Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hastasını bırakıp gidenlerin vicdanına sesleniyoruz

Giriş Tarihi: 5.7.2017
Hastasını bırakıp gidenlerin vicdanına sesleniyoruz

TRT Haber’de ‘’ programını sunan : Hasta yakınları büyük travmalar yaşıyor ama hiç etkilenmeyenler, hastasını bırakıp gidenler de var. Umarım bu programla, onların vicdanına seslenebiliriz

Türkiye'de ilk kez hasta yakınlarını konu alan bir program yapılıyor. TRT Haber'de her cumartesi saat 16.25'te ekrana gelen '' programını sunuyor. Dr. Cankurtaran'ın hikayesi ise en az konuk ettiği kişilerinki kadar dramatik. Kemik hastalığı sebebiyle 1999'da Amerika'da uzun süre tedavi gören Dr. Cankurtaran, eşi Cüneyt Cankurtaran ve ablası sayesinde ayakta kalmayı başarmış. Sağlığına kavuşsa da ömür boyu koltuk değneği kullanması gerektiği için cerrahlığı bırakan Dr. Cankurtaran, eşi Cüneyt Cankurtaran'ın nörolojik bir rahatsızlık geçirmesi üzerine, bu kez hasta yakını pozisyonuna gelmiş. Programında, hasta yakınlarına en büyük ilacın sevgi olduğunu anlatmaya çalıştığını söyleyen Dr. Cankurtaran, GÜNAYDIN'ın sorularını yanıtladı...

'İYİ Kİ BAŞIMA GELDİ' DEDİM

TRT Haber'de 'Dr. Cankurtaran'la Hasta Yakını' adlı bir programa başladınız. Program, sizin hikayenizle de örtüşüyor...
Evet, 1999 yılında bir kemik hastalığı geçirdim. Yanımda eşim Cüneyt ve ablam Sıla vardı. Annemi ve babamı uzak tutmaya çalıştık ve bu acılı süreci görmelerini istemedik. Cüneyt'le o sırada flört ediyorduk. Hastalığımı öğrendiğimiz hafta bana evlenme teklif etti. Çok mutlu oldum, adeta hastalığımı unuttum.

Sonra Amerika'ya gittiniz...
Tedavime Amerika'da devam ettim. Benim için hastalık ve mutluluk bir aradaydı. Bu süreçte ablam da bana çok destek oldu. Hayatta çok büyük şanssızlıklar başıma geldi ama öyle büyük şansların içindeyken geldi ki... Hangisinden besleneceksiniz, ona siz karar veriyorsunuz. Ben hep iyi olanlardan beslendim.

TV programı bu hikayeden mi doğdu?
Benim hikayemden sonra Cüneyt hastalanınca, hasta yakını olmanın ne demek olduğunu gördüm. Anladığımı sanıyordum ama hiç anlamıyormuşum; o başka bir şeymiş. Sıla'yla konuşurken, 'Neden hasta yakınlarına yönelik bir şey yapılmıyor, asıl travma yaşayan onlar' diye düşündük. Çaba Derneği'nde altı yıl başkanlık yaptım. İnsanlara ulaşmak istedik. Sonra bu düşüncemizi TRT Haber Genel Müdürü Yaşar Taşkın Koç'la paylaştık. Onun da başından böyle bir şey geçmiş. Böylece program başladı.

İlk bölümde kendi hikayenizi anlattınız zaten değil mi?
Evet, insanlar önce benim hikayemi anlasın, neler yaşadığımı bilsin diye düşündük. Hastalığım, yakınlarım ve şimdiki hayatımı konu aldık. Beklediğimizin üstünde bir ilgi gördü.

Hastalığınızı öğrenince ne hissettiniz? İsyan mı ettiniz?
Çok acayip ama isyan etmedim; bende tam tersi oldu. Zaten belim ağrıyordu, 2.5 ay bel fıtığı tedavisi gördüm. O dönem ihtisasımı bitiriyordum. 2.5 ayın sonunda doktora bu durumda bir gariplik olduğunu söyledim. Ağrıya dayanıklıyımdır ama buna dayanamıyordum. Hastalığımı öğrendiğimde, 'İyi ki annemin, babamın, Sıla'nın ya da Cüneyt'in değil de benim başıma geldi' diye düşündüm. Çünkü onlara çok bağlıyım.

