X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Cumhurbaşkanımıza Karadeniz türküsü yazdım
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Cumhurbaşkanımıza Karadeniz türküsü yazdım

  • Giriş Tarihi: 25.10.2015
Cumhurbaşkanımıza Karadeniz türküsü yazdım
Cumhurbaşkanımıza Karadeniz türküsü yazdım

Doğuş, yeni albümü Aklında Bulunsun'un sürprizini açıkladı: Cumhurbaşkanımız Karadenizli diye, kendisine otantik bir türkü yaptım

Doğuş, uzun yıllardır müzisyen kimliğinin dışında pek çok şeyle anıldı... Sosyal medyada yayınlanan fotoğrafı günlerce dillerden düşmedi, katıldığı yarışma programıyla ve agresif tavırlarıyla dikkat çekti. Son olarak da siyasi görüşünü açıklayınca hedef oldu. Peki kendi cephesinde neler yaşandı? Müzikten uzaklaştı sanıyorduk ama tamamı kendi söz ve müziklerinden oluşan sıfır kilometre bir albümle geri döndü. Biraz dertleşelim istedim, stüdyosunda buluştuk... Bekar günlerinin aksine daha oturaklı, ne yaptığının farkında olan ve yenilenmiş bir Doğuş vardı karşımda...
Nerelerdeydiniz?
İçinde kaybolduğum bir boşluktaydım. Bunun adı, şöhret yorgunluğuymuş.

