5 günlük hava durumu
29 Ocak 2012, Pazar

Bir Karolin Fişekçi kronolojisi

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk'la yaşadıkları konusunda sürekli açıklamalar yapan Karolin Fişekçi'yi mercek altına aldık, Fişekçi için söylenenleri derledik. SABAH yazarı Refik Erduran, "Gelmiş geçmiş çok büyük sanatçılar vardır ki, kendilerini çok büyük bir başarıyla pazarlamışlardır. Mesela Picasso," diyerek olaya farklı bir açıdan yaklaştı

9 Aralık 2011: Karolin Fişekçi'nin hayatımıza magazinel girişinin resmi tarihi. USA SABAH'tan Eren Abdullahoğlu imzasıyla yayımlanan habere göre Pamuk'un yanındaki bu 'gizemli' kadın sevgilisiydi. Kadının, çağdaş sanatçı Karolin Fişekçi olduğunu anlamak, sanat düşkünü basının sadece bir gününü aldı. Üstelik biraz araştırma yapınca (google'layınca), Fişekçi'nin hayli cüretkar sanat eserleri ortaya çıktı. Bozalı, sahlepli fotograflar, Pamuk'un yazmakta olduğu ve bir bozacıyı anlattığı kitabına gönderme gibiydi.
28 Aralık 2011:
Olayın üzerinden 20 gün geçmeden, SABAH muhabiri Nurdeniz Erken, Fişekçi'yi konuşturmayı başarıyor. Sonra susturabilene aşk olsun! İlişkinin ne denli 'tutku'lu, 'gizem'li, 'aşk' dolu olduğunu, bu röportajın satır aralarından anladık. Üstelik bir ihanet de yüzümüze tokat gibi çarptı. Meğer Pamuk, Hintli yazar Kiran Desai ile ilişkisi sırasında da Fişekçi'yle görüşüyormuş; hatta Desai'yle çekilen fotoğrafların yayımlandığı gece! (Bu arada Pamuk cephesinde derin bir sessizlik hakim. Üstelik bu öyle bir sessizlik hali ki, iki buçuk yıldır 'tutku dolu bir ilişki' yaşadığı Fişekçi bile ulaşamıyor yazara.)
8 Ocak 2012: Karolin için, yeni yıl yeni umutlar, yeni röportajlar... SABAH'a verdiği röportajın yankıları dinmeden, Fişekçi kalbinin kapılarını bu kez Habertürk'e açtı. Açıklamalar yine gizemli. 'İlişki mi, değil mi? Sevgililer mi, değiller mi?' konuları netlik kazanamamış. "Orhan bana yazdıklarını okutuyordu," minvalli bombalamalar. Pamuk cephesinde sessizlik sürüyor. Köşe yazarları kendi aralarında konuşuyor, ilişkiyi bir tanıma oturtmaya çalışıyor, tahlil yapıyor ama içlerinden geçeni tam olarak da söyleyemiyorlar. Herkes hınzırca bir gülümsemeyle bahsediyor vakadan. Şu ana kadar sadece röportaj yapanların ve bazı 'sanat' çevrelerinin, bir de bizim SABAH Ekler ekibinden bazı arkadaşların Mimar Sinan kantininden bildiği bir portre Karolin Fişekçi. Karakter analizi de yapılamıyor haliyle...
22 Ocak 2012: Ayşe Arman, sanırım geneli esir alan bu merak duygusu nedeniyle tanımak istiyor Karolin Fişekçi'yi. Bir de onun sorularıyla, Hürriyet'te okuyoruz hikayeyi. Ulaşılamayan bir karşı taraf var hâlâ. Sanırım o cephede, demeçler şok içinde takip ediliyor. Bir noktadan sonra işler iyice kontrolden çıkmaya başlayınca, olayın diğer tarafı Pamuk'tan bir hamle geliyor. Avukatı aracılığıyla bu 'tanıdık' hanımefendiye bir ihtar çekiliyor. Bu ihtarnamede, iki aydır hiçbir temasta bulunulmadığı net ama öncesi hâlâ gizemli.
24 Ocak 2012: Fatih Altaylı, Fişekçi'yi Teke Tek programına konuk ederek, en azından onunla ilgili kanlı canlı fikir edinmemize vesile oluyor. Durum ortada. Tek bir fotoğraf karesi yüzünden, Karolin Fişekçi 50 günde tam üç gazeteye röportaj verdi, bir televizyon programına katıldı. Sanırım bu Orhan Pamuk için bile bir rekor. Pamuk, Nobel aldığında basınla bu kadar haşır neşir olmuş muydu acaba? Bu arada SALT Beyoğlu sanat merkezinde 'ISTANBUL EINDHOVEN SALTVANNABBE 89'DAN SONRA' sergisinde eseri yer alan bir sanatçı var: Stanley Brouwn. Özelliği şu, ne eserleri, ne kendi hakkında röportaj veriyor; eserlerinin fotoğraflanmasına asla izin vermiyor. Kendiyle ilgili her haberi takip ediyor, internetten sildiriyor. Bu sanatçıdan haberdar olunca, Fişekçi'nin bunun tam tersi bir akım adına yola çıktığını düşünmeden edemedim.