5 günlük hava durumu
13 Aralık 2009, Pazar

Yasak delen Türkler, bu sefer yasağa uydu

İlişkili haberler
Yasak delen Türkler, bu sefer yasağa uydu
James Dean artık kimseyi öldüremeyecek
Yasak delen Türkler, bu sefer yasağa uydu
Haberi Dinle

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Hiç kimse, kapalı mekânlardaki sigara yasağının Türkiye'de bu kadar hızlı ve düzgün işleyeceğini düşünmüyordu. Dünya Sağlık Örgütü bile bu beş aylık 'üstün başarımızdan' dolayı Türkiye'yi tebrik ediyor

Bundan yaklaşık bir buçuk yıl önce sigara yasağının ilk ciddi işaretleri ortaya çıkmaya başladığında, uygulamanın başarılı olacağına dair kuşku duyduğumu itiraf etmeliyim. Hele bu yasak geçen temmuzda restoran, bar, kahvehane ve eğlence yerlerini de kapsamaya başlayınca, 'işte başarısız olacak bir IV. Murat hareketi daha' diye düşünmüştüm. Hayal etmeye çalışsanıza, bıyıkları sigaradan sararmış bir emekli kahvede tavla oynarken çayının yanında sigara içmekten vazgeçecek ya da rakı muhabbetinin dibine vurmuş bir bıçkın 'Burada sigara içmek yasak,' denildiğinde kavga çıkarmayacak. Meğer işler benim tahmin ettiğim gibi değilmiş; meğerse sigarasız bir yaşama toplumsal destek çok fazlaymış. Daha 15 yıl öncesine kadar her askere sorgusuz sualsiz ve talep bile edilmeden ücretsiz sigara dağıtan bir toplumdan, hiçbir kapalı kamusal alanda sigara içilemez yasağına yüzde 90 oranında katılan bir topluma gelmişiz. Artık kimse Kars'tan İstanbul'a gelirken arkasındaki yolcunun sigara dumanını 36 saat boyunca solumak istemiyor.

GELİR KAYBINDAN YAKINIYORLAR
Aslına bakılacak olursa böylesine bir uygulamayı ülke çapında iyi anlatabilmek ve kontrolünü temin etmek zor. Hâlâ arada sırada karşılaştığımız gibi yasağı delmeye yönelik kaçak yol arayışları ve göz yummalar görmek mümkün. Bunlardan en belirgini etrafını muşambayla çevirip ısıtma tertibatı kurdukları mekânları açık alan diye sunup, sigara içilmesine izin veren bazı restoran işletmecileri. Fakat kısa zamanda bu tür yan yolların da disiplin altına alınacağına eminim. Restoran işletmecilerinin ve eğlence yerleri sahiplerinin farkında olmadıkları gerçek ise sadece talebin arzı değil, bazen kararlılıkla sürdürülen arzın da talebi yaratabileceği. Çoğu gelir kaybına uğradıklarından yakınıyor. Fakat benzer uygulamaya giden ülkelerde yapılan gözlemler, ilk zamanlarda az da olsa gelirde düşmeler görülmekle birlikte daha sonraki zamanlarda bu kaybın ortadan kalktığını söylüyor. Hatta işletmelerin kârlılıklarını artırdıklarını ortaya koyuyor, çünkü mekânlar sadece sigara içenlerin değil, herkesin mekânı haline geliyor zamanla. Ülkenin uygulamadaki bu başarısı geçen hafta içinde DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından İstanbul'da düzenlenen bir lansman toplantısıyla taçlandırıldı. Sağlık Bakanı Recep Akdağ ve DSÖ Başkan Yardımcısı Ala Alwan'ın katıldığı bu toplantıda, '2009 Küresel Tütün Salgını Raporu' tüm dünyaya duyurulurken Türkiye'nin başarısı her konuşmacı tarafından defalarca vurgulandı ve konuşmalar "Tebrikler Türkiye" diye bitirildi. Çünkü Türkiye, Avrupa'da tam yasaklamayı gerçekleştirebilen Büyük Britanya ve İrlanda ile birlikte üç ülkeden biri.

PASİF İÇİCİLİK: YÜZ BİNLERİN KATİLİ
DSÖ Avrupa Ofisi Sağlık Programları Direktörü Dr. Nedret Emiroğlu'nun belirttiğine göre; sigara yasağındaki temel amaç sigara içenlerden çok, sigara içmeyenleri korumak ve gelecek nesillere sigara içmenin özendirilmesini engellemek. Avrupa genelinde erkeklerin yüzde 40'ı, kadınların ise yüzde 20'si sigara içiyor. Ülkelerin çoğunluğunda gençlerin yarıdan fazlası evde, yüzde 65'i ise halka açık yerlerde tütün dumanına maruz kalıyor. Asıl vahim olan ise 13-15 yaş arasındaki çocukların yüzde 38'inin, bir şekilde sigara içmiş ya da halen içmekte olması. Bu yasakla, gelecek nesiller ve kendileri içmediği halde zehirli sigara dumanına maruz kalan milyonlarca kişi, hastalık ve ölüm riskinden kurtarılırsa ne âlâ. Dünya Sağlık Örgütü'nün raporunun merkezinde, kamusal ve kapalı alanların dumansız hale getirilmesinin yer alması dehşet verici istatistiklere dayanıyor. Pasif içicilik dünyada her yıl, yaklaşık 600 bin kişinin zamansız ölümüne, birçok kişinin sakatlanmasına, özürlü doğumlara, hasar bırakan hastalıklara yakalanmasına ve milyarlarca dolarlık zarara yol açıyor.