X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ONKO-DAY kanserli melekleri 'in
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

ONKO-DAY kanserli melekleri 'in

  • Giriş Tarihi: 15.3.2013

Meme kanserini yenmeyi başaran Onko-Day Yönetim Kurulu Başkanı Füsun Önen "Önümde annem gibi kuvvetli bir kadın modeli varken benim hayattan vazgeçmem imkânsızdı" diyor

Sabah Bursa bu hafta çok güçlü bir kadına Onko-Day Yönetim Kurulu Başkanı Füsun Önen'e konuk oldu. Sohbetimizin ana konusu, çağımızın vebası kanserdi. Kendisi de meme kanseri olan ve geçirdiği 9 operasyonun ardından başarılı bir tedaviyle hastalığı yenmeyi başaranı Önen, "Beni inanç, cesaret ve sevgi ayakta tuttu" diyerek yaşam sırrını verdi bize...
Onkoday ne zaman ve ne amaçla kuruldu?
Uludağ Üniversitesi Onkoloji Dayanışma Derneği 1997'de Uludağ Üniversitesi Rasyasyon Onkolojisi bölümündeki hastalar arasında bir dayanışma yaratmak amacıyla tedavi görmüş eski hastalar, hasta yakınları ve bölüm çalışanları tarafından Prof. Dr. Kayıhan Engin tarafından kurulmuştu. Ben de 1999'da meme kanseri tanısı konulmasının ardından tanıştım bu dernekle. Derneğin amacı hastaların arasındaki sosyal dayanışmayı sağlamak, kanser konusunda yapılan bilimsel çalışmalara destek vermek ve toplumu kanser konusunda bilinçlendirmek.
Kanser hastaları nasıl yaşarlar?
Kanser tanısı almış her insan ilk önce ölümü düşünür. Yani kanser eşittir ölüm demektir hasta için. Ancak bunu yaşarken böyle olmadığını anlıyorsunuz. Kanserle yaşamın var olduğunu biz eski hastalar topluma anlatmaya ve kanıtlamaya çalışıyoruz. Elbette zor bir süreç. Tedavi sırasında ölümü düşündüğünüz gibi yaşama tutunmayı da düşünmeniz ve hatta bunu ön plana çıkarmanız gerekiyor. Aileniz, arkadaşlarınız, dostlarınız etrafınızda bir çember oluşturunca hayatta vazgeçmek mümkün değil zaten. Bu nedenle biz, yalnız kalmış hastalarımıza aile, arkadaş, dost olmaya ve onlara yalnız olmadıklarını hissettirmeye çalışıyoruz. Her 15 günde bir U.Ü. Onkoloji Merkezi Radyo Terapi Bölümündeki hastaları ziyaret ediyoruz.
Hikâyenizin en trajik bölümü neydi?
Benim hikayemin en trajik bölümü benimle değil annemle ilgili aslında. Bana meme kanseri tanısı konulduktan ve geçirdiğim operasyonların ardından kemoterapi tedavisi alırken annem de memesinde bir kitle olduğunu fark ediyor. Ancak o dönemde alzaimer hastası babama baktığı için ve ben de kemoterapi olduğum için bu kitleden kimseye bahsetmiyor. Benim tedavim bittikten sonra annemin de meme kanseri olduğunu öğrendik ancak artık çok geçti. İlerlemiş bir meme kanseri tanısının sonunda dönüşü olmayan bir yola girmiştik annem açısından. Anneme 'Bunu fark ettiğinde neden tedavine başlamadın' dediğimde bana 'Sen kemoterapi oluyordun, benim yerimde sen olsaydın evladına bu kötülüğü yapar mıydın?' dedi. Hastalığımın en trajik bölümü bu anlardı. Annemi meme kanserinden kaybettim ve önümde böylesine güçlü bir anne modeli varken, benim hayatıma böylesine değer veren biri varken, benim hayattan vazgeçmem düşünülemezdi.
