X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Reklam değil atçılık sporunu canlandırma derdindeyiz!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Reklam değil atçılık sporunu canlandırma derdindeyiz!

  • Giriş Tarihi: 25.5.2014

Cemal Hünal, üç yıl önce açtığı Atlı Okçuluk ve Tarihi Atlı Savaş Sanatları Kulübü'nde geleneksel atçılığı yaşatmaya çalıştıklarını söyledi: Biz bu kulüpte reklam yapmıyoruz. Yaptığımız işin çok daha önemli olduğunu düşünüyoruz

Üç yıl önce Gümüşdere Köyü'ne İstanbul Atlı Okçuluk ve Tarihi Atlı Savaş Sanatları Kulübü'nü açan Cemal Hünal, yedi eğitmenle birlikte öğrenci yetiştiriyor. Geleneksel atçılığı bu çiftlikle yaşatmaya çalıştıklarını belirten oyuncu, şimdilerde Harbiye Askeri Müzesi'ne gelen ziyaretçilere seminerler veriyor. Üç yıl önce Lale Cangal ile evlenen ve üç ay sonra bir oğlu olacak olan Cemal Hünal'ı çiftliğinde ziyaret ettik ve atçılık macerası, yeni projeleri ile evliliğini konuştuk...

ÖĞRENCİLERE SPONSOR OLDUK
2011'de Atlı Okçuluk ve Tarihi Atlı Savaş Sanatları Kulübü'nü kurdunuz. Üç yıl içinde neler yaptınız?
Aslında hâlâ kurulum aşamasındayız diyebilirim. Bizim için burayla ilgili yapılacak çok fazla ev ödevi var. İşim müsaade ettiği sürece buraya sık sık geliyorum. Burada temel kadroda yer alan herkes eğitmen görevi üstleniyor. Burada sekiz eğitmeniz. Kulübümüze at binmek isteyenler de, tecrübeli biniciler de geliyor. Burası üyelik alan bir kulüp değil. Binicilik konusunda açık fikirli bir kulübüz.

Öğrencileriniz ne kadar sıklıkta geliyor buraya?
Haftanın beş günü gelen öğrencilerimiz var. Buraya gelip hiçbir şey bilmeden birinci gün at sırtına çıkıp ikinci gün arazi turu yaptırdığımız insanlar var. Öğrencilerin çoğunun hedefi zaten araziye çıkmak. Buranın en büyük özelliği, Belgrad Ormanı'na ve Gümüşdere plajına yakın olması. Yazın atlarla denize gidiyoruz.

Kaç atınız var?
15 atla başladık, şimdi 28 atımız var.

At binmek pahalı bir hobi mi?
Burası araştırma ve geliştirme üzerine kurulu bir yer. Kulübümüz kendi geçimini sağlıyor. Dışarıda at binmek pahalı olabilir ama buraya gelen bir öğrenci, bir saatlik dersi 50 liraya alıyor. Düzenli gelenlere de indirim yapıyoruz.

Oyunculuktan kazandığınız parayı buraya mı yatırdınız?
Burayı ilk kurmaya başladığımızda 'Aşk Kokusu' adlı bir oyunumuz vardı. O sene turneye çıkmıştım. Her akşam yevmiyemi alıp buraya gönderiyordum. Burası bir sene içinde bu şekilde kuruldu. Burada çok kişinin emeği var. Buradaki insanlar bir aile gibi oldu. Herkesten farklı bir şey öğreniyoruz. Sponsor olduğumuz bir sürü üniversite öğrencisi var. Buraya gelip çalışıyorlar. Atlara binip burada kalıyor ve ertesi gün okullarına gidiyorlar. Gösterilere de bizimle geliyorlar.

Sadece sizin için buraya gelen var mı?
Hayır, sırf benim için buraya gelen yok. Biz kulüp olarak 'Cemal Hünal burada!' ya da 'Burası 'Issız Adam'ın çiftliği' gibi bir reklam yapmıyoruz. Yaptığımız işin çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Burası, geleneksel atçılığın Türkiye topraklarında yeniden canlandığı bir yer. Bu da çok takdir ediliyor.

Bir dönem atla çalışırken kaza geçirmiş, hatta ameliyat olmuştunuz ama yine de bu sevdanızdan vazgeçmediniz. At üzerinde olmak sizin için nasıl bir duygu?
Olmak ya da olmamak arası bir şey. Atla bir iletişime geçebildiğiniz zaman bir anda ipler kopuyor. Eylem yapmadan bir şey uygulamış oluyorsunuz. Kendi var oluşunun içinde yok oluyorsun. Kendini de, atı da unutuyorsun. Atlar; bilinci açıyor, farkındalığı geliştirip evrensel bütünlüğün farkına varmanızı sağlıyor. Onlardan bir şey talep ettiğimizde aldığımız cevapla çok gelişiyoruz. Bizim için çok güzel bir meditasyon oluyor.

