X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER En büyük hayalim Steven Spielberg’le film çekmek
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

En büyük hayalim Steven Spielberg’le film çekmek

  • Giriş Tarihi: 13.11.2016
En büyük hayalim Steven Spielberg’le film çekmek
En büyük hayalim Steven Spielberg’le film çekmek

‘Dağ 2’ filminde rol alan Çağlar Ertuğrul, iki aydır Amerika’da oyunculuk eğitimi alıyor. Makine mühendisliği bölümünden mezun olan ancak hayallerinin peşinden giden Ertuğrul: ABD yolculuğumun sonu, bir film projesinde yönetmen Steven Spielberg’le çalışmaya kadar gitsin istiyorum

Çağlar Ertuğrul, Ufuk Bayraktar, Murat Serezli, Armağan Oğuz ve Ahu Türkpençe'nin oynadığı 'Dağ 2' filmi, geçen hafta vizyona girdi. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin desteğiyle çekilen film, Kuzey Irak'a bir operasyonla görevlendirilen Özel Kuvvetler Komutanlığı'ndan yedi kahraman bordo berelinin yolculuğunu anlatıyor. Filmin başrollerinden Çağlar Ertuğrul ile hem filmi, hem de kendisine dair merak edilenleri konuşmak istedim. 10 Kasım haftasına özel olarak giydik fraklarımızı, çıktık sokağa, koyulduk sohbete...
Yeni filminiz hayırlı olsun...
Herkese armağan olsun diyelim. Ön hazırlık süreci biraz uzun sürdü ama iyi ki de uzun sürmüş, çünkü demlenmiş oldu. Türkiye bir senede zor zamanlardan geçti ve film böyle bir zamana denk geldi. Bu planlı bir şey değildi. 'Dağ 2', durumdan çıkar sağlayacak bir film değil. Alper Çağlar, bu filmi iki sene önce yazdı.
Belki ülkemizin içinde bulunduğu duruma da katkı sağlar.
Filmimizle askerimize ve tüm güvenlik güçlerimize motivasyon ve güç kaynağı olabilirsek ne mutlu bize. Filmde tek boyutlu bir kahraman yaratmaya çalışmıyoruz; kusurları ve arka hikayeleri olan çok özgün karakterleri işliyoruz.

İNGİLİZ KOMEDİLERİNİ SEVERİM
Film öncesinde sizin milli duygulara karşı hassasiyetiniz nasıldı?
Kendimi gayet milliyetçi olarak tanımlıyorum; vatanseverim. İzmir Karşıyakalıyım ve bu ülkede doğduğum için gurur duyuyorum. Bayrağımı savunurum ama bunun yanında ülken için çalışmak, vergini eksiksiz ödemek, hak yememek, eğitimini almak, ülkeni yurt dışında en iyi şekilde temsil etmek de vatanseverliktir.
Koç Üniversitesi'nde makine mühendisliği okurken tiyatroyla tanışmışsınız. Mekanik dünyadan duygusal âleme geçmek nasıl oldu?
Galiba normalde çok duygusal olamadığım için oyuncu olmayı istedim, belki sahnede kendimi gösterebilirim diye. Şaka bir yana; okurken izlediğim filmlerin parçası olmak istiyordum. Önce kendimi tiyatroda sınadım ve çok da güzel tepkiler aldım.
Ciddi bir duruşunuz var ama komik videolar çekip youTube'da da yayınlıyorsunuz. Ciddi misiniz, komik mi?
Çok geyik bir yanım var aslında ama ciddiyetim onu örtüyor. İngiliz komedilerini çok severim ve onlar genelde ciddi olur ama bu ciddiyetin altında da çok zekice yapılmış espriler vardır. Herhangi bir jeste, mimiğe gerek kalmadan o espri çıkar. Kendimi komedide çok rahat hissediyorum. Hep derler ya; 'Komedi ciddi bir iştir' diye, gerçekten komedide konsantrasyonu sağlayabilmek zor. Ben, Zeki-Metin ikilisiyle büyüdüm ve hep kasetlerini izlerdim.

