5 günlük hava durumu
05 Ağustos 2012, Pazar

PKK'nın 'mini Armageddon'u

Bundan 28 yıl evvel, sonradan JİTEM'e katılacak bir PKK'lı ilk mermiyi Şemdinli'de ateşledi. İki haftadır Şemdinli'de süren çatışma, terör örgütü PKK için bir 'mini Armageddon'. Ancak başarıya ulaşması imkânsız

Sonradan PKK itirafçısı olacak ve JİTEM saflarına katılacak 'Bilal' kod adlı Hüseyin Tilki, Orwell yılı 1984'te, 15 Ağustos akşamı saat 21:30 sularında Hakkâri'nin Şemdinli ilçesinde bir roketatar ateşledi. O gün bu gündür bölgede silahlar susmuyor.

PKK'nın ilk saldırısında hedef, Jandarma Sınır Tabur Komutanlığı ve İlçe Jandarma Bölük Komutanlığı idi. Saldırıda astsubay Memiş Arıbaş şehit oldu. Arıbaş, aynı gün Siirt'in Eruh ilçesinde bir karakola düzenlenen baskında şehit düşen Süleyman Aydın'la birlikte ilk terörle mücadele şehidiydi. PKK, Şemdinli'de 10 kişilik grubun askeri birliğe saldırısından sonra ilçede 'özgürlük savaşı' başlattığını duyurmuştu. Örgüt, 15 Ağustos'u 'ilk kurşun günü' olarak her sene eylemlerle kutluyor!

Eruh ve Şemdinli baskınları, Abdullah Öcalan'ın talimatıyla, kendilerine Kürdistan Kurtuluş Birliği'nin (HRK) üyesi diyen yaklaşık 30 kişilik bir terörist grupla gerçekleştirilmişti. Başta Mahsum Korkmaz olmak üzere bu saldırıyı planlayan ve komuta eden teröristlerden hemen hepsi öldürüldü, yaşayanlar ise Hüseyin Tilki gibi itirafçı oldu. PKK'nın silahlı kanadı HRK, 1986'da adını ARGK olarak değiştirdi, günümüzde de HPG adıyla terör eylemlerine devam ediyor.

28 yıl önce hedef Şemdinli'ydi, bugün de Şemdinli. Şimdi yine Şemdinli'nin seçilmesinin hem sembolik, hem de stratejik bir nedeni var. Şemdinli, ilk PKK eylemine ev sahipliği yaptığından ötürü örgüt üyeleri ve sempatizanları için sembolik açıdan önemli. Terör örgütü, Şemdinli ile birlikte ilk eylem yeri olan Eruh'ta da geçtiğimiz Perşembe günü -84 saldırılarının yıldönümüne az bir zaman kala- üstelik iftar vaktinde bir karakolu basıp 2 askeri şehit etti. Şemdinli gibi Eruh'un seçilmesi de tesadüf değil, bilinçli bir tercih.

Stratejik nedene gelince… Şemdinli, hem Irak hem de İran sınırına yakın bir ilçe. Bu açıdan örgüt saldırısı için müsait bir yer. Sınıra yakın yerlerde pek çok mezra var. Örgüt; bu mezraları, vatandaşları canlı kalkan yapmak suretiyle ele geçirerek Şemdinli ilçe merkezine ulaşmak ve geçici de olsa ilçeye PKK bayrağı dikmek istiyordu. Böylelikle bir 'Kürt Baharı'nın fitili ateşlenecekti. Nitekim PKK'nın Kandil'deki Lideri Murat Karayılan, Şemdinli saldırısından sonra ANF'ye verdiği röportajda 'dört parça'daki Kürtlerin Türkiye'ye savaş açacağını iddia etti. Kürtlerin, 'dört parça'nın en demokratik, en cazip ülkesine sırf PKK istiyor diye savaş açmayacağını örgüt de biliyor. Ancak Türkiye'de de, Suriye'de olduğu gibi devletin kendi halkına karşı silah kullandığı algısı oluşturulursa 'Kürt Baharı' için uygun bir zemin oluşur diye umut ediyorlar.

PKK, 1986 Dünya Kupası'nın sembolü Meksika Dalgası gibi Kuzey Afrika'dan Arap Yarımadası'na doğru yayılan 'Arap Baharı' rüzgârını o veya bu şekilde 'Kürt Baharı'na tahvil etme arayışına girdi. Bunun en önemli sebebi, 'Arap Baharı' dalgasının Suriye'de Türkiye aleyhine bir dirençle karşılaşması ve Beşşar Esad'ın PKK/PYD'ye -altın tepside sunarcasına- Kürt bölgelerini teslim etmesi. Bu nedenle PKK, 28 yıl önce olduğu gibi "Dört parçayı birleştirip bağımsız Büyük Kürdistan'ı kuracağız," sendromuna kapıldı. Örgütün 84 konseptine dönmesi ve yine ilk hedef olarak Şemdinli'yi seçmesinde bu ütopyanın etkisi var. Özellikle ütopya diyorum, çünkü gerçekleşmesi çok zor.

