X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Nejat İşler hangi yemek kursuna gitsin?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Nejat İşler hangi yemek kursuna gitsin?

  • Giriş Tarihi: 27.1.2013

Kuzey'in mahallesinde, Tekinoğlu fırınının dibinde hangi salaş meyhane var? Pargalı'nın helvasını kavurup komşulara dağıtmak delilik mi? Bradley Cooper'ın üzümlü gevreği neye işaret? Etli şeyler yapmayı daha artistik bulup yemek kursuna gitmek isteyen Nejat İşler'e nereyi tavsiye edelim?

19 OCAK CUMARTESİ

UMUT IŞIĞIM: ROMANTİK BİR AKŞAM RANDEVUSUNDA NE YENMEZ?
Umut Işığım'da (Silver Linings Playbook), rehabilitasyon merkezinden yeni çıkan ama saplantı haline getirdiği eski karısını henüz aklından çıkaramayan Pat (Bradley Cooper) ile Tiffany (Jennifer Lawrence), bir diner'da akşam yemeği randevusuna çıkarlar. Pat, üzümlü gevrek söyler. Üstüne süt boca edip kaşıklamaya başlar. Sonra itiraf eder: Randevu gibi olmasın, çıkmışlar gibi olmasın, flört ediyorlar gibi olmasın diye üzümlü gevrek söylemiştir. Karısına hâlâ sadık bir adamın korunma yöntemi olarak! Akşam yemeğe çıktığınızda yulaf ezmesi, omlet ya da kinoa salatası, yoğurt filan söyleyen adam cephesinde bazı bariyerler olduğu kesin. Ama söz konusu adam Bradley Cooper'sa ve bu kadar da hızlı yol alıyorsa, pek çok biftek tüketicisine de tercih edilebilir bir yandan!

KARAKÖY'ÜN SON YENİSİ: TARÇINLI!
Yeni mekanlarla eski binaların kapıştığı popüler semtte, hayır, bir taze yeme içme dükkanı daha değil, bir meze! Karaköy Lokantası'na son gittiğimizde tadıp onaylamıştık, bu defa camekandaki mezelerin arasına girdiğini görüp sevindik. Bu bir pilaki, ama başka türlü bir pilaki. 'Eşek fasulyesi' de tabir edilen XXL fasulyelerden yapılma, çok bol karamelize soğanlı ve tarçınlı. Bütün mezelerin tıpatıplaşmasını çok sıkıcı bulanlara...
20 OCAK PAZAR

TEKİNOĞLU FIRINI'NDA ARAP TURİST, BİRTAT'TA HAYAL KIRIKLIĞI
Heyecan, daha geçen ay başladı. Deniz Erbil "Üsküdar'da geleneksel bir meyhane" başlıklı yazısında, Selimiye'deki ocakbaşı-meyhaneyi yere göğe koyamıyor, 1956'dan beri hizmet veren mekanın müdavimleri hatta bağımlıları olduğunu söylüyordu (Cumartesi SABAH, 8 Aralık 2011). Güveçte işkembe, demir tavada uykuluktan kokoreç diye sayıyor, "Bu kadar iyi hazırlanmış sakatatı evimde bile yemedim," diyor, Arnavut ciğeri aşamasında beklentiye tavan yaptırıyordu: "Bir lokma tattım ve mutfağa koştum; dükkanın sahibi Murat Usta'ya böylesine nefis bir ciğer tavayı daha önce yemediğimi söyledim." Birtat, Selimiye Kışlası'nın orada salaş bir yerdi. Begüm dedi ki, "Kuzey Güney'deki meyhane gibi bir yer geldi benim gözümün önüne." Daha önce adını bile duymamış olmamıza sinirlendik. Günler geçti ve nihayet... Tekinoğlu Simit ve Unlu Mamüller Fırını'nın önünde durduğumuzda, bir an bayılacağımı sandım! Aman Yarabbi! Gerçekten de Kuzey'in mahallesindeydik! İki adım ötede Gülten Bayan Kuaförü ve karşıdaki fotoğrafçıda Cemre'nin, Gülten Hanım'ın, Zeynep'in, Kuzey'in fotoğrafları... Tekinoğlu Fırını'nın vitrininde ekmekler, simitler... İçerideki tezgahta bir tepsiye dizilmiş kurabiyeler ve Sami Bey'in öylece bırakmış olduğu hamur topu! Bayağı Arap turist olduk! Birtat'ı da Kuzey'in takıldığı meyhane sandık önce, ama hayır, Tuncer Abi'nin yeri hemen yakındaki sokakta, Park Restoran. Burasıysa, evet gerçekten de 56'dan beri olan, akşam boyu her masası birkaç kere boşalıp dolan bir müdavim yeri. Soğuk mezeleri, böyle harcıalem bir ortamdan beklediğinizin üstünde. Arnavut ciğeriyse, sahiden mutfağa koşturur. Bu kadar yumuşak ve lezzetli olabiliyor madem ciğer, bunca sene onca yerde neden olmamış dedirtiyor. Ve diğer sakatat çeşitlerine dair beklenti, haliyle çok yukarılara çıkıyor. Ama işte ondan sonrası da tepetaklak... Dört kişi, güveçte işkembe, kokoreç, uykuluk, kelle, şiş ve kebap paylaştık. Güveçte işkembe sıradan hatta lastiksiydi; Kadıköy'deki Benusen'de çok daha iyi yapıyorlar. Keşan'daki Şirin Kokoreç'e yolu düşmüş biri olarak, buradaki kokorecin lafını bile etmem. Diğerleri arasında en iz bırakansa şiş ile kebabın üstündeki biberli, soğanlı, sarımsaklı (etsiz lahmacun harcını andıran) sos sürülmüş ince çıtır pide-lavaştı. Tek başına yenecek nefasette bu eleman. Birtat, Deniz Erbil'in vaat ettiği gibi bir iz bırakmadı damağımızda, ama üstümüzde fazlasını bıraktığını ekleyelim. İstikamet doğrudan çamaşır makinesi...

