X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çocukluğum babamla balık tutup maç yapmakla geçti
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çocukluğum babamla tutup maç yapmakla geçti

  • Giriş Tarihi: 19.6.2016
Çocukluğum babamla balık tutup maç yapmakla geçti
Çocukluğum babamla balık tutup maç yapmakla geçti

Bugün Babalar Günü... Her Kafadan Bir Ses ekibi olarak bu anlamlı günde, Türk sinemasının usta oyuncusu ’ın evine konuk olduk; oğlu Kaan Cüreklibatır, gelini Cüreklibatır, iki torunu Sarp ve Zeynep ile keyifli bir gün geçirdik. Oğlu Kaan Cüreklibatır’dan Arkın’la ilgili çocukluk anılarını dinledik

MERVE YURTYAPAN
Torunu Zeynep'e şiirler yazıyor
Türk sinemasının unutulmaz oyuncusu ve ailesi, bizi çok neşeli karşıladı. Özellikle Arkın'ın eşi Betül Cüreklibatır ve gelini Cüreklibatır, pozitif enerjileriyle çekimimizi renklendirdi.
Eve girdiğimizde Cüneyt Arkın'ın yüzme dersinden geldiğini öğrendik. Torunu Sarp ile düzenli olarak yüzme derslerine gidiyormuş. Yoğun bir gün geçirmiş olmasına rağmen bizimle uzun uzun sohbet etti. Estetikli oyunculara göndermeler yaptı ve insanların doğal güzelliğini kaybetmeye başladığını söyledi.
Arkın'ın sert bir görünümü olsa da sohbet ederken esprili ve yumuşak bir yanı olduğunu da görüyoruz. Çok sevgi dolu bir dede. Torunlarıyla iletişimi çok iyi. Ailenin birbiriyle iletişimi çok sıcak. Biz de o atmosfere kısa sürede kendimizi kaptırıyoruz.

BABALIK TARİHİ BİR MİRASTIR
Cüneyt Arkın kendisine çok dikkat ediyor. Eşi üstündeki hırkayı çıkarabileceğini söylediğinde, "Hava rüzgarlı, poz vereceğim diye şimdi kendimi hasta etmemeyim" diyor. Çekim sonunda da hepimiz tek tek Arkın'ın elini öpüyoruz. Bu sırada kendisi bizim taklidimizi yaparak hepimizi güldürüyor.
Efsane oyuncu, bize eski günlerini de anlatıyor, bir dönem fırtına gibi estiği Türk sinemasından bahsediyor. O dönemler şu anki imkanların olmadığını ve o imkansızlıkta ne kadar özverili ve keyifle çalıştıklarını söylüyor.
Kaan Cüreklibatır'a da çocukluk günlerini soruyoruz... Babasıyla eski günlerini şöyle anlatıyor: "Biz babamla hep çok keyifli zaman geçiririz. Hafta sonu evde durmazdık. Tarabya'ya tutmaya giderdik, iki kova balık tutardık. Akşam 17.00'de de kıran kırana maç yapmaya giderdik. Mahallenin bütün çocuklarıyla taş kalede mücadele ederdik. Oradaki kaynaşma muhteşemdi. Biz sakatlanmayalım diye babamın karşısındaki takımında oynamazdık. (Gülüyor) O zamanki tek hayalim; babama çalım atmaktı. Maçtan sonra da kritiğini yapardık. Golü kaçırırsam bağırırdı. Şimdi zaman makinası olsa da o günlere dönsek, yine bağırsa. İyi insan olmamızda anne ve babamızın payı çok yüksek. En güçsüz anlarımda bile babamı düşünürüm. Yokluk içinden gelip neler yaşayıp başarmış diye. Cüneyt Arkın kelimelerle de anlatılamıyor."
Kaan Bey, babasının kendisine verdiği öğütleri de hiç unutmadığını belirterek şunları söylüyor: "Babam 'Babalık, tarihi bir mirastır' der. Onun bilgisi, görgüsü, kültürü bize geçiyor. Bizim için Cüneyt Arkın her açıdan örnek biri. Hem iyi bir aile babası, hem de sanatçılığı tartışılmaz. Onu her konuda örnek alıyoruz." Kaan Cüreklibatır, babalarının yoğun çalışmasına rağmen çocukluk günlerinde kendilerine çok vakit ayırdığını da sözlerine ekliyor: "Bizim çocukluğumuz babamla geçti. Bu açıdan çok şanslıydık. Baba-oğul ilişkisini çok güzel yaşadık. Aradaki sevgi bizi çok bağlı tuttu."
Cüneyt Arkın'ın torunu Zeynep ile ilişkisi de çok sıcak; aralarında çok kuvvetli bir bağ var. Hatta Arkın, torununa şiirler yazıyormuş. Kaan Cüreklibatır, "Artık insanlar 'Çocuğun eline Ipad vereyim de sussun' diyor. Ben çocuklarıma babamın bize verdiği kitaplardan şiirler okuyorum. Hatta Zeynep birkaç tanesini de biliyor" diyor.