PKK, yine akıntıya kürek çekiyor ve Türkiye'nin, dolayısıyla Batılı güçlerin karşısındaki blokta yer alıyor. Mesut Barzani'nin Kuzey Irak'ta Batı bloku ve Türkiye ile işbirliği içinde bir otonomi elde ettiği düşünülürse PKK'nınkinin ne derece yanlış bir strateji olduğu anlaşılır. Şu anki saflaşmaya göre Kuzey Irak ile Doğu Suriye'de yönetimini elinde tutanlar ayrı bloklarda yer almış olacak. 1990'lı yıllardaki gibi buradan bir Peşmerge-PKK çatışması çıkacağını ummak elbette saflık olur. Çünkü Barzani, Wadie Jwaideh'in Kürt Milliyetçiliğinin Tarihi adlı kitabında pek güzel anlatıldığı üzere Kürtlerin aşiretler arası çatışmalardan ötürü hiçbir zaman birlik sağlayamadığını bildiği için kırmızı çizgisini, "Kürde kurşun sıktırmam," olarak koydu. Ancak bu, PKK ile rekabet etmeyeceği anlamına gelmez.

'Bağımsız Büyük Kürdistan'ın kurulacağına Türk ulusalcıları, Kürtlerden daha çok inanıyor. Kürtlerin çoğunluğu, bağımsızlık değil, Türkiye ile tam anlamıyla bütünleşmek istiyor. Türkiye'nin ise, Anadolu sınırları içindeki ve dışındaki Kürtlerle tam birleşme için 'PKK sorunu'nu çözmesi gerekiyor.

KAZAN VADİSİ TAKTİĞİ
Peki, 'Kürt Baharı'na zemin hazırlamak için yapılan Şemdinli eylemi nasıl başladı? Yerel kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre olayların fitili, PKK'lıların 23 Temmuz'da öğle saatlerinde Şemdinli-Derecik yolunda kimlik kontrolü yapmasıyla ateşlendi. Bir gün sonra aynı saatlerde aynı mevkide tekrar kimlik kontrolü yapıldı. Bunun üzerine güvenlik güçleri olay yerine intikal etti ve çatışmalar başladı.

Çatışmalar, ilçe merkezinin üç kilometre dışındaki Goman Dağı'nın yanı sıra Irak sınırının hemen dibindeki Zorgeçit mezrası çevresinde yoğunlaşıyor. Bu mezra boşaltıldı. Telefonla bilgi aldığımız yerel kaynaklar, "On gündür burada ciddi bir çatışma var. Çeşitli mezralardan yaklaşık 50 hane boşaltıldı. Asker, ilçenin girişini ve çıkışını tutmuş durumda. Havadan sürekli bombardıman var," diyorlar.

PKK'lılar, aralarında Aşağı, Yukarı ve Orta Yiğitli mezralarının da bulunduğu bazı mezralara gizlenmiş durumda. Bu mezralar boşaltılmış olmasına rağmen halen içlerinde siviller var. Güvenlik güçleri de sivillere zarar vermemek için güçlü bir saldırı düzenlemiyor. Operasyonun bu kadar sürmesinin en önemli sebebi bu.

Güvenlik güçleri şu ana kadar Şemdinli'de iki kayıp verdi. Devlet kaynaklarına göre ölü PKK'lı sayısı 50-60 civarında. Bu sayı, İnsansız Hava Araçları'ndan (İHA) elde edilen görüntülere dayanarak verilen tahmini sayı. Şemdinli'nin etrafı, hem Irak, hem İran sınırına doğru güvenlik güçlerince kuşatılmış durumda. TSK, kayıp vermemek için dağlara indirme yapmıyor. Bunun yerine uçak, helikopter ve obüslerle PKK'lıların bulunduğu bölgeleri bombalama yoluna gidiyor. Bu taktik Kazan Vadisi'nde işe yaramış ve yaklaşık 50 örgüt üyesi öldürülmüştü.

TÜRKİYE FEDERASYONLA GENİŞLER Mİ?
Şemdinli kalkışmasının, bunu bilen PKK'nın çeyrek asrı aşkın bir zaman sonra kısa bir süreliğine de olsa alan hâkimiyetini sağlamak için başlattığı ikinci ve son savaş olduğu söylenebilir. Bu yönüyle 23 Temmuz eylemi, 'PKK'nın Şemdinli'deki 'Armageddonu'dur. Politik anlamda varlık-yokluk mücadelesidir. Ancak yalnızca askeri değil, tarihsel nedenlerden ötürü de siyaseten başarıya ulaşamayacak bir girişimdir. Çünkü Türkiye, Kemalist sistemin, tarihi zorunluluklardan dolayı Anadolu ile sınırlı tutulan politikasını aşmış ve dışarıya doğru genişleme stratejisini uygulamaya başlamıştır. Nüfuz alanını genişletme ihtimali, artık bölünmeden daha yüksek bir ihtimaldir.

