X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sorulmaya değer soru...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sorulmaya değer soru...

  • Giriş Tarihi: 15.3.2014

Kalbimizin bir bölümü gencecik Berkin Elvan ile beraber gömüldü. 'Neden Berkin? Neden 15 yaşında masum bir çocuk?' soruları kaçınılmaz olduğu kadar, onu geri getiremeyeceğimiz için boş da şu aşamada. Benzer bir trajediyi önlemek için ne yapmak lazım? İşte bu, sorulmaya değer bir soru... İçinizde oluşan öfkeyi/ enerjiyi nasıl yönlendiriyorsunuz? Polis, siyasetçi, gazeteci, Twitter'cı, halk... Hepimize sesleniyorum. Bugünlerde yaşadığımız şey; Türkiye için en iyisinin ne olduğunu ortaya yatıran bir münakaşa değil, içinde bulunduğumuz duruma karşı hislerimizi hakaret ve saldırganlıkla ifade etmeye dönüştü. Öfkeyi düşüncesizce ortaya salıvermek bir çeşit duygusal kafein gibi. Bu agresif ruh haline olan bağımlılık gittikçe artıyor ve salgın hastalık gibi yayılıyor. Nefret, daha çok nefreti tetikliyor ve kollektif bir negatif enerji haline dönüşüyor. Bu hissi; her ortamda bedenimize, ifademize, tavrımıza ve davranışlarımıza taşıyoruz. Saldırı-savunma, gerçek-yalan, iyi-kötü birbirinden ayırt edilemeyecek duruma geldi. Hırs, insafsızlık ve kınama; kimliğiniz olmasın. Sonuçta kendinizle yaşamak zorunda olan sizsiniz. Yaratmak istediğimiz huzurlu Türkiye için nasıl iletişim kurduğumuzu ve nasıl tavır aldığımızı fark edelim. Gelmek istediğimiz yer burası olamaz, olmamalı! Özgürlüğün her türlü güvencenin üstünde olduğunu farkeden ve kendi ayaklarının üstünde durmaya başlayan bir ülke insanı olarak, kendi gücünüzü farkedin. Ve bu gücü, o kollektif agresifliği kırmak için kullanın. Öfke enerjidir. Bu enerjiyi akıllıca kullanmak ve doğru kanallara yönlendirmek bizlerin elinde...

KISITLAYICI VE YIKICI OLMAYIN
Winston Churchill'in "Cehennemin içinden geçiyorsanız, yürümeye devam edin" dediği gibi; sadece öfke-tepki zinciri içinde o düşük enerjinin bir parçası olmayın. Cehennemin içinde kalmayı seçmeyin! 'Pozitif olun' demiyorum; sabrınızı, dayanıklılığınızı ve iç dünyanızı sürekli test eden durumlara karşı, net ve yapıcı olmanız gereken zamanlarda kısıtlayıcı ve yıkıcı olmayın. Daha rasyonel ve sağlıklı tavır almaya, kendinize ve topluma fayda getirecek şekilde davranmaya açık olun diyorum. Bu kırılgan noktada; yara aldıkça incitmeyi değil, iyileştirmeyi seçelim. Karşı koymaya değil, çıkış noktalarını bulmaya odaklanalım. Evet, şu kargaşanın içinde silkinip bu farkındalığı yaratmak ve yaymak kolay değil! Ama memleketimizin onurunu ve ruh sağlığımızı korumak, ayrıca daha fazla 'Berkin'i feda etmemek adına deneyebiliriz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.