X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Şöhret hastalığını nezle olarak atlattım, yataklara düşmedim!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Şöhret hastalığını nezle olarak atlattım, yataklara düşmedim!

  • Giriş Tarihi: 28.12.2014
Şöhret hastalığını nezle olarak atlattım, yataklara düşmedim!
Şöhret hastalığını nezle olarak atlattım, yataklara düşmedim!

45 yıllık sanat hayatının en özel karelerini bir sergide buluşturan Erol Evgin; şöhretin bir hastalık olduğunu söyledi ve ekledi: Bunu nezle gibi hafif geçirmek var, bir de yataklara düşecek kadar ağır geçirmek. Ben nezleyle atlattım; geçici olduğunun bilincine erken vardım, ayağımı yere sağlam bastım

Ünlü sanatçı Erol Evgin; 45 yılık sanat hayatının en özel karelerini, 'Erol Evgin 45 Yıl Dile Kolay' adlı sergide bir araya getirdi. Evgin'in 1969'da başladığı kariyerinde yer alan birbirinden özel 45 fotoğrafı, Ataşehir'deki Silence İstanbul Otel'de sergileniyor. Yılbaşına kadar açık olan sergideki fotoğraflar, daha sonra TOÇEV iş birliğiyle satışa sunulacak. Satıştan elde edilecek gelirle de Erol Evgin adına hapishanede doğan ve büyüyen çocuklar için oyun parkı yapılacak. Ataşehir'deki Silence İstanbul Otel'de yılbaşı gecesi sahneye de çıkacak olan sanatçıyla; sergisini ve 45 yılını konuştuk.

Bu proje nasıl doğdu?
Ben Kadıköylü'yüm, Moda'da doğup büyüdüm. Uzun yıllar sonra ilk kez Kadıköy'de bir yılbaşı konserine çıkacağım. Hazır burada konser verecekken, bunu bir fotoğraf sergisiyle de süslemek istedik. Kariyerimde geride bıraktığım 45 yılı anlatan 45 özel fotoğrafı bir araya getirdik.

FOTOĞRAF SEÇERKEN ZORLANDIM

Amaç yılbaşında sizi izlemeye gelenlere 'bonus' olarak da bu fotoğrafları sunmak mı?
Hayır, sadece bunu düşünerek hareket etmedik; zaman geçiyor... Birikimlerimizi, anılarımızı, görsellerimizi, nereden nereye geldiğimizi yeni nesillere anlatmak durumundayız. Ayrıca bu projedeki fotoğrafları TOÇEV'e bağışladık. Satıştan elde edilen gelirle Erol Evgin adına hapishanelerdeki çocuklar için bir oyun parkı yapılacak. Önümüzdeki yıl sanatçı dostlarla olan fotoğraflarımdan oluşan bir proje daha yapmayı düşünüyorum. Belki bir kitap, belki de yine bu şekilde bir sergi olabilir.

Bu fotoğrafları seçmek zor oldu mu?
Çok zor oldu çünkü benim çok iyi arşivim var. Binlerce fotoğraf arasından önce birkaç yüz fotoğrafa indirdik, sonrasını seçmek daha da zor oldu. Aralarında değerli fotoğraf sanatçılarının çektiği fotoğraflar var. Mesela bir dönem gazinolarda çalışan tüm sanatçılarla portre çalışması yapmış Yaşar Göksoy'un, yönetmen Sinan Çetin'in çektiği fotoğraflar var.

Ne hissettiniz bu fotoğraflara bakarken? Nasıl geçmiş 45 yıl?
'Memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak?' demiş şair. Ben de onu hissettim, o dizeler geldi aklıma. Çok çabuk ama çok güzel geçti yıllar. Allah'a şükrediyorum, sağlıkla buralara kadar geldik. Halkımızla şarkılarımızı paylaştık. İlk 45 yılımı geride bıraktım, ikincisinden de yarısını alsak iyidir.

FOTOŞOPLA İDARE EDİYORUZ

Resimlere bakınca hiç değişmediğinizi görüyoruz...
Değişmemek kolay değil. Son resimlerde fotoşoplar var, fotoşopla idare ediyoruz...

Geçmişe baktığınızda; yaptığınız güzel şeyleri mi hatırlıyorsunuz, yapamadıklarınızı mı?
Güzel günleri hatırlıyorum daha çok. Çocuklar niye hep mutludur? Unuttukları ve çok meşgul oldukları için. Olumsuz şeyleri unutmak gerekir. Ben de olumsuzları unutup hep yeniliklerle meşgul olduğum için hep güzel günleri hatırlıyorum.

Şöhreti nasıl yönettiniz peki? Kendinizi şöhrete kaptırdığınızı hissettiğiniz oldu mu?
Olmaz mı? Şöhret bir hastalıktır. Bunu nezle gibi hafif geçirmek var, bir de yataklara düşecek kadar ağır geçirmek. Ben nezleyle geçirdim. Bunun geçici olduğunun bilincine erken vardım ve o yüzden ayaklarım hep yere sağlam bastı.