ÖMER KARAHAN
Eşi için 'O benim cennetim' diyor
Gerçek adı Fahrettin Cüreklibatır olan, fakat sanat dünyasında 'Cüneyt Arkın' adını kullanan efsane oyuncudan bahsetmek benim için kolay değil çünkü öyle bir ünü var ki kendisinin... Arkın sadece Türkiye'de geniş bir hayran kitlesine sahip bir oyuncu değil; Kanada'dan Arjantin'e, Amerika'dan Japonya'ya, Rusya'dan Endonezya'ya, Avrupa'dan Sudan'a kadar dünyanın yedi kıtasında hayranı var...
Yönetmen Halit Refiğ'in teklifiyle 1963 yılında sinema oyunculuğuna başlayan Arkın, bugüne kadar en çok sayıda başrol üstlenen oyuncu unvanını elinde bulunduruyor. Halit Refiğ'in 'Türk sinema tarihinin başka benzeri olmayan oyuncusu' diyerek özetlediği Arkın'ı, evinde torunları ile bir arada oynarken gördüğümde; dev çınarın bugüne kadar insanlarda böyle bir etki bırakabilmesinin altında yatan samimiyeti hissetmiş oldum. Eşi, çocukları, torunları; kısacası ailesi ile birlikte ekip arkadaşlarımla çok güzel bir gün geçirdik. Cüneyt Ağabey biraz fazla uzamış sakallarımdan ötürü bana inceden sitemini belirtse de, o dakikalarda Betül Abla kurtarıcım olarak devreye girdi. Cüneyt Abi de alınmamamı söyleyerek gönlümü aldı.
Cüneyt Arkın, eşi Betül Cüreklibatır'a duyduğu aşkı "Kocaman gözlerindeki ılık, hüzünlü mavilik içime aktı. Kendimi bir çocuk gibi hür hissettim. Betül cennetim oldu. Artık yalnız değildim" sözleri ile anlatıyor.
Cüneyt Arkın iyi bir dede, güzel bir eş olduğu kadar çocukları için de arkadaş gibi bir baba... Oğulları ile güreşen, balık tutan, birlikte yüzen, balon uçuran, sokak köpeklerini seven, futbol-körebe-saklambaç oynayan, bisiklete binen, kayak kayan, at ve deveye binen, fotoğraf çeken, ok atan, arabaa kullanan, satranç ve tavla oynayan bir baba... Oğlu Kaan için 'Bağrımın bir yanı, bir gözüm' diyen Arkın, torunlarını da 'Kocaman bir hayat, hasretim, umudum, hayallerim' diye tarif ediyor.
Aksiyon sahnelerindeki performansı, duruşu, bakışı, seslendirmesi ile Yeşilçam'da müthiş bir farkındalık yaratan, 'Malkoçoğlu', 'Kara Murat', 'Dünyayı Kurtaran Adam' ve daha nice başarılı performansı ile tarihe adını yazdıran Arkın'la, Babalar Günü vesilesiyle bir araya geldiğimizde elini öptüm. Cüneyt Abi'nin elini öptüğümde, 'Yıkılmayan Adam' filminin finalinde 'Ben yıkılmam, aç kalırım, belki ölürüm. Asla yıkılmam' repliği ile ayakta öldüğü sahne geldi; içimi ayrı bir gurur ve heyecan sarıverdi. İyi ki varsın Cüneyt Abi... Bize bu buluşmayı ayarlayan, Arkın'ın 'Melek gibi bir kız" dediği gelini Aslı Cüreklibatır'a da çok teşekkürler...