Şu an nasıl hissediyorsunuz kendinizi?
Gayet iyiyim. Ameliyat yaparken bana dedikleri bir şey vardı; "Koltuk değnekleriyle koşamazsın ama yürürsün; yürümende bir sıkıntı olmayacak." Bu koltuk değnekleri dışında bir sorunum yok. Bazen aynada kendimi gördüğümde hâlâ şaşırıyorum koltuk değneklerine. 17 yıl oldu ama hâlâ yadırgıyorum.

Hastalığınızı atlattıktan sonra bu kez eşinizin hastalık süreci başladı...
Aradan yıllar geçmişti. Cüneyt'in göz kapağında bir problem vardı; bir kas problemi yüzünden göz kapağı düşüktü. Sonra bu bütün vücuduna, kollarına ve bacaklarına yayıldı yavaş yavaş. Pek beklenen bir şey değildi. Hasta yakını olma sürecim de bununla başladı.


Dr. Özlem Cankurtaran, programda hastalar ve yakınlarıyla birebir ilgileniyor.

Eşiniz de durumunu hemen kabullendi mi sizin gibi?
Ondan çok şey öğrendim. Belki de onun sayesinde durumumu daha olgunlukla karşıladım. Cüneyt, ileride hiç hareket edemeyebileceğini öğrendiğinde bile beni motive etmeye çalışıyordu. "Bak şimdi iyiyim, bugünümüzün kıymetini bilelim. Başımıza ne gelecekse gelecek, şimdiden bunun için acı çekmeyelim" dedi. Ama çok üzülüyorsun tabii... İsyan etse, sinirlense rahat edeceksin aslında.

Şimdi son durumu nedir?
Şimdi göz gözeyiz sadece. Cüneyt'in gözümün içine baktığı o an, en mutlu olduğum an. 'Çok zor' diyor insanlar; zor denmesi bile benim gücüme gidiyor. Nasıl zor olabilir ki? Onun yanımda olması benim için bir nimet.

'Hasta Yakını' programında kim bilir nelerle karşılaşmışsınızdır...
Çok farklı vakalar var ama zannetmeyin ki tüm hasta yakınları böyle acı çekiyor; öyle bir şey yok. Hiç etkilenmeyenler, hastasını bırakıp gidenler de var. Belki onların vicdanına seslenir bu program.

Hasta yakınlarına neler tavsiye ediyorsunuz?
Başınıza gelen şeyi nasıl yöneteceğiniz sizin elinizde. Bunu kendimi ve etrafımı üzerek değil, iyi olmaya çalışarak yaşamalıyız.

SEVMEDİĞİM BİR KOCAM OLSAYDI BİLE ONA BAKARDIM

Bu kadar şeyden sonra sizi ayakta tutan nedir?
İnanılmaz bir şey... Yedi yıldır yatan adama karşı benim duygularım ilk günkü gibi, hiç değişmedi. O kadar beslemiş ki bizim aramızdaki ilişkiyi. Beni o kadar iyi tutmuş, o kadar mutlu etmiş ki... Zor zamanlar yok mu, kavga etmiyor musunuz? Bunların hepsini yapıyorsunuz ama ruhunuza iyi geliyor. Cüneyt beni sevdi, benim sevdiğimi de sevdi. Benim ruhumu o kadar doyurdu ki... Nefesi benim için büyük bir mutluluk kaynağı. Eve gidiyorum, evde Cüneyt'i görüyorum ya, o bana yetiyor.

Minnet duygusuyla mı yapıyorsunuz, 'O bana baktı, ben de ona bakmalıyım' diyerek?
Asla minnet duygusuyla yapmıyorum. Bu bir karşılıklı bir şey değil; aşkla yapıyorsunuz. Vicdanlı insanlarız biz; sevmediğim bir kocam olsaydı da ona bakacaktım ben. Ama zaten aşık olduğum adam benim yanımda. Bu bana hiçbir hastaya bakmak gibi gelmiyor. Bana büyük bir lütuf gibi geliyor şu an onun benim yanımda olması.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Hastasını bırakıp gidenlerin vicdanına sesleniyoruz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz