X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Necip Fazıl ile son röportaj
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Necip Fazıl ile son röportaj

  • Giriş Tarihi: 29.5.2016 13:03 Güncelleme Tarihi: 29.5.2016 16:45
Necip Fazıl ile son röportaj
Necip Fazıl ile son röportaj

Necip Fazıl Kısakürek’in vefatından yaklaşık yirmi gün önce Ahmet Kabaklı’nın Tercüman gazetesindeki köşesinde yayınlanacak olan son röportajı yapmaya Erenköy'deki köşke giden yazar Belkıs İbrahimhakkıoğlu, “Teybimiz o son röportajı kaydetmediği için Necip Fazıl Kısakürek’ten ertesi günler epey bir papara yedik ama o günün anısı olarak güzel bir fotoğraf karesi kaldı” diyor.

Her fotoğrafın bir hatırası vardır. Kiminin hikayesini dinlerken yüreğin burkulur kimininki dudaklarına derin bir tebessüm yayar. Kahkaha attıran, hıçkıra hıçkıra ağlatanlar bile vardır. Kimi pişmanlıkların, kimi neşeli bir günün kimi ise dostlukların hatırası olarak kalbimizde bir yıldız gibi kayar. Bu defa da öyle oldu. Uzun yıllar Türk Edebiyatı Vakfı'nda çalışan yazar Belkıs İbrahimhakkıoğlu'yla bundan tam 33 yıl önce çekilmiş bir fotoğraf karesinin üzerine sohbet ederken kah güldük kah yüreğimiz burkuldu. "Ayşe bu insanlar sadece gitmedi çok güzel günleri de beraberlerinde götürdüler" derken birbirimizin gözlerinin içine bakıp hüzünle başımızı yere eğdik.



SON ZİYARETLERDEN BİRİNİ YAPTIK

Belkıs İbrahimhakkıoğlu'yla Cihangir'de bir kafedeyiz. Kafedeki koltuklardan abajurlara kadar her şey yıllar öncesinden günümüze ışınlanmış gibi. Hatta dekoratif eşyalar arasında bir zamanlar önünde bir avuç jetonla uzun kuyruklar oluşturduğumuz ankesörlü bile var. Çaylarımızı yudumlarken Belkıs İbrahimhakkıoğlu, Tercüman gazetesine röportaj yapmak için son kez Necip Fazıl Kısakürek'in köşküne gidip nasıl röportaj yapamadan geri döndüklerini anlatıyor. O günün şahidi ise siyah beyaz tek bir fotoğraf karesi. Önce fotoğraf karesindeki simaları tanıtıyor: "1983 yılının Mayıs ayıydı, çok iyi hatırlıyorum bir hafta sonuydu. Biz bu fotoğrafı çekildikten 20 gün kadar sonra Üstad vefat etti. Ahmet Kabaklı hocamız Necip Fazıl Kısakürek ile bir röportaj yapacak ve bunu da Tercüman gazetesindeki köşesinde yayınlayacaktı bizi de yanında götürdü. Fotoğrafta, ben, Ayla abla (Ağabegüm), çok eski yıllardan Üstad ile tanışıklıkları olan babam Hakkı İbrahimhakkıoğlu, Ahmet Kabaklı ve Necip Fazıl Kısakürek var. Fotoğrafı o gün bizimle gelen vakıftaki gençlerden Sevgi Kılıç çekti."

TEYİP BULDUK AMA PİLİMİZ YOK

Bir fotoğraf karesine sığan o unutulmaz günde kayıtlara geçmeyen 'röportaj kazasını' ise şöyle anlatıyor: "Hep birlikte Necip Fazıl'ın Erenköy'deki köşküne röportaj yapmak için yola çıktık. Vakıf'ta ses kaydı için kullandığımız küçük bir teybimiz vardı onu yanımıza almayı unutmuşuz. Ayla abla Almanya'dan getirilen evdeki teybi almış. Ama teybin ne elektrikli kablosu var ne de pilleri. Pilimiz olmadığını utançtan Kabaklı hocamıza söyleyemiyoruz.Sessiz ve sıkıntılı bir şekilde köşke vardık."