Atlı okçuluk alanında kaç ödülünüz var?
Hiç saymadım ama 15-20'yi geçmez sanırım. Ödül almadığım ama benim için çok anlamlı şeyler var.

İstanbul içinde ata biniyor musunuz?
Atla İstanbul içinde bir günde 180 kilometre yol aldım. Rumeli Feneri'nden Karaburun'a kadar gittim.

MÜZEDE SEMİNER VERİYORUM
Yetiştirdiğiniz atlarla dizi ve filmlere destek oluyorsunuz. Peki sizin bir projeniz var mı?
Buradaki eğitim sistemi ve kadro itibariyle filmciler de rahat ediyor ve istediklerini kolay alıyorlar. Benim de yazdığım iki dönem filmi var. Uzun süredir bu senaryolarla uğraşıyorum. O yüzden biraz kenara bırakıp geri çekilmem, daha sonra yeniden üzerinde çalışmam gerekiyor.

Son dönemlerde farklı spor dalları ön plana çıktı. Sizce geleneksel sporlara ilgi nasıl?
İnsanlar uzaktan baktıkları zaman 'Bir ömür bu sporu öğrenemem' diyor. Aslında bu işe gönül verenler hemen öğreniyor. Zaten bunlar genetik hafızamızda olan şeyler. Tarihi savaş sanatları her zaman çok köklü sporlardır. Hem kültür, hem de beden eğitimi olarak eski zamanlara dayanıyor. Toplum bilincinden geliyor. İnsanlar bunun içine girdiklerinde aidiyet duygusu oluyor. Aslında bu sporlarda derin hazlar yatıyor.

Harbiye Askeri Müzesi'nde seminerler vermeye başlamışsınız. Sizin için nasıl bir deneyim oldu?
Askeri müzede perşembe günleri 13.00-15.00 arası seminerler veriyorum. Ziyaretçilere müzede gördükleri şeyleri uygulamalı olarak anlatıyorum. Öğrenciler ve turistler ilgi gösteriyor. Ben de müzenin içinde olup bir şeyleri araştırma fırsatı buluyorum.

LALE VE BEBEĞE ODAKLANDIM
Eşiniz Lale Cangal altı aylık hamile ve bir erkek çocuk bekliyorsunuz. Baba olacağınızı öğrenince ne hissettiniz?
Çok güzel bir duygu. Lale'nin hamile olduğunu öğrendiğim andan itibaren bütün hesabım kitabım değişti. O günden beri sabah 05.00'te kalkıyorum. Evi toparlıyorum, her şeye erken başlıyorum. Lale ile empati kurabiliyorum. Birlikte sağlıklı ve eğlenceli bir hamilelik süreci geçiriyoruz. Onu yalnız bırakmamaya özen gösteriyorum. Genel olarak yaptığım her şey Lale ve bebek üzerine odaklandı. Bir yandan uzun vadede neler yaşayabileceğim konusunda sağlıklı fikirler geliştiriyorum.

OĞLUMLA İLGİLİ HAYAL KURUYORUM
Lale Hanım Bakü'de katıldığı, 'Günce' filminin galasında "Filmde eşimin ne kadar iyi bir baba olacağını anladım" demişti... Bir çocukla rol arkadaşı olduğunuz zaman sorumluluklarınız çok farklı oluyor. Onunla çok iyi arkadaş olduk. Ortak lisan oluşturduk ve birlikte güzel çalıştık. Arada bir konuşuyoruz. Tabii benim çocuğum olduğunda durum çok daha farklı olacak.

Çocuğunuzun sizin kadar atla ilgili olmasını ister misiniz?
İnşallah olur ama başka düzgün ve faydalı bir şey yapacaksa yapsın. Aynısını yapmak zorunda değil. Atla vakit geçirip onu tanıyanlar başka şeyle vakit kaybetmiyorlar. Biniciliğin verdiği hazzı hiçbir şeyden alamıyorlar. Eğer bu hazları alacaksa, atla ilgilenmesini isterim.

Bebeğiniz dünyaya geldikten sonra hayatınızda neler değişecek?
Bunlarla ilgili hayal kuruyorum ama özel bir beklentim yok. Hayatın getirdiklerine göre hepimiz elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağız.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.