X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gazetecilik kanında var
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gazetecilik kanında var

  • Giriş Tarihi: 27.1.2013

Çocukluğundan beri gazeteciliğe gönül veren ve 20 yıllık basın hayatını şimdilerde Nilüfer Belediyesi Basın Bürosu'nda sürdüren Hande Koç, mesleğine aşık kadınlardan. Ancak Koç, gazeteciliğin bugün geldiği noktadan üzüntü duyduğunu da itiraf ediyor

Nilüfer Belediyesi Basın Bürosu Sorumlusu Hande Koç ile yaklaşık 20 yılını geçirdiği basın sektöründe yürüdüğü yolları, Nilüfer Belediyesi'nde çalışmanın inceliklerini, bir kadın ve bir anne olarak tüm bu karpuzları bir koltuğa nasıl sığdırdığını, emekliliğinde yazmayı düşündüğü kitabını konuştuk. Gazeteciliğin kanında olduğunu söyleyen Hande Koç, basının bugünkü durumuna çok üzüldüğünü söylüyor.

Ne zaman nerde başladınız basın sektöründeki maceranıza?
Gazetecilik benim için çocukluğumdan bu yana kanıma işlemiş bir meslek aslında. Nasıl şarkıcılar bir tarakla ya da diş fırçasıyla mikrofon yaparak söylüyorlar ilk şarkılarını ben de hayatımın her döneminde nerede bir gazete parçası görsem alıp okuyan ve okudukları hakkında fikir beyan eden bir çocuktum. İşletme fakültesini bitirdim ve ardından Bursa'nın önemli bir firmasında çalışmaya başladım. Sonra bir gün Olay FM'in kurulacağına dair bir ilan gördüm. İlana başvurdum ve işe alındım. Önceki işimde aldığım maaşın yarısına Olay Medya'da işe başladım Olay FM'in kurucu ekibinde yer aldım. Daha sonra Olay TV'de yeni bir yapılanma süreci başladı ve bu süreçte Olay TV'ye geçtim. Kısa süreli muhabirlik döneminin hemen ardından editör olarak içeriye alındım. Benim için çok öğretici bir süreçti. Şu anda adını keyifle andığım Mutlu Esendemir benim için bir öğretmen oldu. Bana haber dilini öğretti ve iki yıl süren bu sürecin sonunda sorumlu editör olarak çalışmayı sürdürdüm. İkizlerimin dünyaya gelmesiyle kısa bir ara verdim. Ardından da Medya S bünyesinde köşe yazarlığı teklifi aldım. Köşe yazarlığı magazin müdürlüğü derken, Nilüfer Belediyesi gündeme geldi. Buradaki en büyük öğretmenim ise Hülya Güven oldu. Burada onun kanatları altında belediyecilikteki basını öğrenme imkânı buldum ve bir buçuk yıldır Nilüfer Belediyesi Basın Bürosu Sorumlusu olarak çalışmaya devam ediyorum.

Basın sektöründen belediyeye geçtiğinizde kolay adapte olabildiniz mi?
Adaptasyon sürecinde zorlandığımı söyleyemem ben kendi adıma. Çünkü biz bir haber merkezi mantığıyla çalışıyoruz. Gazeteci gündemini kendi belirleme özgürlüğüne de sahip bir noktada ama belediyedeki basın bürolarında da çok farklı bir işleyiş yok. Başkanımızın programı bizim rutin gündemimizi oluşturuyor. Biz aslında arkadaşlarım Ersin Yaşar ve Onur Ulutaş'la birlikte burada her gün bir gazete çıkarıyoruz.

Öyleyse Nilüfer Belediyesi Basın Bürosu'nun hiç siyasete bulaşmadığını söyleyebilir miyiz?
Bizim hedef kitlemiz belediye, haberciler ve kamuoyu. Yapmaya çalıştığımız, belediye ile haberciler arasında bir köprü oluşturarak belediyenin iyi işlerini habercilere ulaştırmak ve kamuoyuna duyurulmasını sağlamak.

Basın büroları birer kurtarıcı mı yerel medyada?
Kurtarıcı olarak değerlendirilebiliriz. Bilmiyorum artık doğru bir şey mi bu? Gazetecilik mesleği açısından hazır sunulan haberlerin olduğu gibi değerlendirilmesi ne derecede doğrudur tam olarak bilemiyorum. Çünkü bu durum muhabir istihdamının azaltılmasına neden oluyor diye düşünüyorum. Ama sonuçta böyle bir döngünün içinde yer aldığımız için Nilüfer Belediyesi olarak biz de koşullara uyum sağlıyoruz. Aksi takdirde haberdar olunmayan bir kurum oluruz.

Sizin bu noktada bir farkınız var mıdır?
Biz hazır haberler servis ediyoruz ancak bu haberlerin bizim baktığımız açıdan değerlendirilmesi konusunda ısrarcı değiliz. Bir habercinin başka bir açıdan bakarak, haberciliğini konuşturarak bize gelmesi ve bizim sunduğumuz çalışmayı irdelemesi memnuniyet vericidir. Bu konuda kendilerine her türlü desteği de sunmaya hazırız.

İki çocuk annesi ve bir kadın olarak çalışmak gerçekten çok zor. Hande Koç olarak bu dengeyi nasıl tutturdunuz?
Mesleğe başladığımdan bu yana hiç boşluğum olmadı. Her sabah haberleri izler, gazeteleri okur güne öyle hazırlanırım. Biraz mükemmeliyetçi kişiliğimin de etkisiyle hiçbir şeyi eksik bırakmamanın peşindeyim. Burada iyi bir haberci ve basın sorumlusu olmaya çalışırken, eve geldiğimde iyi bir matematik, Türkçe, fen bilgisi öğretmeni olmam gerekiyor. Bu yapıyla ilgili bir şey diye düşünüyorum. Bu dengeyi tutturmak için hiç çaba harcamadım.

Peki, kendinize vakit ayırabiliyor musunuz bu koşturmaca içinde?
Akşam el ayak çekildikten sonra kitap okuyarak kendimi dinlendiriyorum ve yeniliyorum. Bir de film tutkum var. Evde bu konuda iyi bir arşivimiz var.

Çocuklarınızın basın sektöründe çalışmasını ister misiniz?
İstemiyorum. İstememe sebebim gazeteciliğin bugün geldiği noktanın beni çok üzüyor olması. İşin maddi kısmını hiçbir zaman göz önünde bulundurmadım ama çok özgürce yazabildiklerini düşünmüyorum, çok rahat koşullarda çalışabildiklerini ve hak ettikleri yerlerde olduklarını düşünmüyorum. Ama çocukların ilgi alanlarını siz belirleyemiyorsunuz. Kızlarımdan biri fotoğraf çekmeye çok hevesli diğeri ise yazıp çizmeye meraklı evden bir foto muhabiri ve bir muhabir çıkacak gibi görünüyor.

Hayaliniz nedir?
En çok istediğim şey kitabımı yazmak. Kafamda sürekli kelimeler uçuşuyor ama henüz bir sakinlik, dinginlik ortamı yaratarak uçuşan o kelimeleri toparlamayı başaramadım. Herhalde emeklilik dönemimde bunu gerçekleştirmem mümkün olacak. İşte o zaman, memleketime dönüp deniz kenarında bir kafede oturarak kitabımı bilgisayar da kullanmadan elle yazmak istiyorum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.