Eski Türkiye'nin parodisi

Giriş Tarihi: 13.1.2013

Olacak O Kadar ile şöhrete ulaşan Levent Kırca, eski Türkiye'nin ve giderek kendi kendisinin parodisine dönüşmüş bir tiyatrocu. Artık kimse ona gülmediği için öfkeli ve ruhsatsız mikrofonla, maganda kurşunu gibi kelime sıkıyor

Hollywood filmlerindeki muadillerinden aşağı kalır yanı olmayan karizmatik trafik polisi, bir otomobilin sol koltuğunda tiyatral bir mübalağa ile sarhoş taklidi yapan, saçları da, güya içtiği rakı gibi beyaz bir adamın yanına yaklaşıyor. Sonra adamın başında dikilip, takriben beş dakika boyunca alkolün zararlarından ve alkollü araba kullanmanın yanlışlığından dem vuran bir konuşma yapıyor. Sarhoş sürücü ise arada kelimelerin içine gizlendiği sanılan aleni küfürlerle mukabele ediyor polise. Sonunda, direksiyonun solda değil de -İngiliz usulü- sağda olduğu ortaya çıkınca sarhoş adam ceza yemekten kurtuluyor. Olacak O Kadar adlı güldürü programında benzerine pek sık rastlanan bu türden skeçler, kendi kendisinin parodisine dönüşmüş Levent Kırca mizahının alelade örnekleri olarak çeyrek asra yakın bir süre boyunca Türk televizyonlarında arz-ı endam eyledi. Dile kolay, çeyrek asır…
Alt metninde herhangi bir derin mesaj barındırmayan ve Türkçe'nin dillere destan esnekliğinin yarattığı espri imkânlarını iliklerine kadar sömüren bir metni, irrite edici bir didaktik üslupla anlatın. Levent Kırca mizahı aşağı yukarı budur. Kırca'nın öğretecek bir şeyi yok, en azından artık öğretecek hiçbir şeyi kalmamış, ama didaktik. En kötüsü de bu. Üç Boyutlu Portre'nin bu haftaki konuğu Levent Kırca, Türkiye'nin bir türlü çözülemeyen sorunlarına sanatsal bir biçimde değinen ve hakkıyla sosyal/politik eleştiri yapan bir büyük sanatçı mıdır yoksa bilindik meseleleri birbirinin tekrarına dönüşmüş skeçlerle anlatıp, sınırlı yeteneklerini paraya tahvil eden, kendi kendisinin bir tür pastişi, mutant taklidi haline gelmiş bir tiyatrocu mudur? Sorulması gereken asıl soru bu. Ceza yazmaya hazırlanan trafik polisinin, kendisine meze niyetine uzatılan hıyarı fırlatması üzerine "Hıyarımı niye fırlattın, ben onu tuzlayarak yiyecektim," cümlesindeki 'tuzla'dan sonraki kısmı ayırarak söyleyen skeççi Levent Kırca ile ideolojik akrabalığının da bulunduğu ülkenin ana muhalefet partisi liderine bir etkinlikte "Karı dü…'ye gidiyor," diyen sözüm ona muhalif Kırca arasında pek fark olmadığı izahtan vareste.
Bu sözleriyle Kılıçdaroğlu'nun selefine -bir kaset operasyonu ile görevinden ayrılmak zorunda kalan müstafi CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a- seviyesiz bir gönderme yapmadığını kim garanti edebilir. Kırca aynı etkinlikte Sezen Aksu'yu, Ali Poyrazoğlu'nu ve Halil Ergün'ü de 'vatan haini' ilan etti. Kılıçdaroğlu ile ilgili açıklamalarından ötürü hem muhafazakâr, hem de laik çevrelerde tepki toplayan, cinsiyetçi davrandığı için özellikle kadınların öfkesini çeken Kırca'nın içinde bulunduğu minibüs, geçtiğimiz günlerde Bursa'nın Orhaneli ilçesinde yoğun kar yağışı nedeniyle şarampole yuvarlandı.
Bu kazadan sonra Olacak O Kadar skeçlerindekileri aratmayan bir espri yapmayı ihmal etmedi ve "Asıl ülke şarampole yuvarlandı, onu düzeltmeye çalışıyoruz," dedi. Kimilerine göre de kendisi, âdeta freni boşalmış bir kamyon gibi ilerliyor. Kelimenin literal anlamıyla değil, mecazi anlamıyla da şarampole yuvarlanmasın da…

KİMSE ONA GÜLMEDİĞİ İÇİN ÖFKELİ
Levent Kırca, televizyonlarda rekor bir süreyle yayınlanan Olacak O Kadar programının yüzü suyu hürmetine 1998 yılında Kültür Bakanlığı'nca verilen devlet sanatçısı unvanına layık görüldü. 1980'li yılların sonu ile 1990'lı yılların başı için bazı anlamlı mesajlar içeren dizinin bu kadar uzun süre neden izlendiği bu yazıya sığmayacak bir başka tartışmanın konusudur. Ancak Kırca'nın, geçmiş yıllarda Olacak O Kadar ile yakaladığı tecimsel başarıyı, 2011 yılında ilk bölümünü çektiği Karımın Dediği Dedik Çaldığı Kontrbas adlı dizi ile yakalayamamış olmasını, artık anakronik bir komedyene dönüştüğünün yeterli delili olarak yorumlamak mümkün. Zaten Kırca artık kimse ona gülmediği için de öfkeli. Tiyatroda deyim yerindeyse sıfırı tüketen Kırca, Darbukatör Baryamlık'tan -kendisine kıyasla- daha seviyeli bir politik muhalifliğe terfi eden Müjdat Gezen gibi siyasete ilgi duymaya başladı. Ancak bu tür isimlerin siyasi muhalefeti, muhalefet mefhumunun kendisine ciddi zararlar veriyor. Zaten bu ülkede laikliğin lokomotifliğini yapma iddiasındaki çevreler, kendilerinden önce gelen kuşaklar tarafından onlara altın tepside sunulmuş iktidarın konforuyla tembelleşeceklerine, Mustafa Kemal Atatürk ve silah/fikir arkadaşlarının bin bir türlü zorluğu aşarak kurdukları ülkeyi ileri götürmek için çalışsalardı bu ülke şimdi daha iyi yönetilebilirdi. Kuşkusuz iktidarda kim olursa olsun daha iyi yönetilirdi. Zaten bu durumda kimin iktidar, kimin muhalefet olduğunun da pek bir önemi kalmazdı. Eylül 2011'de bu köşede Fazıl Say'ın portresini yazmıştık.Fazıl Say ile benzer gerekçelerle muhalefet yapan Levent Kırca'nın, iyi bir piyano ve aynı zamanda bilgisayar klavyesi virtüözü olan Say'ın bile seviyesinden epey uzak olduğunu söyleyelim. Sonuçta Levent Kırca ve Fazıl Say türü primitif muhalefet yapan insanlara, kalem veya mikrofon gibi aletleri verirken iki kere düşünülmeli. Aksi takdirde maganda kurşunu misali sıktıkları kelimeler, sağda solda ölümcül hasarlar bırakıyor.

ŞÖHRETİ, OLACAK O KADAR'LA YAKALADI
Levent Kırca, 28 Eylül 1950'de Samsun'un Ladik ilçesinde dünyaya geldi. (Samsunlu olduğu için mi şimdilerde 'büyük kurtarıcı misyonu'na soyundu bilinmez.) Biri Nur Diner, diğeri Oya Başar'la olmak üzere iki evlilik yaptı. Her iki evlilikten ikişer tane olmak üzere toplam dört çocuğu var.
İlk kez henüz 14 yaşında iken Ankara Devlet Tiyatrosu'nda sahneye çıktı. Ankara Birlik Sahnesi ve Halk Oyuncuları'nda oynadı. Nasreddin Hoca Oyun Treni, Siz Olsaydınız Ne Yapardınız?, Bu Oyun Nasıl Oynanmalı?, Sağlık Olsun!, Ne Olur Ne Olmaz gibi televizyon dizilerinin yapımcılığını üstlendi. 1978 yılında ilk sinema filmi olan Altınşehir'le beyazperdede göründü. Ardından Ne Olacak Şimdi? ve Mavi Muammer adlı filmlerde oynadı. Hodri Meydan Topluluğu adlı tiyatro grubunu kurdu. Ateşin Düştüğü, Toros Canavarı, Kadıncıklar, Üç Baba Hasan, Sefiller, Güzel ve Çirkin, Oyun Nasıl Oynanmalı adlı tiyatro oyunlarında oynadı. Filmografisinde ise yönetmen, senarist veya oyuncu olarak Taşı Toprağı Altın Şehir, N'olacak Şimdi, Mavi Muammer, Ölürsün Gülmekten, Son, Şeytan Bunun Neresi'nde, Kendini Bırak Gitsin adlı filmler var. Şöhreti 1989 yılında ilk bölümünü çektiği Olacak O Kadar adlı televizyon dizisi ile yakaladı. Bu dizi, tam 23 yıl boyunca-1989-2012 arasında- farklı televizyon kanallarında yayınlandı.
ARKADAŞINA GÖNDER
Eski Türkiye'nin parodisi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz