X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Doğançay'ın müzesi çocuklara emanet
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Doğançay'ın müzesi çocuklara emanet

  • Giriş Tarihi: 3.2.2013

16 Ocak'ta yitirdiğimiz ressam Burhan Doğançay'ın en önemli mirası olan müzesinin müdürü Bergin Azer: "Çocuklar için düzenlediğimiz yarışma, Doğançay için müzenin en önemli faaliyetiydi. Şimdi amacımız yarışmayı Türkiye geneline yaymak"

Bir ressam arkasında neler bırakır? Burhan Doğançay için bu sorunun tek yanıtı resimleri değil. Onun hayattayken üzerine titrediği, anlatırken gözlerinin içinin güldüğü bir mirası var: Babası ve kendisi adına kurduğu Doğançay Müzesi. Müzeyi gezerken hem Doğançay'ın hayatı hem de eserleri hakkında kapsamlı bilgi edinebiliyorsunuz. Doğançay'ın müze çatısı altında düzenlenen faaliyetler arasında en çok önem verdiği, gençler ve çocuklar için düzenlenen resim yarışması. Türkiye'den çocukların resimle büyümesi, resim öğrenmesi, ressamın her fırsatta dile getirdiği isteğiydi. Biz de onun mirasını yaşatacak bu müzenin müdürü Bergin Azer'e müzeyi ve Doğançay'ı sorduk.
- Burhan Doğançay'ın müzeyi kurma amacı neydi?
- Gezdiği ülkelerde tek bir sanatçıya adanmış kişisel müzeleri gördüğünde, ileride imkanı olursa Türkiye'de böyle bir müze açmaya karar vermiş. Başarılı kişilerin, kendilerinden sonra gelen nesillere bir iz, referans, anı bırakmasının çok önemli olduğunu söylerdi. Bizde bu gelenek, Batı ile karşılaştırıldığında daha çok yeni olduğundan, bunun eksikliğini de hissetmiş. Müze, hem babasının (ressam ve harita subayı Adil Doğançay) hem de kendi eserlerinin kalıcı olarak sergilenebileceği bir alan olduğu için önemli. Buna ilave olarak, doğduğu topraklara kalıcı bir eser bırakmak da onun için önemliydi tabii.
- Doğançay Müzesi'nin bu yıl için planları nelerdir? Burhan Doğançay'ın müzeyle ilgili planları istekleri nelerdi?
- İstanbul ilköğretim okulları arasında düzenlenecek resim yarışmamız var. İlk defa Burhan Bey olmadan yapacağımız için, içimiz buruk elbette. Hedefimiz, bu yarışmaya katılan, öğrencilerin genç yaşta sanatı tecrübe edinmeleri. Her şeyden önce, müzenin ileri nesillere kalması için gerekli tüm hazırlıkları yapmıştı. Bunun için Doğançay Kültür ve Sanat Vakfı kuruldu ve müze buna bağlandı. Buna ilave olarak, çocukların sanat ile tanışmalarını, hayatlarında mutlaka sanat olması gerektiğini vurgulardı. Çocukluk yılları yaratıcılığın, hayal gücünün en verimli olduğu yaşlar olduğu için, Burhan Bey öğrencilerin müzeye gelmelerinden çok mutlu oluyordu. Amacımız yarışmayı Türkiye çapına yaymak. Bunun yanı sıra yabancı müzelerle işbirliği yapacağız, Doğançay adına yeni sergiler açacağız.
- Müze binasını nasıl satın almış?
- Müze binasını 1999 yılında almış. Hiçbir destek almadan, uzun ve zorlu restorasyon sürecinden sonra, müze kapılarını 2004 yılında açmış. Bu süre içinde, 2002 yılında bir de açık kalp ameliyatı geçirmiş. New York'taki hastane yatağından bile çalışmaları yakından takip etmiş.

ARŞİVİ MÜZESİNDE
- Onunla birebir çalışmak nasıldı?
- Burhan Bey ile çalışmak, eğlenceli olduğu kadar öğretici bir tecrübeydi. 'Hayatı film gibi', o kadar doğru bir tanımlama ki. Düşünün, üç-dört yaşında babasının teşvikiyle resim yapmaya başlıyor, daha sonra Ankara'da Gençlerbirliği takımında futbol oynuyor. Mimarlık okumak isterken kendisini hukuk fakültesinde bulduktan sonra, Paris'te doktora yapmaya gidiyor. Fransızcasını geliştirmek için gittiği Hornfleur kasabasının star futbolcusu oluyor. Doktora sını yaparken, para kazanmak için bir İngiliz filminde oynuyor. Ankara'ya döndüğünde, basın ve tanıtım dairesinde çalıştığı dönemde Türkiye'yi pek çok fuarda temsil ediyor, burada döneminin en önemli isimleri ile tanışıyor. New York'a atanıyor, diplomatik hayatın
içinde yaşarken, birden yaşamının tüm akışını değiştirecek, düzenini bozacak kararı verip, kendisini tamamen resme adıyor. Bu, müthiş bir özgüven ve cesaret isteyen bir davranış. Zaten kendisi de derdi 'Ben Everest'in tepesine tırmanarak çıktım, helikopter ile değil.'
- Eşi Angela Doğançay'la da ilişkisi oldukça özeldi bildiğim kadarıyla.
- Hayatının en büyük şanslarından, lütuflarından birisinin, eşi Angela olduğunu hep vurguladı. Tanışmaları da film gibi: New York'taki The Pierre Otel'de düzenlenen Macar balosunda, arkadaşları ile gelen Türk ressam ile salonun diğer ucunda, kız arkadaşının ısrarı ile hiç istemeden baloya katılan Alman kızın, davetin sonuna doğru tanıştırılmaları... Burhan Bey'in dediği gibi her şey önce kısmet, alınyazısı. Müthiş bir uyum içinde geçen 40 yıl. Müzede elimizdeki muazzam arşivi de eşi Angela Doğançay'a borçluyuz.
- Çocuksuz bir çift olmak da tercihleri miydi?
- Kendisi hep 'Ben eğer çocuğun süt parası, okul parasını düşünmek zorunda olsaydım diplomatlıktan ayrılma ve ressam olma kararını veremezdim. Çocuk olduğu takdirde sanat konusundaki tutarlılığımı devam ettiremezdim.' Tanıştıkları zaman, 1974 gibi, Burhan Bey'in yolun çok başında olduğu zamanlar. Beraber kirayı veremedikleri de olmuş. Bu müze de aslında onların çocuğu.

Kedisi Rambo'yu çok severdi
"Burhan Bey hayvanlara, özellikle kedisi Rambo'ya çok düşkündü. Diğer kedileri Pelin ve iki köpekleri Bilo ve Kara'yı da severdi, ancak Garfield karakterli Rambo'nun yeri onun için başkaydı. Rambo bebekliğinden beri Burhan Bey ile atölyeye iner ve çalışmalarını büyük bir dikkat ile incelerdi. Zaten son çalışmalarından olan Çerçeveli Duvarlar serisinden birkaç eserde Burhan Bey ona da yer vermişti."