X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Türkiye'de herkes giyim profesörü oldu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Türkiye'de herkes giyim profesörü oldu

  • Giriş Tarihi: 23.4.2015
Türkiye'de herkes giyim profesörü oldu
Türkiye'de herkes giyim profesörü oldu

DB Berdan markası İngiltere'de revaçta olan tasarımcı Deniz Berdan "İyi giyinmenin yaşı ve bedeni olmaz. Kişi kendisinden emin ve mutluysa güzeldir" dedi ve ekledi: Ülkemizde herkes giyim profesörü gibi. Herkes aynı kalemden çıkmak zorunda gibi bir algı var. Herkes renkli olsun, sokaklar tek tip olmasın

Modacı ve tasarımcı Deniz Berdan'ın markası DB Berdan özellikle İngiltere'de aranılan bir marka. Markasını ve yeni koleksiyonunu Şamdan Plus'a anlatan Berdan, kendi tasarımlarını giyerek poz da verdi. Sonbaharkış 2016 koleksiyonunda 'Bedeninle Gurur Duy' diyen ve ahlağın yanlış yerde arandığını vurgulamak isteyen DB Berdan koleksiyonu; 'Mükemmel olduğum için özür dilerim', 'Benim pisipisim, benim kararım' gibi sloganlarıyla da dikkat çekiyor.

Her tasarımınızda veya her bir parça kıyafetinizde bir hikaye var gibi, defilelerinizde de bir tema oluyor. Bunları nasıl belirliyorsunuz?
Uluslararası tasarımcılarda olduğu gibi bu iş sokak kültürüyle birebir bağlantılı. Sokaktan alıp sokağa geri vermiş oluyorsunuz. Böylece döngü bu şekilde devam ediyor. Bu işin teknik kısmı tabii. Genel olarak bize ilham veren şeyler, müzikten tutun filme kadar geniş bir ağa sahip. Eğlenceli esprileri ve ironiyi çok seviyoruz, ideolojilerimizi de işin içine katarak koleksiyonumuzda kendimizden bir parçayı sunmuş oluyoruz.

Londra Moda Haftası'na katıldığınız... Yeterince yol aldık mı ülke olarak?
Evet, ilk defilemizi 2012'de Londra'da yapmıştık, çok da keyifli geçmişti. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de önemli olan, her tasarımcının isteği, satın alımcıların ilgisi. Türkiye'deki organizasyon her yıl daha da iyiye gidiyor. Son yıllarda bunun için defile boyunca devam eden 'The Core' gibi koleksiyonlarımızın yakından görülmesine olanak sağlayan showroom niteliğinde ortamlar ve çalışmalar yapılıyor. İstikrar ve orijinallikle birlikte nitelikli satın alımcıların sayısı da artacaktır.

İNTERNET SATIŞIMIZ BAŞLIYOR

İngiltere'de 'DB Berdan' ürünlerini satın almak mümkün ama neden Türkiye'de yoksunuz?
Türkiye için internet satışımız çok yakında geliyor.

Çizim yeteneğiniz babanızdan mı geçti size, sanırım ülkenin en eski ve önemli yayınlarında çalışmıştı babanız?
Çizim yapmayı seviyorum ve elimden geliyor. Neticede ressam değilim ama kumaş deseni ve sticker çizebiliyorum. Zaman zaman illüstratörlerle de çalışmalarımız oluyor. Sanatçılarla işbirliği yapmayı da seviyoruz.

Kızınız Begüm Berdan ile nasıl bir ortaklık içindesiniz?
Koleksiyonu oluştururken konsept, tasarım, desen ve müzikte birlikte karar veriyoruz. Fakat Begüm Londra'da kostüm tasarım bölümünü okumasından dolayı yanımda çok bulunamıyor maalesef. Bu yüzden daha çok işler bana yığılmış oluyor. Bu yıl mezun olup dönecek ve gerçek ortaklığımız başlayacak.

Kızınız ciddi ve önemli okullarda okudu, okulunu bitirmek üzere... Okuldan sonra neler yapacaksınız?
Şimdiden projelerimiz başladı. Begüm okuduğu bölüm olan performans için kostüm üzerine odaklanmayı hedefliyor. Markamızın proje alanını büyütüp, hem performans alanında hem de hazır giyim markamız DB Berdan'ı devam ettirmeyi planlıyoruz. Bir de heyecanlı birkaç projeler var aklımızda yakında başlayacağımız, o da sürpriz olsun şimdilik.

Güzel giyinmek nedir sizce, iyi giyinmek için sıfır beden olmak şart mıdır?
Giyinmenin güzeli olmaz. Bu dogmaların piyasayı sınırladığını düşünüyoruz. Bizim için güzellik kavramı kesinlikle çok geniş ve bir kuralı bulunmuyor. İnsan kendini emin ve mutlu hissediyorsa ve bunu duruşuyla, karakteriyle belli ediyorsa, bizim için güzeldir. İyi giyinmenin cinsiyeti, yaşı, bedeni olduğuna inanmıyoruz. Ülkemizde giyim üzerine herkes adeta bir profesör. Sanki herkes aynı kalemden çıkmak zorundaymış gibi bir yargı var. Oysa bırak herkes rengarenk olsun, sokaklar tek tip olmaktan çıksın. Bu tarz yargılar bitmedikçe, insanlar kendini sevmedikçe güzellik kavramı da olmaz. Yapıştırmadan güzellik çıkmaz.

