarak oyunculuk yapmak ne haddime benim! Göz önünde başka bir meslek yine düşünebilirim belki ama oyunculuğu ailemizde çok iyi yapan biri zaten var; bana gerek yok. Altan da, anneannem de çok iyi oyuncular; bir de ben kendim istemiyorum. Ben onları izlemekten çok keyif alıyorum; yeter bana.

Altan Bey'le anneanneniz bir gün aynı projede buluşsalar hoşunuza gider mi?
Güzel olur. (Gülüyor)
Altan Bey'le ilişkiye bakış açınız aynı mı?

Evet. Diğer türlü olmaz herhalde.

SEVGİLİME BİR ŞEY OLMAZSA YIKILMAM
Gözleriniz hep böyle ışıldar mı, yoksa aşık olunca mı bu kadar parlıyor?
Hep böyle ışıldar benim gözlerim. Ben, başıma ne gelirse gelsin her zaman mutlu bir insanım. Ailemle de mutluyum, sevdiğim insanla da mutluyum; gözlerim neden parıldamasın ki… Aslında bu tamamen sevgiyle büyütülmekle alakalı.

Sizi kolay kolay hiçbir şey yıkmaz mı?
Aileme ya da birlikte olduğum insana bir şey olmadığı müddetçe yıkamaz.

Engin Altan Düzyatan ile ilişkiniz nasıl gidiyor?
Hayatta her şeyin başında emek geliyor; hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi olmuyor. Her şey karşılıklı emek, sevgi, saygı… Birbirine emek verdikçe, saygı duydukça, birbirini sevdikçe her şey iyi gider.

14 Şubat için bir plan var mı?
Hayır, yok çünkü 14 Şubat ikimiz için de çok önem ifade etmiyor. Sevene her gün Sevgililer Günü…

BEN AİLEMİ TEMSİL EDİYORUM
Ailenizden dolayı hep göz önünde olmak sizi yoruyor mu?
Tabii ki yoruyor. Doğduğum gün gazetelere haber olmuşum ben; düşünsenize! Hâlâ da gazetelerdeyim… Yorucu çünkü ben ailemi temsil ediyorum, onun için yaptığım her harekette aileme karşı sorumluyum. Çünkü insanlar sürekli açığınızı arıyor… Anneannem sürekli bize "Benim yüzümden böyle şeyler yaşıyorsunuz" der ama ben de ona "Daha da baskı olsun ama senin gibi anneannem olsun" derim.

Siz de anneanneniz ve anneniz gibi çok genç yaşta evlendiniz; hiç pişman oldunuz mu bu kadar erken evlendiğiniz için?
Hayır, olmadım. Hayat bu; insanın başına her şey gelebilir. Kimse böyle bir şey yaşamak istemez ama başıma geldi diye kendimi kahretmem, tam tersine çok pozitif bir insan olduğum için başıma gelen her şeyden bir şey öğrenmeye çalışırım.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.