Şimdi Ergenekon davasında tutuklu olarak yargılanan yazar Yalçın Küçük, "Anadolu'ya sıkışmış bir devlet uzun ömürlü olamaz. Selçuklu ve Osmanlı bu yüzden genişleme stratejisi gütmüştü. Eğer genişlemeselerdi yıkılırlardı," mealinde görüşler ileri sürmüştü.

ABD'nin 1991 ve ardından 2003'te Irak'a askeri müdahalede bulunması Kuzey Irak'taki Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin önünü açtı. Bu, elbette ABD'nin sırf Kürt devletinin tohumunu atma saikiyle Irak'a müdahalede bulunduğu anlamına gelmez. ABD, Irak'a, Bağdat yönetimini Şiiler alsın da İran'la yakınlaşsın niyetiyle de saldırmamıştı. Ancak sonuç böyle oldu. Suriye'de de 'post-Esad' döneminde 'de facto' olarak böyle bir durum ortaya çıkabilir. Yarın öbür gün yine ABD'nin müdahalesinden ötürü İran'da da otonom bir Kürt bölgesi oluşabilir. Sonra da Batı bloku -Ortadoğu'daki en büyük müttefiki olan Türkiye'ye savaş açmayacağına göre- bu üç otonom bölgeyi Ankara'ya verip "Federatif bir esnemeyle hinterlandını genişletebilirsin," teklifinde bulunabilir.

Olmaz demeyin. Hegelian anlamda tarihin Kürtlere sunduğu fırsatlar var. Ancak aynı tarih, bu fırsatların -Kuzey Irak örneğinde görüldüğü gibi- ancak Türkiye ile işbirliği içinde hayata geçirilebileceğini de öngörüyor. Bir başka deyişle Hegelian anlamda tarihin Türklere de sunduğu büyük fırsatlar var. Herkes yüksek sesle dillendirmeye çekiniyor ama seçenekler belli: Ya Türklerle Kürtler 'win-win' (kazan kazan) stratejisini benimseyip birleşecek ya da ayrılacak. Üçüncü bir yol yok.

Türkiye'nin ekonomik ve siyasi anlamda bölgede hegemonyasını artıracak bir 'Türk-Kürt ittifakı'na ulusalcılar bile "Toprak kaybetmekten evladır," diyerek razı olabilir.

Cemil Meriç'in deyişiyle bir elinde Kur'an, öbür elinde kılıçla sürekli toprak fethedip, sonra fethettiği toprakları yavaş yavaş kaybeden bir millet için belki de en kazançlısı budur.

MİT'İN 'SERHİLDAN' RAPORU
Şemdinli'deki serhildan (başkaldırı) planının engellenmesinde gelen istihbarat doğrultusunda askeri önlemlerin zamanında alınmasının etkisi var. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), örgütün Şemdinli'de 'farklı bir eylem hazırlığı' yaptığını saldırılardan önce bir raporla Başbakanlık'a bildirdi. Raporda eyleme yaklaşık olarak 300-500 kişilik bir terörist grubun katılacağı ve örgütün geçmişteki vur-kaç taktiğinin aksine alan hâkimiyeti sağlamaya çalışacağı gibi bilgiler yer aldı. Bu bilgilerin, dinlenen telsiz konuşmalarından ve örgüt içi kaynaklardan edinildiği belirtiliyor. Rapora göre amaç, sivilleri de canlı kalkan yaparak 'Kürt Baharı' iklimi yaratmaktı.

PKK, Şemdinli eylemini, Suriye'deki uzantısı PYD üzerinden Kuzey Suriye'nin belirli bölgelerinde idari özerklik provası yapmaya başlamasından önce planladı. Dolayısıyla Şemdinli saldırısı, örgütün 'Batı Kürdistan' dediği Kuzeydoğu Suriye'dekine benzer bir pozisyon elde etmek amacıyla yapılmadı. Zaten eylem hazırlıkları önceden yapılmıştı. İki haftadır süren Şemdinli çatışmalarında şu ana kadar sivil can kaybı olmaması PKK'nın 'serhildan' amacına ulaşamayacağının en büyük göstergesi.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Devlet denen iffetli gelin (17.06.2012)
‘First demir leydi’: Hillary Clinton (10.06.2012)
Polisiye edebiyatın babası (03.06.2012)
Sosyal medyanın 'sanal büyükelçi'leri (08.04.2012)
Monica Lisa (20.02.2011)
ARŞİV