Devletin ve belediyelerin size destekleri neler oluyor?
Destekler konusunda şanslı bir derneğiz. Tüm belediyelerle çok güzel etkinlikler, projeler düzenliyoruz. Şu an içinde bulunduğumuz konsept hasta rehabilitasyon merkezi ve konuk evi. Şehir dışından gelen hastalarımızın tedavi süresince insani koşullarda konaklamaları için yaptırıldı bu binalar. Belediyelerle, il sağlık müdürlüğü ile ve bakanlıklarla çok güzel ilişkiler sayesinde Türkiye'de bir ilki gerçekleştirerek böylesine güzel konsepti olan bir tesis kazandırdık hastalarımıza. Yıldırım Belediyesi ve İl Sağlık Müdürlüğü ile birlikte yürüttüğümüz büyük bir proje var. Mahalle bazında dolaşarak, kadınlara kendi kendilerine elle meme muayenesi yapmayı öğretiyoruz. Tüm Yıldırım ilçesini bitirene kadar devam edeceğiz. Kadın işçi ağırlıklı fabrikalara da giderek sürdürüyoruz projemizi.
Neler yaşadınız projeyi yürütürken?
Kadınların bedenlerini tanımadıklarını fark ettik. Pek çok kişide hastalığın teşhis edilmesini sağladık. Yıldırım'dan sonra umarım diğer ilçelerde de bu projeyi sürdürürüz.
Bursa kanser tedavisinde ne durumda?
Bu konuda çok şanslı bir iliz. Özel ve devlet kurumları çok başarılı tedavi süreçleri yürütüyor. Bir üniversite hastanesinin şehrimizde olması da büyük avantaj. Hastalarımızın yoğun psikolojik desteğe ihtiyacı oluyor. Bizler bu nedenle yaşadıklarımızı hastalarımızla paylaşmaya çalışıyoruz. Özellikle kemoterapi sırasında kesinlikle bir uğraş terapisi uygulanmalı. Bu nedenle merkezimizde bir atölyemiz var. İsteyen takı yapabiliyor, dikiş dikebiliyor ya da evlerinin önündeki çiçeklerle ilgileniyor.
Kanser tedavileri konusunda özellikle bilinmesi gereken püf noktaları nelerdir?
0-18 yaş arasındaki tüm vatandaşların tamamiyle devlet güvencesinde olduğu gerçeğini unutmamak gerekiyor. Devlet bu vatandaşların tüm kanser tedavilerinin ücretsiz karşılanmasını sağlıyor. Pek bilinmeyen, ısrarla istenmesi gereken bir hak bu. Bu nedenle kanser tedavisi yaptıramıyorum diye bir şey yok. İkinci bir durum ise kanser tedavisi sonucunda herhangi bir uzvunu kaybetmiş bir hasta bu kaybından doğan özürlülük durumunu devlet hastanelerinde tespit ettirerek özürlü haklarından yararlanabiliyor.

Kanser olmak ölmek demek değil...
Kanser hastaları hayata nasıl tutunur? Öncelikle yaşamak isteyeceksiniz. Ben 40 yaşındaydım meme kanseri tanısı konduğunda, henüz emekli olmuştum. Lise ikinci sınıfa giden bir çocuğum vardı. Elbette tanı konulduğunda kendimi bir duvara toslamış gibi hissettim. O toslama anında yanınızda elini tutabileceğiniz birini arıyorsunuz ve ben bu konuda çok şanslı biriyim. Etrafımda büyük bir sevgi çemberi oluşturdular. Bu süreci atlatmak için hedefler koydum. Evladımla ilgili hayaller kurdum onun üniversiteye gitmesini, iş sahibi olmasını, evlenmesini hayal ettim. Kanser olmak ölmek demek değil. Ölüm hayatımızın her anında yanı başımızda aslında. Bunu kabul ettikten sonra hastalığı kabul edebiliyorsunuz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.