X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bir şey ne kadar çirkinse benim için o kadar ilginçtir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bir şey ne kadar çirkinse benim için o kadar ilginçtir

  • Giriş Tarihi: 30.10.2016
Bir şey ne kadar çirkinse benim için o kadar ilginçtir
Bir şey ne kadar çirkinse benim için o kadar ilginçtir

Dünyaca ünlü Amerikalı moda tasarımcısı Marc Jacobs, 80'lerin meşhur performans sanatçısı Tabboo! ile yaptığı iş birliğini ve moda sektöründeki 30 yıllık serüvenini Harper's Bazaar dergisine anlattı:
Gerçekte moda denilen şey; ihtiyacın olan değil, istediğin şeydir. Modada her şey, yaratıcı seçimler yapmakla ilgilidir. Çizim yapmak, provalar ve kolajlar ortaya çıkarmak gibi... Ve nasıl oluyorsa oluyor; sonunda bunlarla bir yere varıyorsunuz.
Bazen elimde bir ayakkabıyla oturuyor veya bir siluete uzun uzun bakıyorum. Bazen de yaratıcı ekibim, bir şey için bana ilham veriyor ve ilgilerini çeken konuları getirip önüme koyuyorlar. Ben de 'Bunları kullanmayı çok isterim' diyorum. Geri kalan zamanlarda genelde ne istediğimi bilmiyorum. Bu saksağan türü bir estetik anlayışı; bir şey ne kadar korkunç ve çirkinse, benim için o kadar ilginçtir. Andy Warhol'unkine benzer bir duyarlılık benimkisi. O da her türlü konuya ilgi duyuyor ve bir sünger gibi hepsini içine çekiyor.

'RENKLERİ ATTIK'
Viktoryen ve gotik esintilerle dolu sonbahar/kış 2016-17 koleksiyonum, bir önceki sezonda sunduğum pullarla süslü koleksiyonun ters karşılığı gibi... Ziegfeld Tiyatrosu'nda yaptığımız defilede çok canlı renklerle dolu bir hikaye anlattık. Bir sonrakinde yine aynı siluetten başlayalım ama bu kez renkleri oyun dışı bırakarak, onun gotik bir versiyonunu deneyelim dedim. Böylece renkleri atıp oranlarla oynadık. Ama ilkbahar/yaz 2016 koleksiyonu için hazırladığım desenleri değiştirmek, griye boyamak da istemedim. Bunun yerine desen ve baskılardan görseller yaratabilecek yeni biriyle çalışmayı arzuluyordum. Tam da bu sırada Instagram'da sanatçı Tabboo!'nun işlerini gördüm. Aklımdan geçen ilk cümle, 'Hadi bu adamla iletişime geçip bizimle çalışmak isteyip istemeyeceğini soralım' oldu.
İlk buluşmamızda bana efsanevi Pyramid Club günlerine kadar uzanan tablolarını gösterdi. O yıllarda Tabboo! yani Stephen, Boston'da sanat alanında üniversite eğitimi almış, ardından New York'a taşınıp East Village'a yerleşmiş. O yıllarda da tüm yetenekli kişiler New York'a gidip yaratıcılıklarını ortaya koyarak fark edilmenin yollarını arıyor ancak pek azı, kalabalıktan sıyrılıp başarı elde edebiliyordu.

KARANLIK İKONLARIN TATLI HALİ
Tabboo!'ya ilgimi çeken şeyleri gösterdim. Gotik ama çok değil, karanlık ama o kadar değil... O da bunlara karşılık olarak bir karga ve kara kedi çizdi. Yani karanlık olarak bilinen ikonların tatlı versiyonlarını... Her gün yanıma gelip yeni çizimlerini gösteriyor ve benden 'Bunlar şahane ama ben aslında sarmallı pelerinler ve boncuklar hayal ediyorum' cümlesini duyuyordu. Onunla çalışmak kariyerimin en güzel anılarından biri olarak kalacak. Tabboo!'nun en büyük hayranlarından biriyim.
Seneler önce akşamları evde oturduğumu hayal bile edemezdim. Dışarı çıkıp insanları görmenin heyecan verici olduğunu düşündüğüm zamanlardı. Ama şu anda dışarıda, o zaman bulduklarımı bulabileceğimi sanmıyorum. Her şey çok değişti. Belki yaşımdan, belki de artık standartlarım oluştuğu için bu böyledir. Ayrıca sigara içiyorum ve mekanlarda sigara içilmediği için dışarıya çıkmak çok keyifli olmuyor. İçki de içmediğim için diğer bir eksi durum oluşuyor.
Tek başıma kalmayı çok seviyorum. Gün boyunca, sadece etrafında olmayı sevdiğim kişilerle beraberim yani yalnız değilim. Bu yüzden benim için en iyi senaryo; akşam evimde köpeğim Neville ile birlikte kanepede uzanmak. Hiçbir şey bundan daha konforlu ve rahatlatıcı değil. Birlikte evde olduğumuzda kendimi mutlu ve güzellikle çevrelenmiş hissediyorum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.