X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gözetim altındayız ve aynı zamanda sanatla çevriliyiz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gözetim altındayız ve aynı zamanda sanatla çevriliyiz

  • Giriş Tarihi: 30.10.2016
Gözetim altındayız ve aynı zamanda sanatla çevriliyiz
Gözetim altındayız ve aynı zamanda sanatla çevriliyiz

Şu sıralar vizyonda olan ‘Inferno’ filminde rol alan oyuncu Felicity Jones: Filmin en ilginç yanlarından biri; günümüz dünyasının çelişkisi. Yoğun bir gözetim altındayız ve aynı zamanda sanat ve edebiyatla çevriliyiz

'The Theory of Everything' filmindeki performansıyla Oscar'a aday gösterilen ve şu sıralar 'Inferno' filmiyle beyazperdede olan Felicity Jones, Esquire dergisine özel bir röportaj verdi. Dan Brown'ın 'Inferno' adlı kitabı filme çevrildi. Serinin diğer filmlerini yöneten Ron Howard imzalı yapımın başrollerinde ise Tom Hanks ve Felicity Jones oynuyor. Filmde, 'Sienna Brooks' karakterini canlandıran Felicity Jones, travma geçiren 'Langdon'ın filmdeki en büyük yardımcısı rolünde. 'The Theory of Everything' filminde Stephen Hawking'in eşini canlandırarak Oscar adaylığı kazanan Jones, 'Star Wars' serisinin yan evreninde geçenleri konu alan ve Aralık ayında gösterime girecek 'Rogue One: A Star Wars Story', filminde de başrol oynuyor...
Filmin ne kadarını izlediniz?
Hepsini izledim. Harika bir film

TRENDEKİ SAHNE HEYECANLIYDI
İzlemeden nasıl olduğunu bilemezsiniz, değil mi?
Hayır. Projeyi kabul etmemin sebeplerinden biri; çok güncel oluşu ve Ron'un pek çok el kamerası kullanarak filmi gerçek mekanlarda çekecek olmasıydı. Örneğin 1.5 saatlik tren yolculuğunda çektiğimiz sahneler oldu. Bu sahneleri trenden inmeden çekmek zorundaydık.
Yolculuk ne tarafaydı?
Hatırladığım kadarıyla Floransa'dan Venedik'e gidiyorduk; Floransa çekimlerini bitirmiş, Venedik'te çekimlere devam edecektik. Ron da "Sahneyi çekerken trende olmanın heyecanından faydalanalım" dedi. Yani aslında sahneyi çekerken ineceğimiz durağı kaçırmamaya çalışıyorduk.
Canlandırdığınız karakterden bahseder misiniz?
'Dr. Sienna Brooks'u canlandırıyorum. Çok zeki, genç bir kadın ve kafa travması geçiren 'Langdon'la tanışıyor. Bir anda kendilerini krizin ortasında buluyorlar. 'Langdon'ın, iyileşmek ve atıldıkları maceradaki gizemi çözmek için onun zekasına ihtiyacı var.

'SIENNA' KARAKTERİNİ SEVDİM
'Langdon' buraya nasıl geldiğini bilmiyor, değil mi?
Hayır, hafıza kaybı yaşıyor. Aslında 'Sienna' genç bir kızken tanışmışlar, bunu 'Langdon'a hatırlatıyor. Bu noktada detaylar konusunda çok dikkatli olduğunu anlamaya başlıyoruz.
Bu ilişkiyi nasıl tanımlarsınız? Bir baba-kız ilişkisi mi? Yoksa bu anlamda birbirleriyle eşitler mi?
Birbirlerine entelektüel düzlemde bağlılar. Aynı kafadalar. Bir açıdan ikisi de birbirine karşı yabancılık çekiyor ve belki biraz da yalnız hissediyorlar. Film boyunca pek çok şey yaşadıklarını ve tecrübe kazandıklarını görüyoruz. Birbirlerini tanır tanımaz aralarında bir bağ oluşuyor.
Filmi izledikçe 'Sienna'nın geçmişi hakkında pek çok şey öğreniyoruz. Bu kısımları oynamak keyifli miydi?
'Sienna' karakterini sevmemin nedeni de bu. Sadece dışavurumlarından ibaret olmayan bir karakter. Böyle bir karakteri nasıl canlandırmak gerekir diye Ron'la çok konuştuk.

TOPUKLU AYAKKABILARLA KOŞMAK ZORDU
Biraz da filmdeki aksiyon sahnelerinden bahsedelim...
Çok sıkı bir şekilde form tutmam gerekti çünkü özellikle Boboli Bahçeleri'nde çekilen sahnelerde çok koşmam gerekiyordu. Tom'la ortalarda olmadığımız zamanlarda koşu yaptığımızı bilirlerdi. Topuklularla da çok koştum ve gerçekten zor oldu. Çok sıcaktı ve ter içindeydik. Peşimizde Drone (multikopter kamera) ile oraya buraya koşuyorduk.
Peşinizde Drone'la Boboli Bahçeleri'nde koşmak; yeniyle eskinin bileşimi... Hikayenin özeti bu olabilir mi?
Filmin en ilginç yanlarından biri de bu; günümüz dünyasının çelişkisi. Yoğun bir gözetim altındayız ve aynı zamanda sanat ve edebiyatla çevriliyiz.
Bu tarihi yerlere özel izinle girmek nasıl bir his?
Saatlerce sırada beklemek zorunda olmamak! Uffi zi Müzesi çalışanları Botticelli tablolarını görelim diye set aralarında bize müzeyi gezdirdi. Yani çekim aralarında tablolar arasında gezindik, çok güzeldi. San Marco Bazilikası'nı da gezdik, müthişti. Hem gezme, hem de film çekme şansı yakalamamış olmamız harika. San Marco Meydanı'nı seyredişimi hatırlıyorum; çok özel bir andı.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.