DURUMDAN HİÇ HOŞLANMADI

Necip Fazıl'dan utana sıkıla teybe pil almak istediklerini söyleyip genç arkadaşlarını dışarıya yolladıklarını söyleyen İbrahimhakkıoğlu, "Necip Fazıl çok titiz bir adamdı. Pilsiz teyple gittiğimizi duyunca bize hazırlıksız geldiğimiz için önce kızdı ama yapacak bir şey yoktu. Sevgi biraz sonra elinde pillerle geldi ve teybe takıp heyecandan ses kontrolü bile yapmadan röportaja başladık. Kabaklı Türkiye'nin geleceği üzerine sorular soruyor Üstad ise uzun uzun anlatıyordu. Ben ve Ayla abla ise karşılarında boş durmayalım diyerek çantamızdan defter kalem çıkardık. Arada notlar alıp sessizce sohbeti dinlemeye başladık."

BABAMLA ERZURUM'DA TANIŞMIŞ

Röportaj sonrasında da o günün anısına Necip Fazıl Kısakürek'le bu fotoğrafı çekildiklerini söyleyen Belkıs İbrahimhakkıoğlu fotoğraf karesinde yer alan ve o gün kendileriyle birlikte köşke gelen babası Hakkı İbrahimhakkıoğlu'yla ilgili de şunları anlatıyor: "Babamla, Necip Fazıl çok eskiden tanışırlar. Necip Fazıl 1943 yılında Son Telgraf gazetesindeki Çerçeve adlı köşesinde babamı yazmış. Erzurum'a ziyarete gelen Necip Fazıl'la görüşmeye giden babam kendisini 'İbrahimhakkı Hazretlerinin torunuyum' diye tanıtmış. Üstad da bu tanışmadan etkilenip köşesinde yazmış. O gün de yıllar önceki o tanışıklığı konuştular."


ÜZÜNTÜDEN UYUYAMADIM

Güzel geçen o röportajın anısı işte bu fotoğraf karesinde ölümsüzleşir. Ama Belkıs İbrahimhakkıoğlu eve geldiğinde kasete röportajı kaydetmediğini farkeder ve büyük bir paniğe kapılır. Bunu hocası Ahmet Kabaklı'ya ve Necip Fazıl Kısakürek'e nasıl söyleyecektir?
"O üzüntümden sabaha kadar uyuyamadım. Ertesi gün vakıfa gidip utana sıkıla hocama durumu anlattım. Kabaklı hocamız da çok üzüldü ama yapacak bir şey yoktu. Biz üç beş cümle yazdığımız notlarımızı temize çekip hocamıza verdik hocamız da köşesinde bu notları yayınladı. Ama Necip Fazıl yutar mı? Anlattıklarıyla yazılanlar arasındaki farkı görünce hemen Ahmet Kabaklı'yı aramış. Kabaklı da durumu anlatmış. O öfkeyle Necip Fazıl, Vakfı aradı."

TELEFONDA ESİP GÜRLEDİ

"Telefon o kadar öfkeli çalıyordu ki 'eyvah Üstad arıyor' diyerek korkuyla telefonun ahizesini kaldırdım" diyen İbrahimhakkıoğlu o konuşmayla ilgili şunları söylüyor: "Evet yanılmamıştım. Telefonun diğer ucunda Üstad vardı. "Efendim?" dediğimi duyunca sesimi tanıdı. Öfkeyle, "Yaptığınızı beğendiniz mi?" diye bağırdı. Ben de " Beğenmedik Efendim" dedim. 'Sizin zaten gelişinizden belliydi' diye başlayıp beni bir güzel telefonda paparaladı. Sessizce kendisini dinledim ve dedim ki 'Efendim siz ne kadar kızarsanız kızın hiçbir şey benim dün gece yaşadığım üzüntü kadar büyük olamaz.' Bunu duyunca birden sustu ve şefkatli bir sesle, 'Yavrum ne oldu dün gece?' dedi. Ben de teybin röportajı kaydetmediğini evde farkettiğimde üzüntüden sabaha kadar uyuyamadığımı anlattım. Bu duruma kendi de çok üzüldü, "Evladım herşeyin çaresi vardır, olur böyle şeyler' diye bu defa beni teselli etti. Vakıf'ta hepimiz bizi affettiği için çok sevindik. Teşekkür ve hürmetle telefonu kapattım."

Kaynak: Ayşe Olgun/Yeni Şafak