X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ‘Futbolda başarıyı elde edince hemen rehavete kapılıyoruz’
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

da başarıyı elde edince hemen rehavete kapılıyoruz’

  • Giriş Tarihi: 18.6.2016
‘Futbolda başarıyı elde edince hemen rehavete kapılıyoruz’
‘Futbolda başarıyı elde edince hemen rehavete kapılıyoruz’

Eski milli kaleci Rüştü Reçber, Türkiye’nin da kalıcı başarı yakalaması için rehavete kapılmaması gerektiğini söylüyor. Reçber, 2002 Kupası’ndaki yarı final maçını da unutamıyor

Türk unun en ünlü isimlerinden Rüştü Reçber, Esquire dergisine bilinmeyen yönlerini anlattı. A Milli Takım'ın 2002 Kupası'nda çeyrek final oynayan kadrosunda yer alan ünlü kaleci, aktif futbol hayatı ve sonrasıyla ilgili açıklamalar yaptı:
Hayattan bir şeyler öğrenebilmeniz için, hayatın gerçeklerini görmeniz gerekir. Yaşadığınız şeyleri içinize sindirmeniz lazım. Bu belli bir yaştan sonra kendiliğinden oluşan bir şey zaten. Yaşadığınız güzellikler de, yanlışlar da size bir şey katıyor.

'TESADÜFEN KALECİ OLDUM'
Futbolla ilgilenmeye Antalya'nın Korkuteli ilçesinde radyodan maç dinleyerek başladım. Tabii o zamanlar televizyonumuz yoktu; radyoda dinlediğimiz futbol maçlarından sonra köyde arkadaşlarımızla oynardık. İlk lisansım Korkuteli amatör takımında çıkarıldı.
Tesadüf sonucu kaleci oldum. 1985 yılında amatör olarak Demrespor'da futbola başladım. Ancak takımın kalecisi askere gitti. Önce forvet olarak futbola başlasam da uzun boyluyum diye beni 1989 yılında kaleci yaptılar. 1990 yılında Burdurgücü Spor'a geçtim ve profesyonel oldum.
Hayatımın şekillenmesinde ya da bir yerlere gelebilmemde en önemli etken futboldur. En basiti, ben futbol sayesinde tanınmış biriyim.
Hayat insana çok şey öğretiyor. En önemlisi, hayatın ne kadar değerli olduğunu öğreniyorsunuz. İkincisi de paylaşımın ne kadar güzel bir şey olduğunu... İnsanları kırmamak ve üzmemek çok önemli.
Hayatı şöyle tanımlıyorum: Biz sahneye çıkan aktör ve aktristleriz. Sahnede bir görevimiz var ve bu görev bitince de sahneden iniyoruz. O sahneye çıktığında da rolünün en iyisini oynaman lazım.
Kariyerimde üç dönüm noktası oldu. Bunların birincisi; Antalyaspor'da oynarken 'a transfer olmam... Ancak bir trafik kazası geçirdiğim için bu transfer iptal oldu. Sonrasında Fenerbahçe'ye geçtim. İkincisi ise Barcelona'ya gitmem... İngiltere'de başka bir takıma da transfer olabilirdim. Üçüncü dönüm noktası da; Fenerbahçe'den Beşiktaş'a geçişim.
Türk futbolunda yakalanan yüksek ivmenin başlangıcı ve devamı, bizim neslimizle oldu. Biz ona 91 kuşağı diyoruz. Tarihimizde ilk kez bir Avrupa Futbol Şampiyonası'na gidebilmek, Türk futbolu adına önemli ve büyük bir deneyim oldu. 2000 yılında yine Avrupa Futbol Şampiyonası'na katıldık ve çeyrek final oynadık. Tabii 91 kuşağının tavan yaptığı en önemli olay da; 2002'deki Dünya Kupası'dır. Yarı finaldeki Brezilya maçı bizim için unutulmaz. 48 yıl sonra çıktığımız o maç, bizim kaderimiz oldu diyebilirim.
Futboldaki en büyük handikapımız istikrarsızlık. Başarıyı elde ettikten sonra rehavete kapılmamız, en büyük problemimiz. Mesela Almanya her turnuvada bir şekilde başarı elde ediyor. Biz ne altyapıyı, ne planlamayı doğru düzgün yapabiliyoruz. Her şeyin üzerini iyi örtbas etmeyi bildiğimiz için başarılar da yabana atılmış oluyor. Bizim jenerasyonla 10 yıl idare edildi. Ancak yeni iyi jenerasyonlar yaratılmalı.
En büyük misyonum; tecrübelerimi gençlere aktarabilmek. Futboldan sonraki hayatınızda kişi ve taraftar ayırt etmeden herkesin sizi sevmesini sağlamalısınız. Bunu da agresif ve sivri dilli olmamakla, taraftarlara saygısızlık yapmamakla sağlayabilirsiniz.
İdolüm; Peter Schmeichel. Çok şanslıyım ki kendisiyle karşılıklı oynayabildim. Sonrasında iyi bir diyaloğumuz oldu.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.