21 OCAK PAZARTESİ

TAM NEJAT İŞLER'İN DİŞİNE/DAMAĞINA GÖRE BİR YEMEK KURSU
Bir gün rötarlı okudum: Asu Maro, Nejat İşler'e "Yemek yapıyor musun?" diye sormuş (Milliyet Pazar). "Çok," diyor Nejat İşler. "Kursa gitmeyi düşünüyorum. Yemek programlarını çok seviyorum mesela, en çok onları seyrediyorum, güzel tüyoların verildiği... İnternette en çok baktığım şey yemek tarifleri..." "Neler yapıyorsun?"a cevaben de, "Etli, tavuklu, balıklı şeyleri seviyorum, onları yapması daha artistik geliyor" diyor. "Mercimeği haşla filan, çok havalı gelmiyor. Bir film vardı, Nick Nolte ressamdı, dört New York hikayesi, onun gibi takılıyorum. Müziği açıyorum, ne içeceksem onu koyuyorum, dolabı açıp bakıyorum. Ondan da biraz, ondan da biraz, ne içiyorsam ondan da koyuyorum içine. Soslar moslar, hazır çorbadan makarna sosu yapıyorum çok güzel, hızlı." Nejat İşler'e İstanbul Culinary Institute'taki bir yemek kursunu tavsiye edeyim: Et Marine Etme ve Pişirme Teknikleri. 9 Şubat Cumartesi saat 13:00 -16:00 arasında, konuk şef Selim Karaca liderliğinde şöyle bir 'kare as' yapılacak: Kırmızı şarapla marine edilmiş dana pirzola (tavada pişirme) Zeytinyağı ve taze baharatlarla marine edilmiş kuzu kol (fırında pişirme) Yoğurt ve zencefille marine edilmiş tavuk baget (yahnileme) Panelenmiş dana kontrafile (derin yağda pişirme) Pişiriliyor, sonra afiyetle yeniyor, karşılığında da 120 TL veriliyor.

22 OCAK SALI

DOM PERIGNON'LA KARNINI DOYURAN FUTBOLCU KİM?
Liverpool'un Uruguaylı yıldızı Luis Suarez, İngiltere Premier Lig'e kupa maçları nedeniyle verilen arada İstanbul'a gelmiş. Galatasaray'ın kalecisi Muslera da, Uruguay Milli Takımı'ndan arkadaşı olan Suarez'i, eşi ve çocuğuyla beraber Etiler'deki Nusr'Et'e götürmüş. Şöyle bir resimaltı vardı konuyla ilgili: "Suarez ve ailesi, kafes, antrikot, lokum, havuç dilim baklava ve Dom Perignon şampanya siparişiyle karınlarını doyurduktan sonra geldikleri gibi taksiyle restorandan ayrıldı." (Kelebek) Dom Perignon ile karınlarını doyurduktan sonra, ha? İyiymiş!