ABD'DE TÜRK LOKANTASI AÇABİLİRİM
Yakışıklılığın zekanın önüne geçtiği algısıyla ilgili neler söylersiniz?
Evet, öyle bir yanılsama oluyor. Tip ve zeka arasında ters orantı olduğunu düşünüyorlar ama şaşırtmak daha hoşuma gidiyor çünkü karşımdakiler için bir sürpriz oluyor. (Gülüyor) Hep mankenlikten geldiğimi sanıyorlar; öyle düşünebilirler, benim için sıkıntı yok ama mankenlik yapmadım.
Eğitim için ABD'de yaşıyorsunuz...
Evet, Los Angeles'a oyunculuk eğitimi için gittim; iki ay oldu. Bu yolculuğun sonu, güzel bir film projesinde yönetmen Steven Spielberg ile çalışıncaya kadar gitsin istiyorum. Futbolcuların hayali dünya kupasında oynamaksa; benim de hayalim, en iyi yapıldığı yerde oyunculuk yapmak. Tabii ki orada daha çok balık var ama okyanus da daha büyük ve günün birinde 'Şansımı denemedim' demek istemiyorum.
Hayatta hiç 'keşke'leriniz oldu mu?
Lisedeyken yıllarca lisanslı basketbol oynadım ama üniversitedede, birçok Türk genci gibi spordan vazgeçmek zorunda kaldım. Devam etseydim milli takım seviyesinde olabilirdim. Oyunculuk konusunda da ikinci bir 'keşke'm olmasın diye Hollywood'a atladım.
LA'de bekar hayatı nasıl gidiyor?
Gayet güzel gidiyor ve çok güzel arkadaşlıklarım var ama orada sadece okula odaklanıyorum. Kendime; 'Çok fazla gezip tozma ve kariyerine odaklan' diyorum. Yemeklerimi kendim hazırlıyorum, iyi de yapıyorum. Yeterli sermayeye ulaşabilirsem, bir Türk lokantası açmak istiyorum.
Peki aileniz 'Evladım mühendislik dururken, artist olmak nereden çıktı?' demedi mi?
Ailem de, hocalarım da dedi. Zaten sanatçılığa çok sağlam bir kariyer gözüyle bakılmıyor. Annem ve babam; "Oğlum, mesleğini yapmayacak mısın?" diyor, onların içinde ukde kaldı. Bundan sonra mühendislik yapamam çünkü kalifiye durumda değilim ama başka şeyler yapmak istiyorum. Mesela yönetmen olmak istiyorum.

KAMERA KARŞISINDA OLAN HERKES ŞÖHRET DERSİ ALMALI
Amerikalı aktör Jake Gyllenhaal'e benzetiliyorsunuz. Zamanında Arda Kural da Leonardo DiCaprio'ya benzerliğiyle şöhret olmuştu. Hızlı şöhret insanı tüketiyor mu?
Onu örnek veriyormuş gibi olmasın ama az önceki konuştuğum konuyla paralel olarak, herhangi bir şekilde kamera karşında olan insanlara bir şöhret dersi verilmeli diye düşünüyorum. Şöhret, kişinin içinden bambaşka bir karakter çıkarabiliyor. Bunun yanı sıra çok ünlü olunca bazı şeylerden de ödün vermek zorunda kalabiliyorsunuz. Dolmuşa da, metroya da biniyorum. İstiklal Caddesi'nde yürümek hoşuma gidiyor, tavuk dönercide oturup tek başıma yemeğimi de yiyebiliyorum. Bunlar benim hoşuma giden şeyler ve bunlardan da ödün vermek istemiyorum.
Jake Gyllenhaal'e benzetilmek sizi rahatsız etmiyor mu?
Rahatsız etmiyor çünkü sempatik birisi ve çok da iyi bir oyuncu.

KADINLAR BAA ÖYARGILI YAKLAŞIYOR
Popüler ya da beğenilen biri olmak, kadınların güvenini kazanmayı zorlaştırıyor mu?
Tabii öyle bir önyargıları oluyor. O yüzden, başta beni tanımamış kişiler daha çok ilgilimi çekiyor. Diğer türlü sahte bir noktaya gidebiliyor. Doğalıktan ve dürüstlükten yanayım ama bunu herkes kaldıramayabiliyor. İçinde bulunduğum durumu çok kıskananlar da oluyor ama bu karşılıklı güvenle aşılabilecek bir şey.

TANINMIYORSAM 'MÜHENDİSİM' DİYORUM
Romatik komedilerde jön olarak yer almak yerine, daha tematik ve hedef kitlesi belli projelerde yer alıyorsunuz... Bu sizin seçiminiz mi? Başlarda seçim değildi ama artık nispeten seçme lüksüm var. Şimdi role ya da senaryonun geneline bakıp öyle karar veriyorum. Tabii snopluk anlamında yapmıyorum bunu ama doğru şeyler yapmayacaksam niye bu mesleği seçtim! Şan, şöhret peşinde değilim, sadece 'İyi oynamış' dedirtebilmek bana gurur veriyor. Yeni tanıştığım insanlara 'Ben oyuncuyum' demiyorum. Önce beni tanıyacak mı diye bakıyorum; baktım tanımıyor, hiç bozuntuya vermiyorum ve 'Makine mühendisiyim' diyorum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.