Cemiyet hayatında sevilen ve takip edilen bir isimsiniz. Kendinizi stil ikonu olarak görüyor musunuz?
Bir insanı ikonlaştırmak doğru gelmiyor o yüzden de kendim veya bir başkasını ikon olarak görmedim.

Cemiyet hayatında tarzını beğendiğiniz isimler var mı?
Çok fazla bakma fırsatım olmuyor, bilemiyorum. Güzellik konuları gibi insanların kıyafetlerini eleştirmek de pek benim kalemim değil. Fakat bu aralar gözüme çarpan biri olarak FB'li futbolcu Raul Meireles diyebilirim.

YOYO DİYETLERDEN UZAK DURUYORUM

Kimi giydirmek veya ne tarz projelerde yer almak istersiniz?
Fatih Akın, Mustafa Altıoklar, Caner Alper ve Mehmet Binay ikilisi gibi direktörlerle kostüm ve styling üzerine çalışmayı çok isteriz. Bir de dizi olarak inanılmaz yaratıcı olan Gülse Birsel'in komedi dizilerine styling ve kostüm yapmak isteriz.

Güzelliğinizin sırrını paylaşır mısınız?
Ay ne diyorsun, utanırız biz öyle şeylerden. Yoyo diyetler yapmıyorum. Yeni moda sulardı, mucize besinlerdi; o tip şeylerden uzak duruyorum. Hiçbir besin yasağı koymadan, abartıdan uzak besleniyorum ve sporu asla ihmal etmiyorum.

AVŞAR BENİ ELEMESEYDİ BU ALBÜM OLMAZDI!

İki yıl önce 'O Ses Türkiye' yarışmasında Hülya Avşar'ın takımında yarışan ancak yarı finalde elenen Nil Karataş, ilk albümü 'Mühür'ü çıkardı. Yıldız Tilbe, Aslı Zen, Emre Kaya, Emrah Karaduman gibi isimlerin şarkılarını albümünde buluşturan Karataş soruları yanıtladı.

Albümünüzden biraz bahseder misiniz?
Uzun zamandır üstünde çalıştığım, üzerine titrediğim bir albüm oldu. Doğmasını beklediğim bebeğim gibiydi. Parçaları kendi hislerime göre seçtim. Beni etkilerse dinleyicilerimi de etkiler diye düşündüm. Müzisyen bir çevrenin içinde büyüdüğüm için albüme enstrümanları ile hayat veren kişiler ve vokaller zaten dostlarımdı ve mükemmel bir iş çıkarttılar. Albümün geneline baktığım zaman yüzde 100 Nil Karataş görüyorum. Gururla mühürümü bastığım bir albüm oldu.

Kendinizi nasıl tanımlarsınız?
Müzik için yaşayan, sürekli üreten, hiç durmayan, kemanından asla ayrılmayan biriyim. Yaşamayı, kaliteli vakit geçirmeyi seven, ufak şeylerle mutlu olan, ailesi ve sevdikleri için akan suları durduracak, lafları evirip çevirmeden her düşündüğünü söyleyen, gözü gerçekten kara, deli bir hatunum işte.

İki yıl önce 'O Ses Türkiye'de Hülya Avşar'ın takımındaydınız ama elendiniz. Ne söyleyeceksiniz?
Hülya Avşar; tavrı, zekası, asilliği ve güzelliğine hayran olduğum biri. Yarışmaya katılmaya karar verdiğimden beri aklımda olan tek isimdi çünkü bu işin sadece sesle yürümediğini biliyordum. Sahne ışığın ve duruşun yoksa iyi bir sese sahip olmanın pek de bir faydası olmadığını Hülya Avşar'dan öğrendim. Son yarı finalde "Sen olmuşsun" diyerek beni eledi. O günü asla unutamam ama şimdi diyorum ki iyi ki beni elemiş, çok teşekkür ediyorum kendisine. Elemeseydi belki bugün burada olamayacaktım. Çünkü elenmek beni daha da güçlendirdi ve kendimi insanlara ispatlamaya karar verdim. Bu kararın sonucunda da bu albüm geldi zaten.

ARTIK FİZİK DEĞİL SES ÖNEMLİ

Sizi diğer şarkıcılardan farklı kılan nedir?
Sesim tabii ki. Eskiden fiziği güzel olan herkese albüm yapılırdı fakat şimdi bu devir kapandı. İnsanlar kötü sesi ve kötü şarkıyı bir şekilde kendilerinden uzak tutmaya başladılar. Bundan dolayı kaliteli işler yapmak şart. Ben de iki ay sonra unutulan şarkılar değil, kalıcı şarkılar bırakmak istiyorum çünkü dönem iyi ses ve şarkıların dönemi...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.