Duruşunuzu hiç bozmamanızı buna mı borçlusunuz?
Tabii ki. Müziğe yeni başladığım dönemlerde çok gözlem yaptım. Çok şöhret olup da sonradan yokluğa ve yalnızlığa düşmüş çok sanatçı gördüm; bu da bana çok acı verirdi. 'Ben böyle olmamalıyım' diye kendime, yaşantıma hep dikkat ettim. Yokluk ve yalnızlık yaşamamak için doğru birikimler yapmaya ve en önemlisi de doğru insanlar biriktirmeye çalıştım. Hep söylediğim bir söz vardır: 'Her şeyi yapacak kadar varlıklı değilim ama istemediğim şeyi yapmayacak kadar varlıklıyım.' İnsanın istemediği şeyi yapmayacak kadar varlıklı olması, var olmasını sağlar. Ben bu duruşu yaptıklarımla değil; 'Hayır' deyip yapmadıklarımla korudum. İlk 45 yıl böyle geçti. Bakalım ikinci 45'te neler olacak?

BEŞ SENE SONRA PATLADIM


Kariyerinizin ilk yıllarında bu noktalara geleceğinizi hayal eder miydiniz?
Tabii ki hep hayal kurdum. Küçük yaşlardan beri ilk hayalim; dünya ölçeğinde iyi şarkılar söyleyebilecek bir şarkıcı olmaktı. Bu hayalin peşinden gittim. Henüz ilk albümü yaptığımda patlama yapacak şarkıcılar listesinin ilk sırasında ben vardım ama patlayamamıştım. Beşaltı sene benden beklenen o patlamayı bir türlü yapamamıştım.

Neden?
Belli bir sebebi yok. Halkın ne istediğini o süreçte öğrendik. 'Şöyle şarkılar yaparsan çabuk patlarsın' diyorlardı ama ben o değildim. Öyle komik şarkılar vardı ki, ben onları kendime yakıştıramıyordum. Yapamadığım için beş yıl bekledim. İnandığım şeyin peşinden gittim. 1976'ya kadar böyle bir süreç yaşadım ama umutsuzluğa kapılmadım. 1976'da olgunlaşmış sesimle birikimlerim buluştu ve o yıl tüm ödülleri biz aldık, devamını da getirebildik. Hâlâ da kendi tarzımızdan ödün vermeden sürdürebiliyoruz. Müzikallerle, TV şovlarıyla hep besledim kariyerimi.

CHAPLİN'E HAYRANIM


Şemsiye ve takım elbiseyle denize girdiğiniz bir fotoğraf var. O fotoğrafın hikayesi nedir?
O dönemler dergiler için konsept fotoğraflar çekilirdi. Röportaj konusunu hatırlamıyorum ama eğlenceli bir kare olmuş. İyi ki girmişiz bak, bugün burada konu oluyor.

Şarlo kılığına girdiğiniz fotoğraf da ilginç...
Evet. Chaplin'i çok severim, sahneme de hep taşımışımdır. Bir televizyon şovu için o kılığa girmişimdir. Çok yalın ama etkileyici anlatımıyla tüm dünyanın hayranlık duyduğu gibi benim de hayran olduğum biridir kendisi. Biz aynı gün doğmuşuz onunla.

GÜNÜMÜZ MÜZİĞİ BENİ DOYURMUYOR

Bu 45 fotoğraf arasından sizin için ayrı bir anlamı olan var mı?
Hepsinin ayrı anlamı ve önemi var aslında. Ama kariyer anlamında baktığımızda; Çiğdem Talu ve Melih Kibar'la olan fotoğraf önemli bir yerdedir. Sekiz yıl beraber çalıştık ve unutulmayan güzel eserlere imza attık. 2000'li yıllarda kaldı benim şarkı zevkim...

Neden?
21'inci yüzyılın şarkılarını tam kavrayamıyorum. Belki benim hatam bu ama çok yakın bulmuyorum kendime. Günümüz şarkılarının şiirsel yoğunluğu söz bütünlüğü yetmiyor, doyurmuyor beni.

SAMİMİYET ÖNEMLİ

Buna karşı neler yapıyorsunuz?
Biz kendi bildiğimizi okumaya devam ediyoruz. Atmosfer müzikleri bizi ilgilendirmiyor. Sevenlerimizi çok fazla şaşırtmadan onların bizden beklentileri doğrultusunda hareket edip yeni nesillere de ulaşmaya çalışıyoruz. Yeni şarkılar da yapıyoruz ama daha çok insanların gönlüne hitap eden, Türk müziğine özgü yoğun şiirsel sözleri, makamlı müzikleri olan şarkılar yapmaya çalışıyoruz.

45 yıldır sevenlerinizle aranızda çok güzel bir bağ kurdunuz. Nesilden nesile gelen bu sevginin kaynağı nedir sizce?
Öncelikle samimiyet olduğunu düşünüyorum. Ben gençlik yıllarımda ustaları gözlüyordum, onlardan samimiyeti öğrendim. Sadece müzikte de değil; her sanat dalında içinizi ve yüreğinizi açmanız çok önemli. Halkımız samimiyetle yaptığımız şarkıları da beğenince gönülden bir bağ kuruldu aramızda.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.