ŞÖHRETİN BEDELİNİ ÖDEDİM

Bu tükenmişliğin sebebi neydi?
Normal; 9 yaşında sokaklarla tanışan bir adam, 20'li yaşlarda birden milyonların tanıdığı biri olunca böyle oldu. Şöhretin bedeli herkesten farklı çıkıyor maalesef. Çünkü şöhret ateşten bir gömlek... Birçokları gibi kötü madde kullanmak yerine, benden çıkan da 'tükenmişlik' gibi bir sonuç oldu.
Müzikten uzaktınız ama olaylardan da kaçamadınız...
Bence herkes önce kendi kapısının önünü süpürsün. Utanacağım hiçbir şey olmadı bu hayatta. Kimsenin de hakkımda laf söylemeye hakkı yok!
Kendi camianız için bu geçerli olabilir de, ya sevenlerinizin hakkınızda düşündükleri?
Özür dilemesini çok seven bir adam değilim, dilemeyebilirdim de ama diledim. Çünkü benim yapmış olduğum şeyleri, birçok sanatçı yaptı. Hatta benden daha fazlalarını yapanlar oldu. Onlara bir şey olmadı ama özür dilediğim için kimileri tarafından takdir edildim, kimileri tarafından da yaftalama operasyonlarına maruz kaldım.
Muhafazakar bir duruş sergiliyorsunuz...
İlk çıktığım 1997'den beri, hep "Allah nasip ederse" demişimdir ama 'Sabah kalktım namazımı kıldım' gibi muhabbetlere karşıyım. Herkes dinini içinde yaşamalı.
Daha hayta bir imajınız olsa, belki hatalarınıza gülüp geçeceklerdi...
Aynen öyle... Ben şimdi elimde içki şişesiyle bardan çıkıp, koluma bir mankeni takıp dudaklarına yapışabilirim. Böyle de çıkabilirdim insanların karşısına ama öyle bir duruşum olmadı.
Birden bire evlendiniz... Ani olmadı mı?
Yaşım 41, bunun anisi mi kaldı? Bir yıldır evliyim, çok güzel bir yuvamız var. Eşim hem kariyerli, hem kaliteli kadın olduğu için el ele tutuşup o bar senin, bu bar benim gezmedik. 'Gecelerde kopalım' modunda değiliz, biz evciyiz.
Bildiğim kadarıyla eşiniz Xosqedem Hidayetqizi, Azerbaycan'da yaşıyor...
Evet, orada TV sunucusu. Hatta orada programına davetli olarak katıldığımda; onun orada yurtlarda yaşayan çocuklara davranışı beni çok etkilemişti. Ben duygu adamıyım; burada bir çocuk otursun ağlasın, ağlarım onunla ama benim de sinirlendiğim anlar olabilir. Çünkü ben Karadenizliyim, dalga gibiyim; bir an yükselirim, bir an durulurum.
Eşiniz, programına konuk alana kadar sizi tanımıyormuş. Peki, merak edip internete baktıysa hakkınızda ne düşünmüştür?
Doğru, beni tanımıyormuş. Benim her şeyimi incelemiş; hangi yurtta kaldığımdan cezaevine ne zaman girip-çıktığıma kadar... Bunlardan kaçma ihtimalin var mı? Yok, şeceremi önüme döktü, "Bunların hangisi doğru?" dedi, "Hepsi" dedim.
Tepkisi ne oldu?
"Seni seviyorum" dedi. Çünkü insanlar, dürüst insanları sever. Bir insana güvenip aynı yastığa başkoyabilmen için senin ne olduğunu bilmeli. Eşim, geçmişimle değil; özümle, duruşumla, karakterimle ilgileniyor. Neticede ben de çürük elma değilim.
Bir aralar vücut yapmak için kullandığınız iğnelerden dolayı baba olamayacağınızı açıklamıştınız. Şimdi durumlar nasıl?
Doğru, o iğneler sağlıklı hücreleri öldürmüştü. Üç-dört yıldır kullanmıyorum, vücut kendini yenilediği için artık öyle bir sorunumuz yok. Bu konuyla alakalı üç-beş ay sonra tekrar röportaj yapabiliriz.
Geçmişinizi, çocukluğunuzu, kısacası gerçek adınız Orhan Baltacı'yı özlediniz mi?
Özlemedim. Onun en çok özlediğim tarafı, yalnız ve öksüz olması. 14 yaşında cezaevine girmek, sayısız kere ölümden dönmek, onlarca kez vurulmak, soğuklarda kalmak, ayakkabının delik olması, balkonlardan battaniye çalmak, köprü altlarında uyumak; basit şeyler değil. Onu hiçbir zaman öldürmeyeceğim. Ama hep en masum tarafını bulunduruyorum içimde, o da öksüzlüğüm. O kaybolursa bu şarkılar çıkmaz.
Bu kadar uzun ara verdikten sonra müzik sektörüne tekrar dönmek zor değil midir?
Bugün, Doğuş olmak pek kolay değil. Ben çoğu popçunun öncüsüyüm; bunu ister kabul ederler, ister etmezler. Pop müziği ve arabesk müziği birleştiren bir adamım; bu benim tarzım.
Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlar, sizin çalışmalarınıza etki ediyor mu?
Müzik susmamalı. Nasıl herkes çalışmaya devam ediyor ve hayatını idame etmeye çalışıyorsa, müziğin emekçileri de çalışmalı. Eğer o gün şehidim varsa; ben yine çıkarım ve 'Karanlığa gömülmesin ülkem' derim.
Tabii bu konular üzerinden prim yapmaya çalışanlar da var...
Doğru, var. Adamın beş yıldır konseri yok, 'Konserimi iptal ettim' diyor. Bırak bari konser verenleri etkileme. İptal ettim deyince 'Delikanlı çocuk' diyeceklerini mi sanıyorlar? Öyle bir şey yok abi; benim konserim varsa, acımı içime gömerim ama o sahnede dik dururum bir Türk olarak.
Bunları söylediğinizde de 'Bir yerlere yaranmaya çalışıyor' derler...
Bütün partilere saygım var. Vatan bir, millet bir, bayrak bir. Çanakkale'de benim Türk'üm de, Kürt'üm de, Laz'ım da omuz omuza savaştıysa, bu vatan herkesin. Kimse vatanımın bir karış toprağını alamaz. Askerliğimi 1999'da bitirdim ama yine aslan gibi giderim. Vatan bölünmez, şehitler ölmez!

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.