5 günlük hava durumu
29 Mayıs 2011, Pazar

Hayatta en çok istediği şey sevilmekti

Hayatta en çok istediği şey sevilmekti
Haberi Dinle

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Dünyanın en ünlü sarışını Marilyn Monroe yaşıyor olsaydı, 1 Haziran'da 85. yaşını kutluyor olacaktı. Turkuvaz Kitap'ın aynı tarihte yayımlayacağı Marilyn Aşk... Ölene Dek kitabı, Monroe'nun hayatının bilinmeyenlerini sürükleyici bir roman kurgusuyla anlatıyor

O, dünyanın belki de gelmiş geçmiş en güzel kadınıydı. En azından Hollywood dünyasına tapanlar için bu böyleydi. Ölümünün üzerinden 49 yıl geçmiş olmasına rağmen, hâlâ 'sarışın bomba'lığını ve seks ikonluğunu koruyor. Ama onun efsanesini bu denli benzersiz kılan yalnızca güzelliği değil, kuşkusuz hâlâ hafızalarda en güzel haliyle hatırlanmasını sağlayan çok genç ölümü de... Marilyn Monroe, öldüğünde yalnızca 36 yaşındaydı. Ancak bu ölüm onun trajik bir biçimde, kendinden önceki bir diğer 'genç ölen' James Dean'le birlikte, efsaneler arasına katılmasını da sağladı. 1 Haziran 1926 doğumlu Marilyn Monroe, asıl adıyla Norma Jean, yaşasaydı önümüzdeki günlerde 85. yaşını kutluyor olacaktı. Turkuvaz Kitap tarafından, doğum günüyle aynı günde, 1 Haziran'da yayımlanacak olan Marilyn Aşk... Ölene Dek adlı Alfonso Signorini imzalı bir biyografik kitap ise efsane yıldızın hayatının tüm bilinmeyenlerini sürükleyici bir roman kurgusuyla anlatmakla kalmıyor, bir anlamda onun için bir doğum günü hediyesi görevini de görüyor. Daha önce de yine Turkuvaz Kitap'tan çıkan ve her biri çok ses getiren, Maria Callas'ın yaşam öyküsünü anlattığı Çok Gururlu Çok Kırılgan ve Chanel adlı biyografik çalışmalarıyla da tanınan Signorini, Monroe'nun hayat öyküsünü anlattığı kitabında ise; onun hayatının yalnızca parıltılı yanlarından söz etmekle kalmıyor, bir yandan da son derece trajik çocukluğunu detaylarıyla sunarak, güzel yıldızın hayatı boyunca peşini bırakmayan nevrozlarının nedenlerini de anlamamızı sağlıyor.

SARIŞIN BİR APTAL MIYDI?
Kitabın cevabını vermeye çalıştığı sorulardan biri de hep merak edilen "MM sarışın bir aptal mıydı, yoksa aptalı başarıyla oynayan son derece zeki bir kadın mıydı?" oluyor. Cevap mı? Edebiyat ve müziğe olan yeteneği göz kamaştıran, hepsi sonunda kalbini kırsalar da erkekleri uzun bir süre parmağında oynatmayı başaran, konu dünya çapında bir şöhret ve seks sembollüğüyse en doğru adımları atmak konusunda herkesten usta olan bir kadındı o. Ve bu kadının, son kertede kendine özgü parlak bir zekası olduğu ancak bunun alışıldık zeka anlayışıyla değerlendirilmemesi gerektiği, kitaptaki gerçek anekdotlara dayanan sahnelerle aktarılıyor. Önce babası ve asıl olarak da annesi tarafından istenmeyen bir çocuk olarak büyüyen küçük Norma, onu tanıyan herkesi güzelliği ve sevimliliğiyle büyülese de, genlerinde taşıdığı kalıtımsal bir delilikten musdarip annesinin sevgisini bir türlü elde edemiyor. Sevdiği herkes tarafından (babası, annesi, ona bakan aile ve devamında da aşık olduğu erkekler) sürekli olarak terk edilme psikozuyla yaşamak zorunda kalan ve yaşamının bir döneminde yetimhanede, yapayalnız yaşayan Norma'nın; terk edilme ve sevilmeme duygularıyla nasıl baş etmeye çalıştığının, hayatta kalmak ve yükselmek için nasıl çabaladığının son derece hüzünlü bir şekilde anlatıldığı ilk bölümlerin ardından, genç kadının şöhret basamaklarını hırsla tırmanmasına şahit oluyoruz.