23 OCAK ÇARŞAMBA

MEVLİT KANDİLİ SEBEBİYLE BİRKAÇ HAYATİ SORU:
Kandil gecesi, beraberinde bu soruları da getiriyor:
1. Kandil simidi: Susamlısı mı, çörekotlusu mu?
2. Helva: Un mu, irmik mi?
3. Un helvası: Kaşık formu verilmiş olan mı, bırak dağınık kalsın şeklinde mi?
4. İrmik helvası: Yapışık mı, dökümlü mü? Dondurmalı mı, sade mi? İki tüyo: En güzel helva, evde yapılan ya da komşudan gelendir. Ama herkesin birden üşeneceğinin tuttuğu acil durumlar için not düşelim: Kadıköy Çarşısı'ndaki Yanyalı Fehmi'nin un helvasının tadı yerinde. Beyaz Fırın da irmiğin kıvamını iyi tutturuyor, içinde de bol badem ve portakal rendesi oluyor.

24 OCAK PERŞEMBE

PARGALI İÇİN HELVA VE BİR ULUSUN HAYAL GÜCÜNE İNDİRİLMİŞ DEXTER SATIRI!
Düzenli okumuyorum ama her okuduğumda mı iyi olur! Sivilay Abla (Taraf), bence bu ülkenin en benzersiz siyasi mizah yazılarını yazıyor hâlâ. Okuru, özetle şöyle sormuş: "Pargalı İbrahim'i sevmiyorum ama boğdurulması sahnesi beni çok etkiledi. Aklıma helva kavurup apartman komşularıma dağıtmak geldi. Muhabbet etmek için bir vesile olur dedim ve bol iç fıstıklı ve halis köy tereyağı ile enfes bir helva kavurdum. Kapısını çaldıklarımın kimi alay etti, kimi cenazede helva dağıtma kültürümüze hakaret ettiğimi ima edip azarladı. Ben mi kaçığım yoksa komşularım mı odun?" Sivilay Abla'nın cevabı şöyle: "Sevgili Beyza; öncelikle dizide ölenin arkasından helva dağıtıp deli muamelesi gören ilk sen değilsin. Kurtlar Vadisi'nin çeyrek asır önce çekilmiş bölümlerinde oynayan ancak Polat Alemdar'ı gölgede bıraktığı için senaristin hain kurşunlarına kurban giden Çakır'ın gıyabi cenaze namazını kılanlar bugün bile alay konusu. Bizim toplumun sapık gibi bir gerçeklik saplantısı var. Her saplantı bir hastalıktır ve tabii ki her psikologun yapacağı gibi hastanın çocukluğuna inmemiz gerekmektedir. Çocukluğumuza indiğimizde menfur bir şarkı ile karşılaşırız. Ankara'nın dişlek şanslı veletlerinden oluşan TRT Çocuk Korosu'nun, ürküten hayalet tonlamasıyla başladığı "Seeeen hiiiiç gör-dün-mü, üüçç kulaklı bir adam" ve gülüşmelerin ardından neşeli ve alaycı bir üslupla "Olur mu hiç üç kulak dön de ayanaya bak heyyy!" diyerek devam ettikleri Üç Kulak şarkısı. Bu bir çocuk şarkısı değil, adeta bir ulusun hayal gücüne indirilmiş Dexter satırı. Üç kulaklı adam mı olurmuş, dizide boğdurulan Pargalı için gönlünden helva kavurup komşularına dağıtmak da ne oluyor? Dön de aynaya bak heyy! O değil de, canım çok helva çekti."

25 OCAK CUMA

PELİN BATU'YU GÜLME KRİZİNE SOKAN KOKOREÇ SÜRECİ
Pelin Batu, Dublin'de zencefilli havuç çorbasını içip Egemen Bağış'a sormuş: Avrupa Birliği sürecinde kokoreç yasaklanacak mı? "Sayın Bağış, 'Avrupa Birliği sürecinde Türkiye kokoreçten vazgeçmeyecek. Ama Türkiye, daha temiz, daha sağlıklı kokoreç tüketecek. Avrupa Birliği süreci bizim yediğimiz kokoreçten emin olmamızı sağlayacak, kokoreci yerken hiçbir şekilde aklımıza takılmaması gereken bir süreçtir' deyince ben gülme krizine giriyorum," diyor (Milliyet). Bir de kokoreç projesi varmış: Önümüzdeki bahar ve yaz aylarında Türkiye'nin önde gelen kokoreç firmaları arasında yarışma yapıp Avrupa Birliği Bakanlığı'nın bahçesinde kokoreç festivali düzenleyeceklermiş. İnşallah kimse gülme krizine girmez! Haftaya kaldığımız yerden devam edelim...