X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Her şey gelir geçer yeter ki aşk olsun!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Her şey gelir geçer yeter ki aşk olsun!

  • Giriş Tarihi: 30.1.2016
Her şey gelir geçer yeter ki aşk olsun!
Her şey gelir geçer yeter ki aşk olsun!

Tim Maslak Show Center'ın 10'uncu yılına özel olarak sahnelen 'İstanbulname' müzikali hafta başında galasını yaptı. Ferdi Merter'in yazdığı, Şakir Gürzumar'ın yönettiği oyun; Nükhet Duru, Pelin Akil, Caner Cindoruk, Ozan Çobanoğlu, Melda Gür, Selçuk Borak, Cezmi Baskın ve Kayhan Yıldızoğlu gibi iddialı kadrosuyla kağıt üzerinde oldukça güçlü bir yapım imajı yaratıyor. Peki gerçekten öyle mi? Cevabı vermeden önce kısaca genel hikayeden bahsedeyim... Müzikal, Beyoğlu'ndaki bir yangınla başlıyor. 'Tulumbacı Eğrikapılı Ali' (Caner Cindoruk), adamları ve Kadırgali Arif (Ozan Çobanoğlu) birlikte yangına müdahale etmek için koşarlar. Aralarında 'Kim daha önce müdahale edecek?' kavgası yaşanır. Babası bir cinayete kurban giden Ermeni kızı 'Angel' (Pelin Akil) ile 'Eğrikapılı Ali' arasında başlayan aşk ile kabadayıların kavgalarına sokaklarda çiçek satarak güç bela yaşamını sürdüren 'Uğur Böceği'nin (Nükhet Duru) hikayesi eklenir. Lakin 'Uğur Böceği' İspanya'da yaşayan kızına zenginlik içinde yaşadığı yalanını söylemiştir ve kızının İspanyol soylusu bir kontun oğlu ile evlenmek üzere İstanbul'a geleceği haberini alınca ne yapacağını şaşırır. O noktada 'Eğrikapılı Ali' başta olmak üzere mahalleli birlik olup bir plan yapar ve curcuna başlar.

METİNDE KOPUKLUK VAR
'Eğrikapılı Ali' rolünde kabadayıyı oynayan Caner Cindoruk, biraz efemine bir kabadayı yaratmış; çok karikatürize olmuş. Yaylanarak yürümesi, her cümlesinin sonunda ya da başında 'Anam anam anam' diye nida atması biraz sakil durmuş sanki. Kariyerinin dörtte üçünde kont, imparator gibi rolleri oynayan usta isim Kayhan Yıldızoğlu, bu oyunda yine kont rolünde. Cezmi Baskın, işini bilen emniyet müdürü; Ozan Çobanoğlu kötü kabadayı 'Kadırgali Arif' ve Melda Gür genelev patroniçesi 'Eleni' rolleriyle kusursuz bir oyunculuk sergiliyorlar. Müzikalin koreografisini de üstlenen Selçuk Borak, yarattığı 'Hakkı' karakteriyle de öne çıkmayı başarıyor. Şimdi baştaki sorunun yanıtını vermeye geldi sıra... Her ne kadar kağıt üstünde güçlü duran bir kadroya sahip olsa da; metinde yaşanan kopukluklar, seyirciyi, karakterlere ve hikayeye adapte edemiyor. 'Ali' ile 'Angel'ın arasındaki aşkın daha çok köpürtülmesi gerektiğini düşünüyorum. 'Angel'ın babasının öldürüldüğü sahne de çok havada kalmış. Öyle ki 'Angel', babasının yasını bile tutamıyor. İlk perde kafalarda soru işaretleriyle kapanıyor. Oyun, ikinci perdeyle birlikte tam bir müzikal havasına dönüşüyor. Henüz ikinci oyunda gala yapan oyuncuların heyecanı nedeniyle yaşanan bazı sorunların, ilerleyen oyunlarda çözüleceğinden kuşkum yok. Yazımı "Ben de tiyatro aşığıyım" diyen Nükhet Duru'nun oyunun son şarkısındaki sözüyle bitireyim: "Her şey gelir geçer; yeter ki aşk olsun." Müziklerini Bora Ebeoğlu ile Cengiz Onural'ın yaptığı müzikalde; sekiz kişilik canlı orkestranın eşlik ettiği müziklerde ise İncesaz grubunun imzası var.

DURU MÜZİKAL İÇİN DOĞMUŞ
Dekor ve kostüm tasarımıyla izleyiciyi eski İstanbul'a götüren oyunda; müziğin usta ismi Nükhet Duru, müzikal için doğduğunu ispatlarcasına hem söylüyor, hem oynuyor. Oyunda 'Angel' rolünü canlandıran Pelin Akil, daha önce üç kez müzikalde oynadığı için deneyimli. Güzel oyuncu bu tecrübesini gayet güzel yansıtıyor. Oyunculuğunun yanı sıra şarkı söylerkenki kabiliyeti de alkış alıyor. Hani 'Hem göze, hem kulağa' derler ya; aynen öyle bir performans sergiliyor Akil.