X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bu restoranlar ufkunuzu açacak
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bu restoranlar ufkunuzu açacak

  • Giriş Tarihi: 23.10.2015
Bu restoranlar ufkunuzu açacak
Bu restoranlar ufkunuzu açacak

Michelin yıldızlı şeflerin elinden çıkan mönüleri, eşsiz ambiyansları ve sanat eserlerini andıran sunumlarıyla eşsiz bir yemek deneyimi sunan restoranlar sizi çağırıyor! İşte dünyanın dört bir yanından ufkunuzu açacak yemek mabedleri...

SOBRINO DE BOTIN, MADRİD

Orijinal adıyla Casa Botin; dile kolay tam 300 yılı aşkın bir süre Madrid'in göbeğinde ayakta kalmış bir restoran. Guinness Rekorlar Kitabı'na göre dünyanın ilk restoranı unvanına ve sertifikasına sahip. İçkisini mutlaka burada yudumladığı söylenen Hemingway'e göre ise dünyanın en iyi restoranı. Goya'nın ünlü bir ressam olmadan önce Botin'de bulaşıkçılık yaptığı, restoranla ilgili anlatılan onlarca hikayeden yalnızca biri. Kapılarını ilk kez 1725 yılında açmış. Sadece binanın havasını solumak ve tarihi atmosferini yaşamak için bile orada olmaya değer. Eğer üst katlardaki masalardan birini tercih ederseniz, 100 yaşını çoktan aşmış yaşlı odun fırınlarını görmeniz de mümkün. Hem servis, hem de geleneksel yemekler şahane. Rostolarıyla ünlü mekanda; ağır ateşte pişirilen domuz ve kuzu etleri çok seviliyor.

SPINDLER&KLATT-BERLİN

Avrupa'nın merkezi Berlin'in hızla değişen yeme-içme sahnesinin karakter oyuncularından biri Frank Spindler. 10 yılı aşkın süredir işlettiği kulüp restoran Spindler&Klatt'la Berlin'de eğlence hayatını yönlendiren işletmecinin ünlü kulübü, geniş ve uluslararası bir mutfak sunuyor. Frank Spindler, geçtiğimiz ilkbaharda, Kreuzberg'in Neukölln'e kavuştuğu kanalın kıyısında, 19'uncu yüzyıldan kalma bir binanın girişinde Spindler'i açtı. Nefis dekorasyonu ve Katalan şefiyle son yılların samimi New York restoranlarına benzeyen Spindler; mevsimsel, yerel, yaratıcı ve ev yapımı lezzetler sunuyor. Frank'in hayat arkadaşı, moda tasarımcısı Katrolina Preis; mekana muhteşem aurasını veren dekorasyona imzasını atmış. Mutfağı, daha önce Berlin'in Michelin yıldızlı adreslerinden Pauly Saal'da sous-chef görevini üstlenen Nicolas Gemin'e emanet olan restoranın; lezzetli, şık ve kaliteli mönüsünü çok seveceksiniz.

ELEVEN MADISON PARK-NEW YORK

Eleven Madison Park, New York'un üç Michelin yıldızlı birkaç restoranından biri. Manhattan manzaralı Kuzey Metropolitan Life binasının girişinde yer alan mekan; 1920'lerin art-deco stilini yansıtan bir dekorasyona sahip. İstiridye ve midye gibi deniz mahsullerine getirdikleri farklı yorumlar, akıldan çıkmıyor. 'New York' isimli mönü, şehri daha iyi anlamaya çalışan turistler için ideal. Ana yemeklerde sunulan balık türleri de gerçekten çok ilginç. 140 gün dinlendirilmiş kaburga biftek ise et mönüsünün yıldızlarından. Bu lezzet, bugüne kadar tattığınız en yaşlı et olacak.

LA MARE AUX OISEAUX, BRIERE

Genç, yakışıklı, ünlü ve biraz da uçuk bir şefin yemeklerinden tatmak isterseniz sizi Fransa'ya davet edelim. Eric Guerin'in şehirden uzak kanal bölgesi Briere'de, tek Michelin yıldızlı La Mare aux Oiseaux isimli bir otel restoranı var. Malzemelerini titizlikle araştıran ünlü şef, "Çevremdeki doğal ve yararlı ürünleri bulmaya çalışıyorum" diyor. Güvercin ve kazları sık sık kullanan şef, bunların denizi, ormanı ve seyahati ifade ettiklerini söylüyor. Tabakları tablo gibi kullanmasıyla tanınan Guerin, "Monet'nin tablolarını yaptığı yerde, onun resmine yansıttığı çiçeklerden yapılan balı buluyorum" diyor.