X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çok şükür mutluluk içinde yaşıyoruz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çok şükür mutluluk içinde yaşıyoruz

  • Giriş Tarihi: 10.2.2013

Cem Yılmaz ile evliliğinin birinci yılını kutlamasına kısa zaman kala, Ahu Yağtu hayatında yeni bir sayfa açıyor. Uzun yıllardır yaptığı mağazacılığı internet ortamına taşımaya hazırlanan Yağtu Yılmaz, kat ettiği yolları, eşini ve oğlunu anlattı

Geçtiğimiz yılı, Türkiye'nin en merak edilen çifti olarak kapatan Cem Yılmaz-Ahu Yağtu'nun evlilikleri birinci yılını doldurmak üzere. Çift, artık yedi aylık olan Kemal bebekle birlikte 'aile' oldu. Yağtu'nun kendisinin de dediği gibi, yıllardır hayalini kurduğu evlilik, çocuk ve aşk denklemini gerçekleştirebildiği için olsa gerek, Ahu Yağtu'nun enerjisi ve mutluluğu fazlasıyla hissediliyor. Yağtu şimdi de aktif iş hayatına dönüyor. 21 yıldır moda sektörünün içinde olan ve üç yıldır üzerinde çalıştığı internet sitesini yakında yayına sokmaya hazırlanan Yağtu, 'asıl mesleğim' dediği oyunculuğa dönmek için kendisine birkaç ay daha ya da "Kemal biraz daha ortaya çıksın," zamanı vermiş.

- Çok kısa sürede hem anne hem de eş oldunuz, sisteminiz bu durumu sindirdi mi?
- Evet, her şey biraz hızlı gelişti. Ama yaşadıklarımı risk olarak görmedim. Çünkü çok istiyordum; bir ailem, bir yuvam, bir bebeğim olsun hakikaten çok istiyordum.

MAGAZİNİ HAYATIMA SOKMUYORUM
- Cem Yılmaz'ın nasıl bir koca olacağını bilmeden, onu tanımadan evlenmek sizi korkutmadı mı?
- Olaylar böyle gelişti, çok da hesap yapmadım 'Hay Allah şimdi ne olacak?' diye düşünmedim. Şimdi bunları yaşayarak öğreniyorum. Aradan geçen zamanda, ilişkimizin oturduğunu, birbirimizi dengelediğimizi düşünüyorum. Onları bir şekilde dengelemeden mümkün değil zaten evliliğin yürümesi.

- Görüyoruz ki Cem Yılmaz bu hayatı sevmiş; sizin hislerinizi alsak.
- Cem gibi, ben de çok çok sevdim bu hayatı tabii ki. Ben bunları gerçek anlamda çok istedim, çok hayal ettim sonunda da oldu. Sevmemem mümkün değil. Allah isteyen herkese versin.

- Hayal ettikleriniz gerçek oldu, bu süreci keyfine vararak yaşayabildiniz mi?
- Tabii ki keyfiyle yaşadım. Farkındalık çağında yaşıyoruz ve yaş itibariyle de isteklerimin bilince olduğum bir dönemdeyim. Uzun zamandır, bunların hayalini kuruyordum ama kader, doğru zamanı bekledi ve oldu diye düşünüyorum.

- Sadece yuva ve bebek özlemi çekiyorduysanız, seçtiğiniz eşinizin Yılmaz gibi göz önünde olan biri olması olumsuz bir özellik değil mi? Mutluluğunuzu baltalayacak pek çok unsur var.
- Bu hayat beni kısıtlamıyor ki. Cem'in göz önünde olması, onun hayat seçimiyle alakalı bir durum ve ben bunu seçmeme hakkına sahibim. Olaya başka tarafından bakıyorum. Cem'in magazinel hayatı, beni çok da fazla etkilemiyor, ben ne kadarını almak istiyorsam, o kadarını alıyorum.

- Düğün sürecini kötü hatırlamak için de pek çok sebebiniz var; magazin basınının ilişkinize olan ilgisi ve babanızla yaşananlar.
- Magazin tabii ki Cem'in hayatının bir parçası. Bunları yaşayacaktık, yaşadık. Ama bu beni ne kadar tahirp etti? Gördüğün gibi, çok da yıpranmadım. Çünkü bunlara çok fazla önem vermiyorum, bunları kişisel almıyorum. Benim hayatımın temelinde bambaşka şeyler var, bunlar çok tali konular.

- Yaşadıklarınız, ilişkilerinizi tekrar gözden geçirmenize, bazı insanları hayatınızdan çıkartmanıza neden oldu mu?
- Onlar magazinin yarattığı olaylardı, bunlar yüzünden hayatımda bir şey değiştirmedim. Bir yerden çıkarken beni çektiklerinde suratım asıksa, bu benim mutsuz olduğumu göstermiyor, hayatımı yansıtmıyor.

- Babanızın sizinle ilgili açıklamalarıyla ilgili bir tutumunuz olmadı mı?
- Bunlar söylenmiş olabilir, ama söylenmemiş de olabilir... Beni de yazıyorlar, benim de açıklamalarım varmış. Bunları konuşacak olursak bitmez, bambaşka noktalarda buluruz kendimizi, hayatlarımızı. İşte ben de tam bu yüzden hayatıma kesinlikle bunlara göre yön vermiyorum.