İLKER GEZİCİ
Hâlâ kendisine onlarca senaryo geliyor
Cüneyt Arkın kimisi için Malkoçoğlu, kimisi için Battal Gazi. Ama benim için, çok sağlam bir defans oyuncusu. Arkın'la yıllar evvel Selimpaşa'daki Acarlar Sitesi'nin top sahasında maç yapardık. 'Top geçer adam geçmez' derler ya; aynen öyleydi, kaya gibiydi. Yıllarca Türk filmlerinde koruduğu kaleler gibi korurdu takımın kalesini... Ben daha o zamanlar 16-17 yaşlarındayım. Filmlerde izlediğin, hayran olduğun starla aynı sahada top koşturmak ne büyük lükstü benim için. Ama Cüneyt Abi'nin acıması da yoktu, yenilgiye tahammülü de! Ayağıma yediğim darbenin acısı hâlâ hafızamda.
Oğlu Kaan Cüreklibatır, sanılanın aksine babasına hasret büyümediğini söylüyor: "Biz onu Cüneyt Arkın olarak görmedik, her şeyi birlikte yaptık. Öğüt veren çok olur ama örnek olan azdır. Biz hepimiz onu örnek aldık. Anne benim için cennet, baba cesaret. Neler yapmış, neler başarmış; kimsede böyle bir hazine yok. O yüzden kelimelerle anlatmak çok zor."
Nesil değişti, Kaan Cüreklibatır'ın bir oğlu, bir de kızı var. Cüneyt Arkın, torunu Zeynep'i çok sever, ona şiirler yazarmış. Kaan Bey de babasından öğrendiği şiirleri kızına okurmuş. Zeynep de bize "Bir nazlı kuşa benzer çocuk dediğin" diyerek başlıyor Cahit Külebi'den şiir okumaya. Arkın, Zeynep'le birlikte sık sık havuza gidiyormuş. 12 yıl önce omurgasından büyük bir operasyon geçirdiği için hareket kabiliyetinin kısıtlanmamasına dikkat edip havuza giriyormuş.
Eski Türk filmlerinde yüksekten atladığı ve at üstündeki sahneleri, geçen yıllarla birlikte kalıcı hasar bırakmış. Buna rağmen sektöre hiçbir kırgınlığı, kızgınlığı yok Arkın'ın. Aksine bugün hâlâ onun yaptıklarını yapabilme cesaretini gösterecek oyuncu yok. O yüzden hala 7'den 77'ye herkesin efsanesi... Arkın, kendisine hâlâ onlarca senaryo geldiğini, setleri çok özlediğini söylüyor.

ÖZLEM AVCI
Estetik yaptıranlara ve sakala karşı
Türk sinemasının gelmiş geçmiş en büyük jönlerinden olan Cüneyt Arkın'ın evine giderken çok heyecanlıydık. Bizi eşi Betül Hanım, gelini Aslı Hanım, oğlu Kaan ve torunları Zeynep ve Sarp karşıladı. Çekim için bahçede balonlar bile hazırlanmış... Cüneyt Arkın, yüzmeden gelmiş ve bizi bekliyordu. Yüzünde yılların yorgunluğu vardı bira ama hâlâ dinç görünüyordu. Masmavi gözleriyle tek tek hepimizi inceliyor. Ömer'in sakalına takılmasıyla başlıyor sohbet; "Artık herkes sakallı" diyor. Yeni nesil estetik yaptıran ünlülere de karşı olduğunu şu cümlelerle anlatıyor: "Estetik mimikleri bozuyor." Hatta çok ünlü bir kadın şarkıcıya da takılıyor: " O da botoks yaptırmıştı. Ama olmuyor, güzellik gidiyor. Allah'ın yarattığı güzellik kayboluyor."
Çekime başladığımızda Arkın'ın bir cümlesi dikkatimi çekiyor. Arkın, torunu Zeynep'i öperken, "Artık ölsem de gam yemem" diyor. Gözleri de dünyanın en zengin babası, dedesi gibi bakıyor. Oğlu Kaan'a da "Ne güzel gözlerin var" diyerek takılıyor.
Betül Hanım'a "Eşinizi hiç kıskanmadınız mı? diye soruyorum. Tüm sempatikliği ile şöyle cevap veriyor: "Olmaz mı! En yakışıklı, en ünlü adamla evli olmak hiç de kolay değildi. 48 yıllık evliyiz; dile kolay. 50'nci yılımızda büyük parti yapmak istiyoruz." Betül Hanım sözlerine şöyle devam ediyor: "Fahrettin, çok iyi bir baba. Yoğun çalışmasına rağmen çocuklarını ve beni hiç ihmal etmedi." Uzun yıllar evli kalmanın sırrını ise şöyle özetliyor: "Sabır ve hoşgörü."
Arkın'ın oğlu Kaan Cüretlibatır ise şunları söylüyor: "Babamdan kalan mirası ben de çocuklarıma aşılamaya çalışıyorum. Gelenek ve göreneklerimizi, sevgi, saygıyı; babamdan ne gördüysem aynısını şimdi çocuklarıma öğretiyorum."
Efsane oyuncu, Babalar Günü'yle ilgili de şu yorumu yapıyor: "Babası, annesi ölmüş olanlar ne yapsın. Ben özel günlere inanmam."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.